Prof. Dr. Yasin AKTAY

Hem bilmez, hem bilmediğini bilmezlerle tartışmanın zorluğu

Okuyucularımdan öncelikle bugün okumak durumunda kalacaklarından dolayı peşin peşin özür dilerim. Çünkü benim yazılarıma aşina olanlar kolay kolay kişisel polemiklere girmediğimi bilir. Birinin görüşünü eleştirdiğimde bile mümkünse konuyu kişisellikten çıkarıp bir görüşün tartışılması düzeyinde ele aldığıma da aşinadır. Kişilerin maddi hataları, dil sürçmeleri üzerine bir eleştiri bina etmem. Hepimiz Allah”ın kuluyuz, maddi hata, dil sürçmesi bu tabiatımızın doğal sonuçları. Okuyucum Fatih Altaylı ve benzerleri seviyesindekilerle tartışmalara da benden yana alışık değildir, alışmasını da istemem. O türlere gereken cevapları veren çok iyi kalemler de vardır, Allah onlardan razı olsun, böylece çamura bulaşmak istemeyenlerin üzerinden büyük bir ağırlığı alırlar, yaptıkları az bir iş değildir.

O yüzden bugünkü yazımı bir istisna olarak algılasınlar lütfen. Zira o türlerle girilen polemiklerden bir hayır sadır olduğunu da sanmıyorum.

Türklük üzerine Bayburt Üniversitesinde söylediklerim üzerine bir yazı döşenmiş Altaylı, “Türk Yoktur diyen bir profesörü eğitme çabası” başlığı altında. Bir defa daha yazının başlığı hedef gösterecek, nefret duygusunu tahrik edecek şekilde bir iftirayla başlamış. Yazımın sadece iki saniye önceki sibakından “Türklük bir ırka indirgenemez, Türklük ırktan öte bir şeydir” anlamında, “Türklük dediğin bir sentezdir, Türk ırkı diye bir şey yoktur” demişim, ama o bunu hemen “Türk yoktur” a çevirmiş.

Profesörü eğitme işgüzarlığına da bir an için bir şey demedim. Öyle ya, profesörlüğün en belirgin vasfı her şeyi bildiğini iddia etmek değil, aksine tevazuudur, bilmediğini de bilmek, bilmediğini öğrenmeye her dem açık olmak, her zaman yeni şeyler öğrenmeye hazır olmaktır. Allah”tan her zaman dua ettiğim şey, beni her şeyi bildiğini zanneden ukalalardan kılmamasıdır.

Bakalım Altaylı bize ne öğretecek diye bir baktım. Bir kaç kitap tavsiye etmiş, tavsiye ettiği kitapların her biri aslında onu değil beni doğruluyor. Özellikle Jean Paul Roux”un Türklerin Tarihi diye meşhur kitabından bir alıntı yapıp ortaya koydum ki, bu kitap benim söylediklerimin çok daha ilerisini söylüyordu. Üstelik ne yalan söyleyeyim öyle çok etraflı araştırma yapmam da gerekmedi o alıntıyı bulmak için. Ertuğrul Özkök”ün 23 Şubat 2007 tarihli yazısından alıntıyla ortaya koydum. Basit sonuç: Altaylı bana tavsiye ettiği kitapları ya okumamış ya okuduğunu anlamamış veya beni anlamamış veya bağlantıları kuramamış.

Cehaleti ve ukalalığı yüzüne vurulmuş biri olarak çok öfkelenmiş olmasını anlayabiliyorum. Ama Altaylı zaten bunu hep yapıyor. Aklımdan hiç gitmeyen bir manzara Van”dan çıkan cemaat arasından polisin göstericileri tespit etmek için rekat sayısını sormasına karşı verdiği tepki: “Ya kardeşim, sen bu kadar mı cahilsin polis efendi? Her mezhepte rekat sayısı farklı kardeşim. Şafii mezhebinde 4, Hanefi mezhebinde 5…”

Bu bir dil sürçmesi midir? Valla isteyen o videoyu youtube”tan indirip defalarca seyretsin, dil sürçmesine benzer bir hali var mı?

Altaylı budur. Hem bilmez hem bilmediğini bilmez, yanlış bilgisinden de son derece emin. Hakaret dolu yazısını yayınladığı gün ofisime geldiğimde yardımcım Altaylı”nın programına davet ettiğini söyledi. Tabii ki reddettim. Tek bu sebepten değil. Bir defa Altaylı beni daha baştan Türk düşmanı ilan etmeye azmetmiş ve bu konuyu bu istikamette köpürtecek. Buna alet olacak kadar da saf değilim.

İkincisi ve daha önemlisi, bir saldırı veya hakaret olsa bile Türklüğü savunmak Altaylı”ya mı düşer? O değil miydi Türklüğün en önemli unsuru olan İslamiyet”in bir değeri olan başörtüsüne ve başörtülülere yıllarca hakaret edip duran?

Ortaya bir Türklüğe saldırı yalanı uydurup buna karşı duran kahraman payesini kapmak istediği o kadar açık ki. Türkleri buna kanacak kadar saf zannetmekle Türklüğe asıl büyük hakareti etmiş olmuyor mu?

Evet, Cüneyt Özdemir”in 5N1K programına, ardından da Oral Çalışlar ve Mehmet Ocaktan”ın Skytürk360″taki 2 Görüş programına çıkıp konuyla ilgili meramımı anlattım. İyi ki de öyle yapmışım. Aynı saatlerde Habertürk”te Altaylı konuyu köpürtmek üzere Murat Bardakçı ile Jeolog Celal Şengör”le geç saatlere kadar “Türk”ün varlığını” ispatlamaya çalışmışlar. Sanki ben Türk”ü inkar ediyormuşum gibi. Bir Darwinci olduğu bilinen Şengör”ün Türklüğün kökenini nereye kadar götürmesini beklersiniz? Allah”tan “hepimiz aslında Bizanslıyız!” da kalmış. O bile ehven tabi.

Tekrarlayayım. Türklük yok demedim, Türklük vardır ve bir ırka indirgenemez dedim. Var olan Türklüğün de en önemli omurgası İslamiyettir. İslamiyetle derdi olanın Türklükle de derdi vardır. Başörtüsüyle derdi olanın Türklükle haydi haydi derdi vardır. Başörtülülere ağza alınmayacak sözler sarf etmiş olan Altaylı”nın benim karşımda Türklüğün müdafii gibi dikilmesini kendini bilen hiçbir Türk yutmaz. Kendini bilmeyenlerle de benim işim olmaz.

Bir de program boyunca ergenler gibi sürekli maddi hatalarımı yakalamaya çalışmışlar. Murat Bardakçı benim Twitter hesabımda soyadımı Osmanlıca yanlış yazdığımı söylemiş. Bir defa ben Osmanlıca değil, Arapça yazdım ve yazılışı doğrudur. Osmanlıcayı Bardakçı kadar bildiğimi elbette iddia etmem, ama Osmanlıca yazılışı da farklı değil. Bu durumda Bardakçı, bilgisini münazaralarda kötüye kullanma basitliğine düşmüş göründü bana.

Epey bir muhabbet de Roux”un ismini Rox olarak telaffuz etmiş olduğum üzerinden geçmiş. Aynı türden bir basitlik… Ben Fransızca bilmem, bir yerlerde bildiğimi iddia etmiş de değilim. O kelimeyi bildiğim İngilizce üzerinden telaffuz etmişim. Rox değil de Ru okunuyormuş. Eyvallah, daa, ismini doğru telaffuz edip okumuş numarası yapmaktansa, hiç öyle numaralara girmeden sadece bir alıntısını doğru anlayıp ismini yanlış telaffuz etmeyi yeğlerim ben.

Neticede Altaylı”nın bana tavsiye etmiş olduğu kitabı ya hiç okumamış veya okuduğunu hiç anlamamış olduğu gerçeği değişmiyor.

Bu gerçek de bana karşı Türklüğün varlığını ispatlama işgüzarlığına soyunan Altaylı”yı ne duruma düşürüyor? Takdirleri tekrar özür dilemek durumunda olduğum okurlarımıza bırakıyorum.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: