Prof. Dr. Yasin AKTAY

HDP’nin birbirine yabancı iki yüzü

HDP bütün seçim stratejisini Türkiye’nin iki kesimine iki ayrı yüzünü göstererek ve bu ikisi arasına da bir yalıtkanlık duvarı örmek üzerinden kurmuş durumda. Doğu’da, Güneydoğu’da HDP’nin sergilediği yüz Batı tarafındakinden çok farklı. Kobani olaylarını bahane ederek 6-8 Ekim olaylarında sergilenen şiddet olayları sonucunda 51 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.

HDP’nin bu yüzünü aslında Doğusuyla Batısıyla bütün Türkiye görmüştü. O korkunç yüzü Türkiye’nin unutması mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde tam bir Nişantaşı çocuğu muamelesi çekilen Selahattin Demirtaş’ın sokakları hareketlenmeye, açıkça şiddete davet eden haykırışları hala kulaklarda. Hele 51 kişinin öldüğü katliamın ardından çıkıp boncuk boncuk terlediği halde, olaylarla ilgili sorumluluğu üzerinden atmaya çalışarak sergilediği pişkinlik de ortada.
Kobani halkıyla dayanışma adına sebebiyet verdiği katliamın ardından hala alacaklı gibi sergilediği savunma, sicilini daha da kabartmaktan başka bir işe yaramamıştı. Gözü dönmüş canilerce hayvanca katledilen Yasin Börü ve arkadaşlarının ruhu onun üzerinde gezinmeye devam edecektir.

HDP’nin Doğu’da daha fazla etkili olan bu yüzü hala hız kesmeden etkili olmaya devam ediyor. Yüzde 10 barajı geçmek üzere Doğu’da ulaşılmış doğal sınırı aşmak için şiddeti hatırlatmak, yetmiyorsa göstermek, en mutat yol olarak görünüyor.
Normalde HDP’yi de PKK’sını da Doğu’da bir hayli gözden düşüren, Kürt halkı arasındaki meşruiyetini ve haklılığını aşındırıcı bir etki yapmış olan 6-8 Ekim olaylarını, HDP’liler tehdit unsurunu öne çıkardıkları bir propaganda aracına dönüştürmüş bulunuyorlar. HDP barajı aşmazsa 6-8 Ekim olaylarının tekrarlanacağı mesajı bir şekilde verilmeye çalışılıyor.

Evlere ve işyerlerine anket bahanesiyle gönderilen HDP’li gençler evlerde hemen işi propagandaya ve fişlemeye döküyorlar. Normalde bu işlem bile şehirde bir korku salmaya yetiyorken, ibreti alem olsun diye de ters cevap veren veya açıkça AK Parti’yi destekleyeceğini ifade eden bazı işyerleri de hemen akabinde taşlı saldırıya uğruyor.
Van’da billboardlarda sergilenen ve kan akan musluklu afişler mesajı en açık şekilde veriyor.
HDP’nin barajı aşmak için bölgede insanlara vaat ettiği tek şey kan dökmemek oluyor.
Eruh’ta AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen muhtarın pusuya düşürülerek hunharca katledilişinin arkasında da PKK olduğu kesinlik kazandı.

PKK, Açıkça üstlenmediği cinayeti el altından insanlara gözdağı unsuru olarak kullanmaktan çekinmiyorlar.
Böylece çözüm sürecinde bir türlü silahı bırakmaya yanaşmamasının gerçek nedeni daha da netlik kazanıyor. PKK silahı devlete karşı değil, her şeyden önce Kürt halkına karşı kullanmayı amaçlıyor. Kürt halkını kendine itaat ettirmek için silahtan başka bir aracı bulunmuyor.

Kendisine zaten gönüllü olarak bağlanan ve partiye militanlık yapanlar, yönetilecek bir halk olarak yeterli gelmiyor. Normal halk ise gönüllü olarak itaat etmiyorsa, zorla itaat ettirilecektir.
Silahı bırakan bir örgütü hiç kimsenin ciddiye almayacağını çok iyi biliyorlar. O silahlı gücün saldığı korkudan başka bir propaganda aracı olmayan HDP de örgütün silahı bırakmasını istemiyor, çünkü Kürtleri kendisine oy vermeye ikna edecek hiç bir vaadi veya programı yok.

Sadece yakın geçmişinde, yani çözüm sürecinin devam ettiği dönemde bile bagajında 6-8 Ekim katliamı bulunan, buna dair en ufak bir pişmanlık veya özeleştiri emaresi bulunmayan HDP’nin bu yüzünün Batı’da bu kadar çabuk unutmaya yüz tutması, işin asıl ibretlik noktası. O şiddeti, o vandalizmi gören insanlar bunları elbette unutmadılar.
Ancak HDP’yi parlatmaya çalışan kampanya bunu unutturmak üzerine kurulu.

Aynı anda Türkiye’nin bir yanında bütün dehşetiyle ve şiddetiyle sergilenen bu yüzün Batı’ya dönük medyadan bu kadar ustalıkla saklanmaya çalışılıyor olması algı yöneticilerinin komplo niyet ve kapasitesi hakkında önemli bir fikir veriyor. Ancak bu durum kuşkusuz bu komplonun neticeyi alması konusunda aynı performansı göstereceğini garanti etmiyor.
Daha önce de bu algı yönetimleriyle nice seçimlere girildi. Her zaman algı yönetimleri için sergilenen entrikalar ve kampanyalarla mütenasip olmayan neticelere varıldı.
Sadece bu neticeler bile ibret almak isteyenler için yeterli bir tarih mukaddimesi oluşturur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: