Prof. Dr. Yasin AKTAY

En geniş kapsamlı anket: Seçim sonuçları

Bir seçimi daha bütün kampanyasıyla, dinamizmiyle, tartışmalarıyla, gerilim ve keyifli diyaloglarıyla geride bıraktık. Bu yazının yazıldığı saatlerde henüz Türkiye geneli için herhangi bir yorumda bulunmaya elverecek sonuçlar belirginleşmeye başlamamıştı. O yüzden hiç ihtiyat bile gerektirmeyen noktalardan bu seçimin sonuçlarıyla ilgili konuşmamız gerekirse, hiç tartışmasız diyeceğimiz şey, Türkiye demokrasisi, demokrasi dışı güçlere karşı bir raund daha kazanmıştır, seçim sonuçları her nasıl olursa olsun.

Şu tarafından düşünün: Türkiye’de iktidar partisi ve Cumhurun Başkanı, lideri, bu seçim sürecinde hiçbir şekilde kendi makamında yan gelip yatmadı, herkesten çok daha fazla koşturdu, herkesten daha fazla kendini anlatmaya, icraatlarını ortaya koymaya ve halkına hesap vermeye çalıştı.

Kesinlikle sadece bu bile ona atfedilen diktatörlük veya otoriterlik söylemlerini boşa çıkarmaya yetecek bir manzara arz ediyordu. Aksi taktirde başka yollarla nasıl olsa istediği sonuçları kendisine bağlı devlet güçlerine sipariş eder, kendi makamında yan gelip yatar, o sonuçların önüne gelmesini beklerdi. Oysa son dakikaya kadar koşturmaktan, miting üstüne miting yaparak milletinden kendi partisinin adaylarına oy istemekten geri durmadı.

Seçim sürecine doğru giderken, doğal olarak halkın oy verme eğilimlerini tespit etmek üzere bir çok anket yapıldı. Anket sonuçlarına göre adayların veya siyasetlerin isabetliliği veya isabetsizliği üzerine bir dizi yorumlar yapıldı. Bu yorumların hepsi bugün nihai anket olan seçim sonuçlarıyla birlikte halk tarafından karara bağlanmış durumda. Önümüzde olabilecek en geniş çaplı, en gerçekçi ve en öğretici anket var şimdi: Sandık sonuçları.

Bu anket bir sonraki seçimler için eğilimleri göstermiyor. Henüz yeni yapılmış olan seçimlerde partilere önemli mesajlar içeriyor. Halk bu seçim sonuçları üzerinden partilere, adaylara, liderlere çok detaylı mesajlar içeren bir metin yazmış oluyor. Şimdi bu metni en doğru bir biçimde yorumlamanın, bundan gereken dersleri çıkarmanın zamanıdır.

AK Parti’nin 17 yıllık iktidar dönemi, 25-30 yıla kadar uzanan bir belediyecilik tecrübesi hakkında en güçlü değerlendirme bu metinlerde saklıdır. Yine de halkın sadece hizmetleri değerlendirmediğini, aynı zamanda o hizmetleri sunan insanların kendilerini temsil niteliklerine de ayrı bir önem vermiş olduğunu da görmek gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın bu seçimi dayandırdığı “gönül belediyeciliği” kavramı tam da bu boyutu en iyi yakalayan noktalardan birisiydi. İstediği kadar hizmet yapmış olsun, halkın gönlüne giden yoldan uzak kalmışsa hiçbir adayın seçmenin dersinden geçemediğini bu seçim sonuçlarıyla da en net biçimde görmüş olacağız.

Seçim sürecinde, Türkiye’nin mahalli seçimleri tecrübesi üzerine şahsen çok sayıda uluslararası televizyon kanallarına, bilhassa Arap kanallarına katıldım, mülakat verdim. Daha önce de bu ilgi var mıydı, hatırlamıyorum doğrusu, ancak bu sefer mahalli seçimlerin Türkiye’de bu kadar çok önemseniyor olmasına dair ciddi bir ilgiyi fark ettim. Kendi ülkelerinde mahalli idareler kavramı, hele bu idarecilerin bu tarz bir seçimi olayına hiç alışık olmadıkları belli.

Maalesef Arap ülkelerinin önemli bir kısmında mahalli idareler tamamen merkezi yönetim tarafından üstlenilen işler. Merkezi yönetimler için de zaten ne tür seçimler olduğu herkesin malumu. İstenen miktarda oylar sandıklara sipariş verilerek ve çok az bir katılımla gerçekleşen seçimlerde yüzde doksanların üzerinde oylarla seçilen diktatörlerin yönetimi altında mahalli yönetimlerin nasıl bir kıymeti harbiyesi olabilir ki?

Doğrusu, tam da bu ülkelerden Türkiye’nin mahalli seçimler süreci ilk defa bu kadar detaylı fark ediliyor ve bu fark ediş aynı zamanda hep konuşulan, dillere destan olmuş “Türkiye modeli”nin önemli bir unsuru olarak anlaşılmaya çalışılıyor.

Demokrasi elbette yerelde başlar. Yerel düzeydeki katılımın bir tür festival havasında yaşanıyor olması ve ülkenin neredeyse tamamının bu festivale katılması aynı zamanda millet ve devlet bütünleşmesinin de başka türlü bir göstergesi.

Tam da bu noktada 17 yıldır tek başına iktidarda olan AK Parti’nin bu seçimlerde diğer bütün partilerle eşit şartlarda yarışıyor olmasına anlam veremeyen yüzlerle karşılaştım. “Ne yani, şimdi muhalefet partilerinin bu seçimlerde AK Parti’den bazı belediyeleri alma ihtimali var mı? Ve alırsa AK Parti onlara bunu teslim edecek mi?” sorusuyla defalarca karşılaştım.

Tabii ki cevap çok daha anlamlıydı ve bu aslında Türkiye’nin içinde bulunduğu demokratik seviyenin olgunluğunu gösteriyordu:

“Elbette ister AK Parti ister muhalefet partileri kazansın. Kim kazanırsa kazansın, neticesinde kazanan Türkiye demokrasisi olacaktır ve AK Parti için de bunun değerlendirmesi en iyi kararı veren halkın kararı olarak baş göz üste karşılanacaktır. Böyle bir durumda AK Parti dönüp halkın bu değerlendirmesi dolayısıyla üzerine düşen özeleştirisini yapıp bir sonraki seçimlere daha iyi hazırlanmaktan başkası olmayacaktır.”

Yazıyı sonlandırmaya doğru Doğu ve Güneydoğu’dan sonuçlar belirginleşmeye başlamıştı. Şimdiye kadar HDP’nin kalesi sayılan Şırnak ve Hakkari hem il ve hem de bütün ilçelerinde AK Parti lehine önemli bir değişim ortaya koymuş durumda. Aynı zamanda Siirt, Ağrı, Mardin, Diyarbakır ve diğer bütün illerden aynı doğrultuda ciddi bir eğilim değişikliğinin yaşandığı görülüyor. Bu sonuçlarla birlikte belli ki, Türkiye’de hizmet ve kimlik siyasetiyle ilgili yepyeni bir aşamaya geçmiş olduğumuzu konuşacağız demektir, hayırlısıyla.

Seçim sonuçları her ne olursa olsun, Türkiye’nin kendini yenilemesi, yeni siyasetlerin halkın onayı, desteği ve yönlendirmesiyle belirlenmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Nihayetinde toplumsal gerilimlerin ve tartışmaların bir süreliğine de olsa halkın hakemliği altında giderildiği fırsatlar.

Her ne olursa olsun, seçim sonuçları ülkemize, milletimize, İslam dünyasına ve bütün İslam dünyasına hayırlı olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: