Prof. Dr. Yasin AKTAY

Gül”ün Cumhurbaşkanı olmama lüksü yok

Abdullah Gül”ün Cumhurbaşkanlığı”na CHP”liler veya onlar gibi itiraz edenlerin ne söylediklerini tam anlamamış olsak da 22 Temmuz seçimleri ne söylediklerini iyice önemsiz hale getirdi.

Ama bu seçimlerin son derece açık mesajına rağmen, aslında tek referansı yine CHP”lilerin hazımsızlığından başkası olmayan, buna mukabil CHP ile de alakası olmayan bazılarının Gül”ün adaylığına muhalefetleri daha ilginç bir hal alıyor.

Gül”ün fedakârlık göstererek olgunlukla adaylıktan feragat etmesini isteyenler ya çocuk kandırmaya çalışıyorlar veya gerçekten kendileri bir çocuk kadar saflar. Siyasetin mantığı, gidişatı, dili, bağlamı böyle bir çekilmeye nasıl bir karşılık verir bunu hiç hesaba katmıyorlar, çünkü bu hesaptan hiç anlamıyorlar. Bu hesaptan bir nebze anlasaydılar siyaset sürecinin böyle kişisel jestlerle yürüyen bir centilmenlik oyunu olmadığını görürlerdi.

İyice görürlerdi ki, Gül”ün Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmek gibi bir lüksü yok. Tıpkı seçimlerden önce Tayyip Erdoğan”ın, kendisi değilse, Gül”den başkasını aday gösterme lüksünün olmaması gibi. Erdoğan”ın yerine gösterilecek (belki bir ihtimal Bülent Arınç”ı da hariç tutarsak) hiçbir adaya AK Parti seçmeni olumlu karşılık vermezdi. Oylarını yüzde 47”lere kadar tırmandırma başarısını gösterenlerin bunu okumamış olması mümkün değildir. Bunu okumuş ve buna uygun davranmış oldukları için bu başarıyı kaydetmiş olduklarını düşünmek akla daha uygundur

MHP 367 sorununu geçersiz kılacağını ilan etmeseydi bile Gül”ün adaylığından bütün yollar denenmeden çekilmenin ağır bir siyasi faturası olurdu. Belki bugün itibariyle ancak dört yıl sonra yapılacak seçimler açısından bu “fatura söylemi” abartılı bulunabilir, ancak Gül”ün adaylıktan çekilmesinin siyasi moral açısından, içinde bulunduğumuz bağlam içindeki faturası çok daha önemli olacaktır. Bu fatura, Gül”ün adaylığına karşı, kalan son inatçı, kindar, sınıfçı, elitist, vesayetçi ve anti-demokratik direnişe alışmış olduğu rüşveti “Sezar”ın hakkı” gibi vermeyi sürdürmek olacaktır. Bu vesayetçi rüşvetçi düzenin son bulduğuna dair umutlar had safhaya varmışken, kendi eliyle bu düzeni tekrar restore etmek olacaktır. Bu, siyasetin sağladığı bütün imkan ve açılım ihtimallerinin, gücün doğal sahibi olarak görülen karanlık odaklara teslim edilmesi anlamına gelir.

Söylemek gerekir mi bilmem, ama siyasetin çarkı böyle çalışmıyor. Başkalarına diyecek sözüm yok, ama sağduyusundan hiç kuşku duymadığım Oral Çalışlar”ın Gül”ü böyle bir fedakârlığa davet etmesine şaşırdığımı ifade etmek istiyorum. Aslında Çalışlar”ın, siyasetin akıp giden bağlamı içinde Gül için böyle bir fedakârlık alanını görebilmesi bir sorun, bu fedakârlıkla Gül”ün daha da büyüyeceğini düşünebilmesi ayrı bir sorun. Gül adaylıktan çekilirse tabii ki büyüyecek, ama belki ancak Çalışlar”ın gözünde. Yoksa bunu çok isteyen CHP”lilerin bile gözünde alabildiğine küçüleceği kesin.

Bir de 4,5 yıllık iktidar süresince okullarda, çalışma hayatında ve TBMM”de başörtüsünü çözememiş olması dolayısıyla AK Parti”nin eşi başörtülü birini seçtirme hakkını kendiliğinden kaybettiğini düşünenler var. Başörtülülerin hem eğitim hem siyaset hakkını savundukları halde eşi başörtülü diye Gül”ün Cumhurbaşkanlığı”na itiraz edenlere Leyla İpekçi çok haklı olarak şunları soruyor: “Gül”den ”eş durumu” gerekçesiyle feragat bekleyenler, diyelim bu feragat gerçekleşti, başörtüsü sorununu daha çözülebilir bir kıvama getirmiş olacaklar mı? Madem üniversiteli kızlar halen mağdur, siz de mağdur olun demekle yapıcı bir açılım getirileceğine ihtimal verilebilir mi?”

Ancak bundan önce anlaşılması gereken bir nokta daha vardır. Gül”ün, “eş durumundan” cumhurbaşkanı olacağını söylemek Gül”ün içinde siyaset yaptığı süreci, geleneği, dahası Türk siyasi hayatını anlamanın uzağından bile geçmemiş olanların işi olabilir. Böylelerine biraz İbn Haldun”un “asabiye ve liderlik ilişkisi” hakkındaki meşhur analizlerini okumalarını tavsiye ederiz. İbn Haldun”u iyi okumuş olanlar görür ki, bugün bütün sürecin gelip Gül ismine dayanmış olması ne sadece Erdoğan”ın kendi kişisel kararıdır ne de bu isimden öyle kolay vazgeçilebilir.

Demek ki neymiş? Gül, eş durumundan değil, içinden geçmekte olduğumuz tarihsel, siyasi ve sosyolojik sürecin bir gereği olarak Cumhurbaşkanı olacaktır.

Siyasetin belki bilimini değil ama kendisini çok iyi bildiklerini artık ispatlamış olan Erdoğan da Gül de bu tarihsel gidişten bir dönüş olmadığını görüyorlar.

Ayrıca Gül”ün Cumhurbaşkanlığı”na karşı en sağduyulu muhalefetin bile gelip eşinin başörtüsüne takılmış olması, bu konuyu gerçekten çok önemli kılıyor ve tam da bundan dolayı, yani bazılarının takıntı hastalıklarının tedavisi için onun Cumhurbaşkanı olması gerekiyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: