Prof. Dr. Yasin AKTAY

Dış işlerine bir bakan var

Türkiye”nin dış siyasette gerçek anlamda siyaset yapmaya cesaret ederek her geçen gün kazandırdıkları, birilerine belli ki hâlâ şaka gibi geliyor. Türkiye”nin ABD ile, AB ile veya kendisinden güçlü herhangi bir küresel aktör ile kendi lehine herhangi bir ilişkiye giremeyeceği zannediliyor. O yüzden bu küresel aktörlerle yapılan herhangi bir anlaşmanın kesinlikle Türkiye”nin aleyhine diğerlerinin ise “tabii ki” lehine olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Kesin gözüyle bakılmakla kalınsa iyi, bu ilişkilerde Türkiye mutlaka saf bulunup kandırılmış, enayi yerine konulmuş ve zaten bu ilişkiye girenler de gaflet dalalet ve hatta ihanet içinde bulunmuşlardır.

Oysa Türkiye”nin dış politikası en azından 8 yıldır bambaşka bir anlayışla idare ediliyor ve bu idare Türkiye”yi sahip olduğu bütün maddi ve manevi kaynakları en verimli biçimde değerlendiren bir yaklaşımla belirleniyor. Esasen bu idarenin künhüne vakıf olundukça Türkiye”nin şimdiye kadar nesinin eksik olduğu sorusu da her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Türkiye siyaset yapmak için her zaman bütün araçlara sahip olmuş bir ülke ancak siyaset yapacak zihniyet cesaret ve iradeden yoksunmuş.

Amerika”nın Irak”ı işgal ettiği günlerden beri birilerinin dilinden düşürmediği bir BOP efsanesi vardır. Bu efsaneye göre Orta Doğu”da kuş uçsa bu ABD”nin bilgisi, izni hatta iradesiyle mümkün oluyordur ki bu da olup biten her şeye kuşkuyla bakmayı gerektiriyor. Bu tarz bir ABD tasavvurunuz varsa zaten ABD”nin ayrıca sizinle özel bir anlaşma yapmasına veya içinize casuslarını sokmasına gerek yoktur. ABD CIA”sını taa içinize kadar gömmüş demektir. Siz bu anlayışla herhangi bir bağımsızlık ihtimalini ontolojik olarak yok ediyorsunuz demektir.

Yarın hasbelkader iktidar olacak olursanız aslında bugünden nasıl davranacağınızın mesajını veya işaretlerini vermiş oluyorsunuz. Nasılsa ABD”nin izni dışında bir şey olamayacağına göre bugün siyaset imkanlarını ancak ABD”nin icazet alanlarında arayacaksınız demektir. O yüzden Ergenekoncuların AK Parti”yi aynı mantıkla onca eleştirdikten sonra iktidar arayışını okyanus ötesine temsilciler yollamakla (İlhan Selçuk”un ABD”ye yazdığı mektuplar ve gönderdiği temsilcilerle) göstermesi anlaşılır bir şeydi. ABD”ye atfedilen olağanüstü kötülük içerdiği aşırı eleştiri bir yana o güçle siyaset imkânını mantıksal olarak dışlar, garip biçimde bir süre sonra o kötülüğe teslim olmayı telkin eder. BOP eleştirilerinin bir süre sonra ABD”yle Türkiye iktidarı üzerine “fiyat kırıcı” bir ihale söylemine dönüşmesi hiç de şaşırtıcı olmaz.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda kendisine yöneltilen eleştirilere cevap veren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu”nu dinlerken olağanüstü genişlik ve derinlikte bir tarih ve siyaset felsefesi vizyonunun bütün ağırlığını hissediyorum. Kendisini sıkıştırmaya çalışan muhalif muhatapları ne hissetti bilmiyorum ama ben iddiası olan ve dünyaya söyleyecek şeyleri olan kendinden emin bir siyasetçinin müthiş özgüvenini hissediyorum. ABD veya AB ile ilişkilerinde kendi imkânlarını ve sınırlarını bilen ama kozlarını da başkalarına karşı sonuna kadar kullanabilen bir siyasetçi…

Komisyondaki açıklamaları olmasa da BOP sürecinde Türkiye”nin onun (ve tabii ki başbakan Erdoğan”ın) yönetiminde asla onursuzca bir ilişkiye razı olamayacağını her zaman hissediyorsunuz, ama söver gibi zikredilen “BOP eş-başkanlığı” konusunda işin aslı da şu: Irak işgalinden sonra Bush bölgede ABD”nin yerle bir olan imajını düzeltmek maksadıyla bu başlıkta bir projeyle geliyor, ancak tepkiler üzerine daha yaygın bir proje haline getiriyor, bunun ayaklarından biri de ”Demokrasi Yardım Grubu” oluyor ve Türkiye, Yemen ve İtalya bu projeyi üstleniyor.

Bu grup da bir ya da iki kere toplanmış, ”Başka da ”BOP Eşbaşkanlığı” diye bir tabir o anlamda yok. ”Demokrasi Destek Eş Başkanlığı” anlamında İtalya, Türkiye ve Yemen”in üstlenmiş olduğu ve zaten sonuçta da pek yürümeyen bir grup var sadece.

Komisyonda ABD”nin tek taraflı politikası çöktüğü için kavramın ABD”de de kullanılmaz hale geldiğini kaydeden Davutoğlu, üstüne üstlük hem bu kavramın hem de genel oluşumun “çökmesinin bir gerekçesi aranıyorsa Türkiye”nin bölge eksenli yürüttüğü politikaların, bunun ne kadar anlamsız olduğunu ortaya koymasında” bulunabileceğini de kaydetmiş. Yani gerçekten de sevgili Hakan Albayrak”ın yazısına koyduğu başlıkta dediği kadar var: “Ne BOP”u kardeşim! Raconu Türkiye kesiyor”

Şimdi füze kalkanı meselesinde de durumun faklı olmasını şahsen beklemiyorum, ama öyle görünüyor ki, aynı çevreler bu beklentiyi çoktan satın almış durumdalar. NATO emredecek Türkiye de hiçbir direniş göstermeden istenileni yapacak diye bekleniyor. Aslına bakılırsa böyle olması arzu ediliyor, çünkü şimdiye kadarki siyaset performansı rahatsız edecek derecede tahminleri boşa çıkarmıştır. Oysa şimdiye kadarki performansından artık fazlasıyla anlamış olmalılar ki, Türkiye”nin dış ilişkilerine ülkenin ve bütün mazlum milletlerin çıkarını gözeten bir bakan var.

Not: Kurban Bayramı”nın bizi birbirimize ve mutlak varlığa yakınlaştıran hikmetini bereketiyle göstermesi dileklerimle bayramınızı tebrik ediyorum.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: