Prof. Dr. Yasin AKTAY

Hayırlı olsun

Bir genel seçimi daha geride bıraktık. Yazının yazıldığı saatlerde oy verme işlemi henüz devam ediyor olduğu için sonuçlar üzerine bir değerlendirme yapamıyorum, ama sonuçlar her ne olursa olsun ülkemize, milletimize, İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlı olsun.
Vaka şu ki, Türkiye’nin seçimleri artık sadece Türkiye halkını ilgilendiren seçimler değil. Belki küreselleşen dünyada bütün ülkelerin seçimleri kendilerinden fazla halkları, ülkeleri ilgilendiriyordur. Ama bu genel geçer değerlendirme, Türkiye sözkonusu olduğunda çok daha özel bir önem arz ediyor. Bu seçimlerin sonuçlarıyla, başka ülkelerde, ortalama Türkiye halkından çok daha fazla ilgilenen insanlar var.
İslam dünyasının mazlum halkları, özellikle Suriye, Mısır, Yemen, Myanmar, Filistin ve Balkan halkları bu seçimlerin sonuçlarına kulaklarını kabartmış pür dikkat kesilmiş durumda. Çıkacak neticenin kendilerini fazlasıyla ilgilendirdiğini biliyorlar zira Müslüman halkların yüz yıllık makus talihinin Türkiye’nin AK Parti iktidarı döneminde nasıl bir kırılma yaşadığına tanıklık etmiş bulunuyorlar.
Seçimlerin sonucuyla sadece İslam dünyası değil Batı dünyası da yakından ilgilendi. Bilhassa Türkiye’de oluşan şaşırtıcı AK Parti karşıtı büyük koalisyonun bir ortağı da Batı dünyasından bazı medya kuruluşları oldu. Bu koalisyon belki her seçimde bir şekilde kuruluyor ama hiç kuşkusuz bu seferkine daha önce hiç katılmamış, en azından alenen katılmamış çok sayıda ortak iştirak etmiş oldu.
Bu ortaklık aslında Gezi hadisesiyle başlamıştı ve ilk hedefi 30 Mart yerel seçimleri, akabinde cumhurbaşkanlığı seçimleri ve onun da akabinde genel seçimler vardı. Araya bir de 17 Aralık yargı darbe teşebbüsünü de kattılar. Şimdiye kadarki bütün hamleler boşa çıktı.
Gezi hadisesiyle başlayan saldırı Mısır’da adına “temerrüt” (isyan) denilen hareketle hem eş zamanlı olarak başlamıştı hem de tarz itibariyle çok benzer adımları takip etmişti. Türkiye’de püskürtülen hareket Mısır’da ne yazık ki başarıya ulaştı ve otoriterleştiği, iktidarı paylaşmadığı gerekçesiyle askeri darbeyle devrilen meşru yöneticilerinin alternatiflerinin ne olduğu aynel yakin görülmüş oldu.
Erdoğan’ı otoriterleşmekle, iktidarı tek başına elinde toplamakla eleştirenlerin asıl dertleri hiç bir zaman Erdoğan’ın halktan aldığı yetkiyi kendileriyle paylaşmaması, hatta onlara peşkeş çekmemesinden başka bir şey olmadı. Erdoğan iktidarı bütün kurumlarıyla tamamen teslim almaya çalışan paralellere pabuç bırakmadığı için en son onları da muhaliflerinin safına katmış oldu. Bu seçimde Türkiye’nin her biri ayrı bir entrika kapasitesine sahip mihraklarının hepsinin bütün marifetlerini bir sepete toplayarak AK Parti karşısında kurdukları ittifaka sahne oldu. Normal şartlar altında birbirleriyle de rekabet eden bu mihraklar AK Parti karşısında birbirleriyle uğraşmayı da durdurdu. Bir anlamda bu ittifak AK Parti’nin de başarısı sayılabilir.
HDP’nin bu seçim ittifakı içinde kazandığı meşruiyet elbetteki hiç bir şekilde kendisini daha demokratik daha siyasi bir çizgiye evrilten bir etki yapmadı. HDP’ye bu oyunda biçilen rol zaten böyle bir rol değildi. Zira bu oyunda onun yine silahına ihtiyaç duyuluyordu, o yüzden AK Parti’ye demokrasi dersleri vermekte yarışanlardan HDP’nin silahtan medet ummaması yönünde hiç bir zaman tavsiye hükmünde herhangi bir yayın veya beyan bile duyamadık. Onun silahla ilişkisi tuhaf bir biçimde adeta normal sayıldı. Ancak HDP’nin silahlı siyaset konusunda ortaya koyduğu modelin demokratikleşme sürecinde giderek daha fazla sorgulanıp reddedilmesi mukadder oldukça, ona bu dönemde bu primi verenlerin de sicilleri hatırlanacaktır. Her halükarda herkesin çok yönüyle ibretle hatırlayacağı bir seçim yaşamış olduk.
***
Türkiye 1950 yılından beri serbest seçimler yapıyor olmanın avantajını yaşıyor. En kötü darbe dönemlerinde bile, belki 1982 yılı anayasa referandumunu hariç tutarsak, seçimler genellikle halkın sözünün geçtiği süreçler olarak rolünü oynamıştır. Bunun azımsanmayacak büyük bir nimet olduğunu etrafımızdaki ülkelere baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz.
Suriye Geçici hükümetinin başbakanı Siirt’te yaptığı bir konuşmada 50 yaşına geldiğini ve bu yaşına kadar kendi ülkesinde bir seçim yaşamamış olduğunu anlattı. Oysa Türkiye’nin bu seçimler sayesinde bütün unsurlarıyla halkını ciddiye alan bir örneklik oluşturduğunu ve bunun da büyük bir nimet olduğunu söyledi.
Seçim sonuçları her ne olursa olsun, Türkiye’nin kendini yenilemesi, yeni siyasetlerin halkın onayı, desteği ve yönlendirmesiyle belirlenmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Nihayetinde toplumsal gerilimlerin ve tartışmaların bir süreliğine de olsa halkın hakemliği altında giderildiği fırsatlar.
Her ne olursa olsun, seçim sonuçları ülkemize, milletimize, İslam dünyasına ve bütün İslam dünyasına hayırlı olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: