Prof. Dr. Yasin AKTAY

Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye

Geçtiğimiz hafta içinde Stratejik Düşünce Enstitüsü Dolmabahçe Sarayında gerçekleştirilen Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye konulu bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferansa ABD, Avustralya, Avrupa ve Arap ülkelerinden katılan bir çok bilim ve fikir adamı yaşamakta olduğumuz dünyanın nereye doğru gidiyor olduğuna ve Türkiye”nin bu seyirde nerede durduğuna dair çok derin ve etraflı analizler yaptılar. Mısır”dan Fehmi Huveydi ve Hasan Ebu Talip, ABD”den Richard Falk, Waleck Dalpour, Stephen Larebbe gibi isimlerin konuştuğu konferansta 2 gün boyunca toplam 6 oturumda küresel dünyanın nereye doğru gidiyor olduğu ve Türkiye”nin bu tarih içinde nasıl bir yer tuttuğu bir dünya tarihi perspektifi içinde anlaşılmaya çalışıldı. Tarihsel bakış açısı veya sosyologların “sosyolojik muhayyile” dediği bakış açısı olayın ayrıntıları içinde boğuşurken uzun vadeli tarihsel yörüngeyi görmeyi sağlıyor.

Türkiye”nin küresel ölçekteki gözle görülür güçlenmesi ile demokratikleşmesi arasında çok yakın bir ilişki olduğu kuşkusuzdur. Kürt sorunundan başörtüsü sorununa kadar büyük sancıları da içeren İnsan hakları, özgürlükler ve demokratikleşme ile ilgili sorunlarını çözememiş bir Türkiye”nin tarihsel rolünü oynaması mümkün değildir. Kuşkusuz AB süreci demokratikleşme konusunda Türkiye”ye çok önemli katkıda bulunmuştur. Bugün o sürecin dışında da Türkiye “kendi demokratikleşmesini sahiplenmiş” ve bu haliyle AB”ye girdiği taktirde sadece AB”den bir şeyler alacak bir ülke olmaktan çıkıp AB”ye çok şey katacak bir hale gelme yoluna girmiştir. Demokratikleşmeyi Türkiye”nin “sahiplenmiş” olması bu bağlamda önemle altı çizilmesi gereken bir husustur.

Türkiye”nin Batı ile Doğu arasında bir köprü olduğu düşüncesi alışıldık bir ezber ama bu köprünün sadece Türkiye”nin Asya ile Avrupa arasındaki coğrafi konumundan kaynaklandığı düşünülür. Oysa bu coğrafya her zaman var olduğu halde bu köprü her zaman aynı geçiş kolaylığına sahip değildir. İngiltere”den katılan Salman Sayyid bunun sebebinin tamamen siyasi iradeye bağlı olduğunu ve bu iradeye sahip değilseniz coğrafyanın da hiçbir öneminin olmadığını çarpıcı bir biçimde anlattı. Sayyid”in anlattıkları aynı zamanda bugün Batı-merkezli bir dünyanın sonrasının ne olması gerektiği sorusuna da yoğunlaşmaya bir davet içeriyordu.

Güç dengelerinin değişiyor olduğunu tespit etmek başlıbaşına yeni bir şey söylemek anlamına gelmez. Tarih boyunca uluslararası güç dengeleri sürekli olarak değişmektedir çünkü. Güç dengelerinin bir yüzyıl içinde aynı kaldığı genellikle görülmüş bir şey değildir. Bazen bir yüzyılın içinde küresel dengeler birkaç kez önemli ölçüde değişim de gösterir. Sözgelimi bugün neredeyse tek-kutuplu bir dünyadan bahseder hale gelecek kadar bir Amerikan yüzyılını yaşarken, bu gücün bazen ezeli ve ebedi olduğunu düşünesimiz geliyor. Oysa hatırlamalıyız ki geçtiğimiz yüz elli yıla kadar ABD uluslar arası güç dengeleri içinde esamisi neredeyse okunmayan bir ülke konumundaydı.

Konferansa Arap ülkelerinden katılanlardan özellikle Türkiye”nin, tabii ki bilhassa Başbakan Erdoğan”a yönelik halklar arasında artan sempati ve etkinliğinin Arap yönetimleri arasında bir rahatsızlık kaynağı oluşturup oluşturmadığı sorusuna bir cevap aramaya çalıştık. Yarı resmi El-Ahram Gazetesinden Hasan Ebu talib bu ihtimali kesin bir dille reddetti. Aksine Türkiye”nin bölgeye dönüşünün büyük bir coşku ile karşılanıyor olduğunu ve bu konuda yöneticilerin halktan farklı bir tutum içinde olmadığını anlattı.

Fehmi Huveydi İslam dünyasının bilhassa Filistin ve İslamophobia konusunda ortak bir duyarlılığa sahip olduğunu anlattı ve Türkiye”nin Arap dünyasının kalbinden asıl çıkışının 1949 yılında İsrail”i ilk tanıyan ülke olmasıyla gerçekleştiğini, buna mukabil tekrar girişinin de Mavi Marmara”da 9 Türk”ün kanlarını Filistin için akıtmasıyla muhteşem bir yolla gerçekleşmiş olduğunu söylerken sesi büyük bir duygusallıkla titriyordu.

Suriye”den katılan Dr. M. Velid Rıdvan da Yavuz Sultan Selim”in beş yüz yıl önce Arap dünyasını Mısır”a Suriye üzerinden askerleriyle geçerek fethettiğini ama bugün Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu”nun aynı coğrafyanın daha fazlasını kalplerin içinden geçer fethettiklerini anlattı.

BU anlatımlar işin duygusal ve kulağa fazlasıyla hoş gelen yanları tabi. Değişen küresel güç dengelerinin hem dünya için hem de Türkiye için taşıdığı riskler de en üst seviyede ele alındı konferansta.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: