Prof. Dr. Yasin AKTAY

İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi

MEKKE

İslam İşbirliği Teşkilatı”nın Mekke”de düzenlediği 4. Olağanüstü zirve sonuçlandı. Toplantı Suudi Arabistan Kralı Abdullah”ın daveti üzerine gerçekleşti ama Teşkilatın başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu”nun Arap Baharı süreci başladığı günden, özellikle de Suriye krizinin sarpa sardığı günlerden beri bu yönde bir talebi olduğu biliniyor.

Zirvenin böyle bir mekanda, böyle bir gecede toplanmış olmasının çok özel bir anlamı olduğu üzerinde durmuştuk. Gerçekten İslam dünyasının en sahih varlığının, doğrudan halkının en samimi duygular içinde topanmış olduğu bu gecede bu mukaddes toplanmaya liderlerin de eşlik etmiş olması, o kalabalıklarla liderlerinin aynı duygu atmosferinde buluşmuş olmasının hem bambaşka bir anlamı hem de bambaşka bir bereketi oldu. Her akşam yapılan dualarda liderlerin İslam alemi için hayırlı olacak kararlar için toplanmış olması dolayısıyla Allah”a şükredildi, alacağı kararların bütün dünyaya hayırlar getirmesi, liderlere basiret, feraset ve Müslümanlara karşı ülfet vermesi için ayrıca Allah”a dua edildi.

Toplantının gerçekleştiği kraliyet sarayı Ebu Kubeys Tepesi”ne kurulu ve Say alanına bakıyor ki, bu tepe Mekkeli müşriklerin Hudeybiye barışı sonucunda Hac etmelerine izin verdikleri Müslümanların ibadetlerini seyretmek üzere toplandıkları meşhur tepedir. O tepeden Say”in görünen kısmında Müslümanların peygamberin tavsiyesiyle hervele yapmaları bu yüzden tavsiye edilmiştir. Müşriklere görünen kısımda Müslümanların heybetli bir görüntü vermeleri, yani bir tür algı yönetimi yapmaları da sünnettendir.

Sa”yin bir diğer anlamı da Hacerin bir yüzünün Allah”a dönük iken bir yanıyla da alabildiğine dünya meşgalesi içinde olmasıdır. İsmail”ine su bulmalıdır, o kavurucu sıcak altında ağlayan ve susuzluktan ölmek üzere olduğunu düşündüğü İsmail için Safa ve Merve tepeleri arasında defalarca gider gelir. İhmal etmediği bu dünyalık koşuşturma esnasında da yüzü Allah”a dönüktür. Allah”tan dilemektedir. Allah da sonuçta ona mübarek Zemzem”i, İsmail”in topuğunun vurduğu yerden gönderir.

İİT Zirvesi bu Sa”y mekanına bakan sarayda yapıldı. Bu mekana bu yüseklikte bir sarayın inşa edilmiş olması kuşkusuz çok tartışma konusu olmuş. Hac ziyaretinde bulunanların içine hiç sinmemiş, hiç bir zaman da sinmeyecek bir görüntü bu. Gerçi, yeni genişleme projesinde Mescid”in etrafındaki bütün yüksek binaların yıkılacağı söyleniyor, Saray Mescid-i Haram”ın Say sınırına denk geldiği için bu genişlemeden nasibini nasıl alacak henüz bilinmiyor.

Bir yanı Kabe”ye bakan bu manevi atmosferde gerçekleşen Zirve, sa”ydeki beşerin koşuşturmacası gibi, yine bu atmosferin beklentilerine uygun sonuçlarla çıktı. İslam ülkeleri üzerinde önemli sonuçları olacak kararlar verildi.

Toplantının sonuçlarını gazetecilerle değerlendirdiği toplantıda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu sonuçların her bakımdan hayırlı olduğunu söyledi. Müslüman ülkeler arasında çok iyi bir kaynaşma, işbirliği ve güven artırıcı bir toplantı gerçekleştiğini ifade etti.

Herşeyden önce, bu toplantı vesilesiyle bir çok ülkenin cumhurbaşkanıyla ikili temaslarla mevcut işbirlikleri gözden geçirilmiş, yeni ilişkiler için de durumlar değerlendirilmiştir. Abdullah Gül başta Suudi Arabistan Kralı Abdullah ile olmak üzere, İran, Pakistan, Mısır, Bahreyn ve Filistin liderleri ile yaptığı görüşmelere özel olarak atıfta bulundu.

Genel kurulda Suriye, Filistin, Afganistan ve Sudan meselelerine özel olarak eğilinmiş, bütün bu alanlara Türkiye”nin gösterdiği ilgiye konuşan herkes özel atıfta bulunarak takdirlerini iletmiş. Mynamar”a Türkiye”nin gösterdiği ilgi de büyük takdir toplamış ve Türkiye”nin de isteğiyle, Myanmar”a yardımlar için bir temas grubunun oluşturulması kararlaştırılmış oldu. Bu, toplantının önemli gündem maddelerinden biriydi.

Cumhurbaşkanı Gül, bu toplantıdan Türkiye olarak beklenenlerden birinin Suriye konusunda, üyeliğinin askıya alınması yönünde bir karar olduğunu söyledi. Bu karar alındı, üstelik bu karara beklenenin aksine İran”dan ciddi bir karşı çıkış olmadı. Çünkü Gül”e göre İran da Suriye”de durumun ne Suriye halkı açısından hatta ne de kendi çıkarları açısından sürdürülemez olduğunu giderek daha iyi görmüştür. Bütün İslam ülkelerinin ittifak ettikleri bir hususa karşı direnmenin zorluğunu da ayrıca görmüştür.

Suriye”nin İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğinin askıya alınmasının ne tür sonuçları olabileceği sorusu üzerine Gül, bunun Suriye”nin mevcut rejiminin meşruiyetinin tamamen bitmiş olduğunun tescili anlamına geldiğini ifade etti. Bu gerçekten de önemli bir sonuç doğurur. Bugün elindeki silahlarla kendi halkına karşı akıl almaz boyutlarda şiddet uygulayabilen bir rejimin bu şiddet imkanının sürdürebilse bile bir devlet olarak fonksiyonunun artık bitmiş olduğunun resmi olmuştur bu. İslam dünyasından kimsenin tanımadığı, kimsenin ilişki kurmadığı, kimsenin itibar etmediği bir silahlı şebekeden öte bir anlamı kalmamıştır Suriye rejiminin.

Bu noktaya gelmiş olmak belki o silahlı gücü etkisiz hale getirmiş olmak anlamına gelmiyor, ama bir devlet olarak etkisiz hale getirmiş olmak onun artık bitmesi anlamına geliyor.

Suriye”deki direnişin ideolojik bir yanının olmadığının altını özellikle çizen Gül, ”Bir ülkenin başbakanı o ülkeyi terkettiyse bu bir ideolojik grubun değil, halkın meselesidir. Bu mücadeleyi başlatanlar Suriye ordusunun generalleri ve mensupları. Bu noktayı görmek çok önemli” diye konuştu. Bu tespit Esad”a karşı savaşan unsurların belli bazı dar çerçeveli ideolojik gruplardan ibaret olduğu iddialarına karşı önemli bir cevap oluşturuyordu. Gerçekten de Suriye”de şu anda savaşan unsurların büyük kısmı düzenli ordudan ayrılanlardan oluşuyor. Toplumun çok geniş kesimleri artık Esad”a karşı ortak bir irade sergilemekteler. Muhalefetin kendi arasında birleşmiş olup olmaması ayrı bir sorun ama artık Esad”ın gitmesi görüşünde yeterince ısrarlı bir ortaklık oluşmuş durumda.

Suriye”de İslam ülkelerinin Esad”ın gitmesi hususunda hiç bir tereddütlerinin kalmamış olduğunu söyleyen Gül, Irak tecrübesine bakılarak Esad sonrası durum için de Zirve toplantısında bazı uyarılarda bulunduğunu anlattı. Irak”ta Saddam sonrası orduya veya hükümete ait yılların tecrübe ve sosyal hafıza ve denge ürünü olan kurumlar tamamen yok edildi. Bu durum toplumda büyük bir boşluk oluşturdu. Halen bu boşluk doldurulamıyor. Suriye”de de aynı hataya düşülmemeli, kurumlar muhafaza edilmeli, tabii mutlaka tarihi dokuya özel bir dikkat sarfedilmeliydi.

Gül”ün özellikle mezhepçilik konusunda değindiği hususlar da var ki, İİT”nın toplantısında da bu yönde meydana gelen son derece hayırlı gelişmelerle birlikte aktarmaya sonra devam edelim.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: