Prof. Dr. Yasin AKTAY

“İnsanı yaşatan devlet”in istihbaratı

“Operasyon denilince akla sadece silahla, havadan uçaklarla bombalayarak yapılanı gelmez. Diplomasiyle, görüşerek ve sonuç almayı hedefleyen operasyon da vardır”.

Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın bu ifadeleri, Yeni Türkiye”nin yeni operasyon anlayışını da tasvir ediyor. Gerçekten de kendi çözüm süreci de dahil olmak üzere son zamanlarda Türkiye bu operasyon anlayışıyla daha iyi sonuçlar aldığını cümle aleme gösteriyor. Konuşarak, anlamaya çalışarak, diplomasiyle veya siyasetle sonuç alıyor.

Hedeflenen sonuç nedir?

Tabii ki o da yeni devletin yeni anlayışını işaret ediyor: “insanı yaşatmak”.

Türkiye gencecik insanları ölmesin, analar, babalar ağlamasın diye devletin bütün imkanlarını seferber ederken, savaşmak yerine çözümü, siyaseti, diplomasiyi, konuşmayı tercih ediyor.

Sadece Türkiye”nin insanını önemsemiyor Türkiye. Etrafımızda yangın yerine dönmüş her noktadan insanların hayatlarını kurtarmak için bir sığınak rolü oynuyor.

101 gündür, dünyanın en kanlı terör örgütü ilan ederek karşısında seferber olmaya hazırlandığı IŞİD”in elinde rehin bulunan 49 konsolosluk görevlisini bu anlayışla sağ salim kurtardı. Kurtarma operasyonu silah kullanılarak, çatışarak, zor kullanarak yapılmadı. Aksine bu mutlu sonuç, 101 gündür büyük bir hassasiyetle devam eden ince diplomasi ve istihbarat işçiliğiyle elde edildi.

Bütün dünyada IŞİD”e karşı sert bir kampanyanın harekete geçtiği esnada Türkiye bu kampanyaya daha hamasi ve işgüzar bir üslupla katılmak yerine önceliğini IŞİD”in elinde bulunan vatandaşlarının sağ salim kurtulmasına verdi. Yanlış bir söz ve hareket, şimdiye kadar alışık olduğumuzdan çok farklı bir zihniyete ve karaktere sahip olan IŞİD”çilerin elindeki vatandaşlarımızın hayatını tehlikeye atabilirdi.

Vatandaşının hayatını koruma konusunda Türkiye”nin sergilediği bu hassasiyet son zamanlarda AK Parti hükümetinin Yeni Türkiye dediği anlayışın tipik tezahürü. Yeni Türkiye çözüm sürecini de bu ilkesel düzeyde temellendiriyor.

Bu ilkesel anlayışa göre bir devleti devlet kılan sadece kullandığı güç üzerindeki tekeli değil, o gücü kendi vatandaşlarının hayatını, güvenliğini korumakta ne kadar başarılı olduğudur. İnsanını koruyamayan, hatta bizzat kendi vatandaşlarının hayatına bir tehdit haline gelmişse o devletin bir meşruiyeti yoktur.

Ne yazık ki, Ortadoğu tam da bu anlamda meşruiyetini kaybetmiş, yani kendi vatandaşının hayatına karşı tehdit oluşturmakta olan devletlerle dolu.

Bu tezahür etrafındaki bir çok ülkenin kendi vatandaşının hayatına karşı sergilediği cömertlik veya lakaytlıkla bir arada düşündüğümüzde nasıl bir fark oluşturduğunu daha iyi takdir ederiz.

Türkiye, kendi vatandaşının hayatına karşı sergilediği bu hassas tutumu her biri kendi vatandaşları için bir cehenneme dönüştürülmüş olan bölge ülkelerinin hepsinden kaçmak durumunda kalanlara karşı da, sergilemek suretiyle insani yaklaşımını evrensel bir çerçeveye kavuşturuyor.

Türkiye”nin farkı istihbarat örgütlerinin yaklaşımına da aynı şekilde yansıyor. Etrafındaki ülkelerin muhaberatları kendi halklarını kendine düşman olarak seçip, kendi halklarına karşı sinsi bir muhaberat düzenini kurmaya çalışırken, Hakan Fidan yönetimindeki Türk İstihbaratı, bütün zekasını ve performansını insanı yaşatmaya adamış durumda. Bölge tarihinin gördüğü en karmaşık örgütün elindeki rehineleri sağ salim kurtarmaya çalışırken, bir yandan da bu ülkelerin muhaberatları altında ölümlerden ölüm beğenmek durumunda kalan halklara ölüm dışında hayat yardımları ulaştırmakla meşgul oluyor.

Bizzat kendi halklarını kendine tehdit gören Muhaberat tarzlarına alışık olan eski Türkiye”nin ve bölgesel işbirlikçilerinin MİT yardımlarını teröre yardım olarak yansıtmaya çalışmasına bu açıdan bakılmalı.

Onlar yaşatmaya, insan hayatını kurtarmaya odaklanmış bir istihbarata belli ki çok yabancılar. Ona da alışacaklar.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: