Prof. Dr. Yasin AKTAY

ESOF 2010 ve Avrupalı bilimin kimlik arayışı

Torino. AB”nin kapsama alanındaki birçok konuyu standartlaştırma ve bir bakıma kontrol altına alma planının içinde bilimsel faaliyetlerin özel bir konumu vardır. Genel anlamda bir Avrupalı bilimden bahsediliyorsa da bu bilimin kendi içinde yeterince eşgüdümlü ve “birlik” ruhuna uygun olmadığı düşünülüyor olmalı. En azından bu farklı ülkelerde veya sayısız üniversite ve araştırma enstitülerinde üretilen bilimin bir Avrupalı kimliği taşıyacak şekilde ve tabii ki belli bir verimliliğe ulaştırılacak şekilde bir havuzda toplanması fikri epey zaman Avrupalıların zihnini meşgul etmiştir.

Bu amaçla 1997 yılında Birlik üyesi ülkelerin katılımıyla bilim ve teknoloji tartışmalarına ve araştırma politikalarına açık bir forum sağlamak, bilim ve toplum arasındaki bağı güçlendirmek, Avrupa”daki bilim ve teknoloji için entegre bir alan oluşturulmasına katkıda bulunmak ve bilim ve teknoloji politikalarını etkilemek üzere Euroscience Open Forum (ESOF) kuruldu. Forum ilkini 2004 yılında Stockholm”da düzenlediği ve her iki yılda bir Avrupa şehrinde toplanan büyük bir etkinlikler zinciri olarak her yaştan ve her düzeyden bilim adamını bir araya getirerek birikimlerini paylaşabilecekleri bir ortam sağlıyor.

Bu yıl Torino”da toplanan ESOF Bilimsel Programı kapsamında, 7 Nobel ödüllü bilim adamının da aralarında bulunduğu, sahasında yenilik getirdiği kabul edilmiş bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşen 200 kadar oturumda bine yakın sunum yapılıyor.

ESOF”un oluşumunun önemli hedeflerinden birisi toplum ile bilimin arasındaki açıklığı kapatmak, böylece bilimi topluma mal etmek, bilimsel etkinliklere toplumu da bir şekilde dahil etmek. Belki ünlü bilim karşıtı anarşist bilgi kuramının kurucusu Paul Feyerabend”in bilimi hayattan kopuk ama hayat üzerinde kasvetli bir hegemonyanın sahibi olarak nitelediği eleştirileri bu tür arayışlarda belirleyici olmuştur. Forum etkinlikleri kapsamında yer alan ”Şehirde Bilim” programı ile şehrin çeşitli sokaklarında düzenlenen bilimsel deneyler, oyunlar ve oturumların yer aldığı faaliyetlere halkın da katılımı sağlanmaya çalışılarak bilimin popülerleşmesine çalışılıyor. Bunun halkın katılımını ne kadar sağladığı tartışılır tabi. Sonuçta gerçekleşen şey halkın bilim camiasına bir şeyler katması değil, bilimin kendi doğrularını halka yaymasında daha etkili yolların bulunması oluyor çünkü.

Oluşumun ilan edilen diğer bir hedefi de Avrupa Kimliğini taşıyan bir bilimin üretilmesini sağlamak. Bilimin böylesi bir kimliğe sahip olduğunun bir bakıma itiraf edilmesi aslında bilimin evrensellik iddiasının geçersizliği konusunda bir tür farkındalığa ilerleyebilir ki, bu önemli bir aşama sayılır. Bilim değilse bile bilim çevrelerinin bu bal gibi yerel kimlik taşıyan etkinliklerinin evrensellik iddiasından yine de kolay vazgeçebileceklerini beklememek gerekiyor. Çünkü bu düzeyde işleyen şey aklın gerekleri veya ölçüsü değil tabakaların kendi çıkar ve refleksleridir artık.

Birincisi Stockholm”de yapılan ESOF”un ikincisi 2006 yılında Münih”te; üçüncüsü 2008 yılında Barcelona”da ve bu yıl da dördüncüsü Torino”da düzenleniyor. Bir sonraki Forum 2010 yılında Dublin”de yapılacak. 2014 için henüz şehir tespit edilmiş değil, ama bunun için TÜBİTAK”ın ilgili kesimleri iştirak etmeye teşvik etmesiyle Türkiye talip. Bunun için ulusal ve uluslararası girişimler TÜBİTAK Başkanı Prof. Nükhet Yetiş tarafından resmen başlatılmış durumda.

Bu arada TÜBİTAK”ın bu yılki ESOF etkinliklerine bütün ülkeler arasında en yüksek katılımlardan birini gerçekleştirmiş olduğunu öğreniyoruz. Başkan Prof. Nükhet Yetiş ESOF 2010”un program komitesinde yer alıyor. Dublin”de gerçekleşecek bir sonraki forumun da organizasyon komitesinde yer alıyor. ESOF”un en önemli hedeflerinden biri olan genç bilim insanlarının katkılarını bilim dünyasında etkili kılma hedefine yıllardır TÜBİTAK bünyesinde sürdürülen faaliyetlerle diğer ülkelere nazaran çok daha fazla ısınmış durumda.

ESOF Avrupa düzeyinde bilimsel birikimin sergilendiği önemli bir platform. Bir şekilde teknolojik arayışlar içinde olan bilhassa sanayicilerin ve üniversitelerin bu foruma ilgi duymakta kaçınmaları bu saatten sonra mümkün olamayacak gibi. Ancak Türkiye”den TÜBİTAK”ın dışındaki katılımda dikkat çekici olan Anadolu sanayi odalarının gösterdiği katılıma karşılık büyük sanayicilerden kimsenin bulunmayışı oldu. Başta Konya Sanayi Odası olmak üzere, Adana, Kahramanmaraş ve Eskişehir”in hem sanayi odalarından hem de üniversitelerinden temsilcilerin katılımı, dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelere de Anadolu sermayesinin artık daha fazla ilgi duyduğunu gösteriyor.

ESFO bir Avrupa bilimi arayışı içinde, bu onu bilim adına daha mütevazi sınırlara çektirirse ne âlâ. Zaten bu forumun bir özelliği de sosyal bilimleri de, yeni gelişebilecek bilim dallarını da içeriyor olması. Bu da bilimsel faaliyetlerin ihtiyaç duyduğu ve kendi kendini de görmesini, eleştirmesini, dolayısıyla bu mütevaziliğin “sürdürülebilir” hale gelmesini beraberinde getiren felsefi zemini besleyecektir. Kimlik arayışlarının hemencecik dışlayıcı bir ölçüsüzlüğe dönüştüğü bir dünyada, umarım fazla iyimser değilimdir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: