Prof. Dr. Yasin AKTAY

İslam dünyasında sistem arayışları üzerine

İslami sistem kavramı üzerine bir süre önce bu köşeden katıldığımız tartışma bana göre geçiştirebileceğimiz türden bir şey değildi. Devamını getirmek gerekiyor. Samimiyetle yaklaşıldığı takdirde halimize ve istikametimize dair nice sorunu görebileceğimiz velut bir teemmül fırsatı sunabilir bu tartışma. Altınoluk Dergisi son sayısında bu tartışmaya yer vermiş. Ahmet Taşgetiren ve Hasan Kösebalaban ve Beytullah Demircioğlu”nun da çok değerli yazılarının yer aldığı sayıda sistem tartışmaları üzerine benimle yapılan bir mülakat yer aldı. Tamamı dergide yer alan mülakatın bazı yerlerini paylaşarak sözümüze kaldığmız yerden devam etmiş olalım:

Arap baharının ortaya çıkardığı-çıkaracağı sonuçlar bağlamında Müslümanlar için sistem önemli mi sorusuyla başlayalım?

Tabi öncelikle sistemden ne anladığımıza bağlı. Müslümanın hayatı belli bir sistem içinde tanzim edilmiştir. İçine doğduğumuz dünya Allah tarafından takdir edilmiş bir sistem içinde hareket etmektedir. Bu sistemin sınırları, mahiyeti, çalışma düzeni bazen yoruma göre veya bakış açısına göre farklı görünebilir, ama bir düzenlilik olduğu kesindir. Bir başıbozukluk yoktur, aksine mükemmel çalışan bir düzen vardır. Bu düzenin kurallarını keşfetmek mümkündür. Bu düzen insanın dışındaki her varlığın Allah”a tartışmasız ve isyansız itaat etmesiyle mümkün olan bir düzen. Allah insanlardan kendilerine itaat etmelerini ister, dolayısıyla hayatlarını insanın dışında kalanlar gibi Allah”ın teklif ettiği kurallara göre tayin etmelerini ister. Ancak bu konuda bizatihi Allahu teala bir zorlama yapmaz. İnsanı bu konuda muhayyer bırakır. İnsan itaat ettiğinde varlığın düzenine, ahengine, sistemine ayak uydurmuş olur bir bakıma. Uymadığında ise bu sistemin dışına çıkmış oluyor. Ama insana verilen meleke bu sistemin içinde kalmaya mahkûm ve mecbur olmamasıdır. İnsan bu sistemin dışında kalabilen tek varlıktır.

Tabi en geniş anlamıyla aldığımız zaman bu yaratılış sistemi ve ona uymak üzere insanın hayatını Allah”ın kurallarına göre tanzim etmesi. Oysa sistem tartışmaları biraz daha basit haliyle siyasal sistem olarak anlaşılıyor.

Tabi, sistem tartışmaları daha ziyade siyaset tartışmasıdır, ama en geniş anlamıyla yaratılış mevzusundan bağımsız değildir. Müslümanlar siyasal düzeyde bir sistem kurup herşeyi o sisteme bağlayabilirler mi? İnsanların elinden günah işleme imkanını alabilecek ve her yerde sadece Allah”ın istediği gibi bir hayat yaşanmasını sağlayacak bir hayat kurabilir miyiz? Sistem tartışmasının kışkırttığı sorulardan biri bu, bana göre. Bir siyasal sistem kurmak önemli, esasen bütün siyaset tam da bu sistemi tesis etme çabasına matuftur. Müslümanlar da asgari derecede Müslümanca bir hayatı mümkün kılabilecek, ona engel oluşturmayacak, İslam”ın kamusal ahkâmını icra etmeyi sağlayacak bir sistem. Bu sistemin arayışında olmak önemli tabi. Böyle bir sistemi tesis etmek önemli, ancak bu sistemin insanı hiç bir zaman devre dışı bırakamayacağını bilmek gerek. İnsanı devre dışı bırakıp zihnimizdeki mükemmel düzeni tesis edecek bir sistem yok. Sistem tartışmaları genellikle insan iradesinin ortadan kalkmasına dair garip bir özlemi de açığa vuruyor.

Nasıl oluyor bu?

Şöyle oluyor. Özlenen sisteme bir bakıma Mesihi bir rol atfediliyor. Her şeyin düzeleceği bir kurtuluş anı, bir tür mucize anı gibi görülüyor sistem, veya İslami sistem. Böyle bir sistem nasıl bir şeydir ve bu eninde sonunda bir insan eliyle tesis edileceğine göre, bunu tesis edip sürdürebilecek insanın gerçekliği nedir?

Sözünüzden Müslümanın sistem yapılanmasıyla ilgilenmesinin gereksiz olduğu anlamı mı çıkıyor?

Hayır, aksine, bir sistem kurma çabası hayata dair bir titizliğin yansıması olarak anlaşılırsa mesele yok tabi. Aslında sistem tartışması bir yandan da İslami siyaset arayışı olarak hoş karşılanabilir. İslami siyaset vardır, ama İslami sistem biraz muhayyel bir şey. Çünkü Allah indinde hesap verecek kadar gerçek bir şahsiyeti olmayan varlıkların Müslümanlığı sözkonusu olmaz. Örneğin devlet, Allah”a hesap verecek bir şahsiyet değil. Sistem de değil. O yüzden Allah”ın karşısında hesap vermeyecek bir oluşum nasıl oluyor da İslami olabiliyor. İslami olan iradi olandır aynı zamanda. Çünkü İslamilik iddiası en temel ahlaki ilke çerçevesinde yani kabul veya ret özgürlüğüne sahip olanların eylemiyle cereyan eder. İnsanın elinden başkaldırma özgürlüğü alınmış birinin ameli görünürde İslam”a uygun olsa da İslami değildir. Dolayısıyla sistemin İslami olması çabasını ancak siyasete Müslümanca bir katılımın şartlarına dair bir ilgi olarak hoş karşılayabiliriz.

İslami siyaset ile İslami sistem arasında nasıl bir alaka var?

İslami siyaset siyasetin besmeleyle ifasıdır. Başka herşeyi yaptığında besmeleyi getiren kul, siyaseti de Allah için Allah”ın adıyla yapar. Ama hangi koşullarda nasıl bir siyasi program veya tutum içinde olunacağı tamamen hayatın dinamiğiyle ilgilidir. Sisteme çok anlam atfettiğimizde her yerde geçerli olan bir tek kurallar bütünü olduğunu zannetmiş oluruz. Oysa Müslümanların durumu, güçleri-zaafları, içinde yaşadıkları hayatın şartları, beraber bir toplumsal düzeni tesis edecekleri, anlaşacakları veya kavga edecekleri insanların konumu onlara geniş bir siyasi alan ve sayısız siyasi pratik ortaya koyma muhayyerliği bırakıyor. Sistem kavramına fazla kafayı taktığınız zaman her yerde geçerli olan monoton bir kalıbı giydirme telaşına düştüğünüz gibi bu kalıbın gerçeklikle ilişkisini kurmakta da mutlaka zorlanırsınız. Çünkü kalıp muhayyeldir, hayatla bağı yoktur.

Bunu söylerken İslami siyasetten vazgeçmiyorsunuz, ama sistem kavramını sorguluyorsunuz. Genellikle İslami sistem kavramına eleştirel bakanlar İslami siyasete de soğuk bakıyorlar halbuki.

Olabilir. İslami siyaset, Müslümanların yaptıkları her işte olduğu (veya olması gerektiği) gibi siyasetlerini de İslami değerlere ve referanslara dayanarak yapmaları Müslümanlıklarının bir gereğidir. O yüzden tabii ki, sistem taleplerini sadece naifçe bulduğumu söylüyorum, yoksa Müslümanların verili şartlarda her şeyin daha iyisini, daha İslâmîsini arama ve gerçekleştirme çabasından geri durmaları gerekmiyor. İslami siyasetin sayısız pratikleri ve dolayısıyla tezahürleri olabilir. Hepsinde ortak olan yanlar vardır, ama bu ortak yanların bir sistem düzenliliği ortaya çıkardığını söylemek kolay değil. Bu pratiğin üzerinden bir gramer düzenliliği, bir sünnet tasavvur edilebilir tabi. Bu da takdir edersiniz ki biraz akıl performansıyla ilgili olur. Müslümanların bir sünneti vardır ve bu sünnet adı üzerinde yol şartlarının gereklerine uyar.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: