Prof. Dr. Yasin AKTAY

Hac yolculuğu

MİNA. İdrak etmekte olduğumuz bayram aslında Kurban Bayramı olmaktan önce bir hac bayramıdır. Hac ibadetinin menasiklerinden sadece bir tanesi olan kurban bu belirlenmiş günlerde yapılması gereken çok önemli bir ibadettir, ama asıl esprisi alabildiğine simgesel temsillerle yüklü olan hac ibadetinin bütünlüğü içinde kavranabilecek bir ibadettir. Hz. İbrahim”in Kitab-ı Mukaddes”te de geçtiği şekliyle “biricik oğlu” nu, sekseninden sonra sahip olduğu oğlunu, Kurban etmeyi göze aldığı bir meşakkatli yolculuğu vardır ve bu “yolculuk”, denilebilir ki, haccın çok daha önemli olan bir diğer boyutunu temsil ediyor. Bu yolculuk üzerinde ne kadar düşünülse azdır.

Aslında Hz. İbrahim”in hayatı baştan itibaren kesintisiz bir yolculuktur. Belki gerçek anlamda yaşanacak bir hayatın modelidir bu kesintisiz yolculuk. Hayat karşımıza sürekli olarak yürünecek yollar, iyi ile kötü arasında alınacak tavırlar, ödenecek bedeller, verilecek kurbanlar çıkarır. Kimi bu yolları yürümekten, iyi ile kötü arasında taraf olmaktan, inanç için bir bedel ödemekten geri durdukça kendi konforuna takılıp kalmış olur. Oysa tek başına bir ümmet olan İbrahim önüne çıkan hiç bir yolu, hiç bir işareti, hiç bir mesajı boşvermemiştır.

Babası Azer”in imalatçısı olduğu put aatelyesindeki putlarla yüzleşmesi, bunun için babasıyla bile karşı karşıya gelişi, arkasından Nemrut”a meydan okuyup ateşe atılmayı göze alması, sonra Mısır”a oradan oğlu İsmail”i daha küçükken terketmek zorunda kaldığı Mekke vadisine yaptığı ve kendisinde büyük bir gurbet duygusu bırakan “terk” ile sonuçlanan yolculuk, üzerinde düşünüldükçü hikmetin binbir kapısının açıldığı derin tecrübeler yumağı. Sonraki nesillere bu tercrübeleri aktarmayı murad eden Cenab-ı Allah”ın bütün insanlara İbrahim”ı, tek başına bir model, bir ümmet, olarak takdir etmiştir.

Hac ibadeti aslında İbrahim”in bütün bu yolculuğunu idrak edebileceğimiz bir yer, ama sadece İbrahim”in etrafında dönmez bu yolculuk. İnsanın şeytanın iğvası dolayısıyla cennetten kovulmasının neticesinde Adem ile Havva”nın bu dünyadaki ilk buluşmasının yeniden canlandırıldığı bir temsil de vardır bu yolculukta. Adem ile Havva”nınki de bir yolculuk, dünyaya bir düşüş şeklinde gerçekleşen bir yolculuk, ama bu düşüş olmasa insan olmanın yarım kalacağı bir yolculuk. Belki hayatın bir cennet olarak yaşanan konforunda kaldığı sürece insanlığa dair serüven başlamış olmayacak. Hiç bir sorumluluk taşımadan ne isterlerse yapabildikleri sonsuz nimetler ortamında Adem ve Havva”nın ebedi olma fikriyle kendilerini ayartan Şeytanın iğvasına kapılarak atıldıkları macera onları bir sürgün yolculuğuna maruz bırakmıştır. Hac biraz da bu sürgün halinin hatırlandığı, insanlığın bu maceradaki dostunun düşmanının bildirildiği bir yolculuk.

Toplu olarak gerçekleşen ama herkesin de kendi benliğinde yaşadığı hac yolculuğunda bireysel olarak bütün bu olaylara dair gerçek tecrübeler yaşanır. Şeytan her aşamada karşınıza çıkar, vazgeçirmeye çalışır, vazgeçiremeyince yol hakkında, yol arkadaşları hakkında türlü türlü vesveselerle devreye girmeye çalışır. Bu yolculukta mutlaka göze alınan fedakarlıklar vardır. Göze alınan her fedakarlık insanın mertebelerini mutlaka yükseltir, insan kalitesini artırır, dünyaya bakış tarzını değiştirir, az veya çok. İsterseniz her yıl kurban hakkında ortaya çıkan vesveselere bir bakın.

Çok daha fazlası hac yolculuğunda çıkar insanın karşısına. Ümmeti idrak etmek, ümmetle bütünleşmek ve eşitlenmek üzere yola çıkan insanın karşısına, şeytan, başka halkların pisliği pasaklılığı, kötü huyluluğu üzerine söylemlerle çıkar. En önemli mesajı ırkçılığın kökten reddi olan bu yolculuktan milliyetçi dersler bile çıkarılabiliyorsa şeytanla karşılaşmış ama muhtemelen tanışmamışsınızdır. Daha doğrusu o sizi tanımış, siz onu tanımamışsınızdır. Bütün hacılar arasında en iyi hacıların “bizim ülkenin hacıları” olduğuna dair bir kibir kolayca yakalayabiliyor herkesi. Yine de her ne oluyorsa oluyordur, sonuçta her yıl içiçe geçmiş bir dizi simgesel temsiliyle hac yolculuğu gerçekleşir ve bu yolculuğun bereketi bütün İslam alemine dalga dalga yayılır.

Evet hac, bir yolculuktur. Bir ibadet olarak farz kılındığı andan itibaren dünyada insanların inançları için göze alabildikleri en önemli coğrafi hareketliliklerden birinin sebebi haline gelmiştir. Tarih boyunca insanlar hac ibadetinin gereklerini yerine getirmek için bu yolculuğu göze almışlar, bu yolla hem kendi hayatlarındaki konforu bir şekilde bozmuşlar, hayat düzenlerini bu seyahatin etkisine ve sonuçlarına açık tutmuşlardır.

Bugünlerde ulaşımın ve konaklamanın alabildiğine güvenli ve kolaylaşmış olduğu zamanlarda belki bunu tasavvur etmek o kadar kolay olmayabilir, ama tarih boyunca seyahatlerin alabildiğine riskleri barındırdığı ortamlarda yerleşik hayat yaşayan insanların ekonomik veya güvenlik nedenlerinin dışında bir seyahati göze almaları o kadar kolay değildir, ama bir erdem barındıran seyahatler, hiç kuşkusuz bu tür seyahatler olmuştur. Başka amaçlar için yapılan seyahatler de, salt seyahatin kendiliğinden içerdiği bereketten tamamen uzak olmamıştır.

Seyahatte bereket, tebdili mekanda ferahlık vardır. Aynı yerleşik ortamda uzun süre yaşamak insanların ufuklarını sınırlar, konforlarını artırırken iradelerini de bir süre sonra farkında olmadan kısıtlamaya başlar. O konforun kendilerini daha özgür kıldığı yanılsamasını da üretir, ama aslında o alışkanlıklar onların ağırlıklarını da artırmış ve sınırlamıştır. Haccın gücü yeten her Müslümana farz kılınması bu durumdaki insanlar için tam bir hayat ilacıdır. Farkında olmadıkları sınırlarından daha geniş bir dünyaya açılabilmeleri için paha biçilmez bir fırsattır.

İbrahim”in kendi oğlunda bulduğu ve giderek tehlikeli hale gelebilecek olan bağımlılık hac yolculuğuna çıkma gereğinin bir işaretidir. İnsanın bağımlılıkları, alışkanlıkları, tiryakilikleri, özgürlüğünün de sınırlarıdır. Bütün sınavlardan Allah”ın lütfu ve inayetiyle başarıyla geçen Allah”ın halili bu sınavdan da bütün insanlara örnek oluşturacak bir şeklide geçmiştir.

Allah”ın inayetiyle hac yolculuğumuz devam ediyor, ama bu yolculuğa dair sözümüz bitmedi. Nasipse devam ederiz.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: