Prof. Dr. Yasin AKTAY

İmralı”nın açılım korkusu

Öcalan”ın İmralı”daki şartlarından ima yollu da olsa yakınması Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları şehirleri savaş alanına çevirmeye yetti. DTP”li kitlelerin Öcalan”a ölesiye bağlılıklarını göstermesi açısından olaylar Öcalan”ın güç gösterisine sahne olmuş oldu. Öcalan”ın süreç içinde dışlanmaya veya öneminin yeterince takdir edilmiyor olmasına karşı verdiği bu tepkinin bütün açılım çabalarının boşa gitmesi gibi bir maliyeti olabilir.

Öcalan”ın Kürt kitleleri üzerindeki nüfuzunu önemseyen bir çabanın ise Kürt açılımı çabalarının yürütülebilmesini neredeyse imkânsız kılacağı bir sır değil. Açılımı göze alan AK Parti”nin süreç içinde hissettiği en büyük baskı Öcalan”ın muhatap alınması ihtimalinin yansımalarıdır. AK Parti”nin bu siyasal atmosferde bu riski göze alması neredeyse imkânsız. Öcalan”ın veya kendisine bu aşamada Öcalan”ı temsil etmekten başka bir rol görmeyen DTP”lilerin bunu görmüyor olmaları mümkün değil. Buna rağmen Öcalan”ın sürece dâhil edilmesi talebi Kürt açılımını bile bile imkânsız bir kulvara sürükleme iradesinden başka bir anlama gelmiyor.

İmralı koşullarının öyle veya böyle olmasının bir önemi olduğu üzerinden konuyu tartışmak bu noktada hiç bir anlam ifade etmiyor. Olayı getirip eski odasıyla yeni odası arasındaki farka veya yeni odanın sıkıcılığına bağlayarak durumun sağlıklı bir analizi yapılamaz. İmralı”da beş yıldızlı şartlar sağlanmış olsa bile Öcalan”ın sürecin bu aşamasında bu sorunu çıkarma isteğinin engellenebileceğini düşünmek doğru değil. İşin gerçeği Öcalan”ın Kürt sorununu da Türkiye”nin demokrasisini de rehin almış olduğudur. Kürt sorununa “kapatma” muamelesi yapan Öcalan bu yolla Türk demokrasisini de “kapatma egzersizleri” yapıyor ve bunun neye mal olduğu umurunda değil.

Kürt siyaseti üzerindeki tartışılmaz etkisini Kürt sorununun çözümü doğrultusunda değil bu sorunun çıkmaza sürüklenmesi istikametinde kullanması, bana göre, Öcalan”ın kendi kişisel tercihi değil. Bir defa sorunun çözümünü sabote etmekten başka bir sonuç getirmeyen bu tutumunun makul bir gelecekte kendi durumunun yeniden ele alınma ihtimalini de iyice uzaklaştırdığını, hatta imkânsız hale getirdiğini de görmüyor olmasını düşünmek çok zor.

Oysa silahlı eylemlerin son bulmuş olduğu ve şehit acılarının toplumun gündeminden iyice düşmüş olduğu bir ortamda, hele bu ortamı sağlamakta Öcalan”ın bir rol oynamış olduğunun bilindiği bir ortamda, Türklerin Öcalan algısı bugünkünden çok daha farklı olabilirdi.

Bazı Kürt kesimlerinin tapasıya sevdikler ve sembolik bir anlam atfettikleri bir liderin toplumun büyük çoğunluğu nezdinde tam bir nefret nesnesi olması, Öcalan”ın Kürt kesimler üzerindeki nüfuzunu da sorunun çözümü istikametinde değerlendiremediğini çok iyi gösteriyor. Bu karmaşık durumdan çıkan tek sonuç Öcalan”ın geleneksel Türk siyasetinin en önemli ilkesini yani “çözümsüzlük en iyi çözümdür” ilkesini fena halde benimsemiş olduğudur. Bu sorunun varlığı yeterince kârlı bir durum yaratıyorken sorunu çözüp kim başına iş almak ister?

Yarın Anayasa Mahkemesi”ne görülecek olan kapatma davası öncesi İmralı şartları bahanesiyle verilen görüntüden DTP”nin hiçbir rahatsızlık duymadığı, aksine bu ateşin üstüne körükle giden bir tutumu benimsiyor olması da aynı “imkansız siyasetin” götürdüğü yere götürüyor. Türkiye”nin siyaset zeminine uyum sağlamak ve bu zeminde bir meşruiyete tabi olmakla ilgili en ufak bir niyeti ve çabası olmayan DTP bu haliyle aradan tamamen çekilip konuyu PKK”ya havale etmenin açık çabası içinde görünüyor.

Şimdiye kadar kendisine siyaseten yakıştırılabilen en anlamlı ve mümkün misyonu olan Kürt açılımına destek vermekten vazgeçmek için fırsat kolladığını gösteriyor DTP. Milletvekili Emine Ayna daha kimsenin ne olup bittiğine bir anlam veremediği bir anda “hükümetin İmralı koşullarıyla ilgili siyasetinin açılımı bitirmiş” olduğunu ilan etti bile. Bu ne acele, bu ne telaş, bu ne korku!

Telaşın sebebi aslında belli… Açılım süreci PKK”nın toplumsal tabanını bir hayli gevşettiği çok net bir biçimde görülüyor. Çözüm süreci çözümsüzlükte bir yol bulmuş olanları iyice yolsuz hale getiriyor. O yüzden İmralı”nın dikkat ve ilgi çekme isteği, sorunların çözümünü çıkmaza sürükleyici bir etki yapsa bile anlaşılmaz bir durum değil.

Demokratik açılımı İmralı”da bir hücreye kapatmanın DTP veya Öcalan”a hiçbir maliyeti olmayacağı sanılmasın. Bu kapatma devam ettikçe Kürt halkı ile bu halk üzerinde vesayet kurmaya kalkışan İmralı arasındaki makasın gittikçe açıldığı görülmektedir.

Sokaklarda artan hırçınlık, açılım sürecine paralel olarak tabanda azalan ilginin bir işareti ve nedenidir. O yüzden sokak gösterilerine yansıyan korkunun adı açıkça “açılım korkusudur”

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: