Prof. Dr. Yasin AKTAY

Cumhuriyeti geçiştiren üniversiteler

Üniversitelerin gündemdeki belli konularda görüşlerini bildirilerle duyurmalarına alışığız. Bir üniversite senatosunun siyasi bir mevzuda, üniversitenin bütün mensuplarının aklına ipotek koyarcasına, üstelik son derece otoriter bir üslupla görüş serdetmesini hiç kimse yadırgamıyor. Ama bu, emin olun Türkiye üniversitelerinin kendine özgü yanlarından birini oluşturuyor. Yoksa özgür düşünme olmaksızın işleyemeyen bir kurum olan üniversite adına, bütün mensuplarını bağlayıcı ifadelerle kaleme alınmış bildiriler, kendine üniversite diyen hiçbir kurumun, dünyanın hiçbir yerinde yapacağı işlerden değildir.

Dünyanın normal üniversiteleri, belli konularda açıklama yapacakları zaman taşıdıkları bilim kurumu sorumluluğunu son noktasına kadar hesaba katarak, üniversitenin arkaplanındaki bütün akademik birikimin vakarını hissettirerek, yani alabildiğine tevazuyla, sınırlarını aşmadan yaparlar açıklamalarını.

Edward Said”in Filistin”de İntifada”ya sembolik destek vermek üzere İsrail tarafına taş atan görüntülerini hatırlarsınız. Bu görüntüler yayımlandığında, Colombia Üniversitesinin Yahudi öğrencileri Üniversite yönetimine kendisini “görevden atılması talebiyle” başvurmuştu. Bunun üzerine Colombia Üniversitesi imzasıyla yayımlanan meşhur bir bildiri örneği var elimizde. Bildiri üniversite, bilim adamı, akademisyenlik ve özgürlükler üzerine bütün üniversite kapılarına asılabilecek tam bir manifesto kalitesindeydi. Buna rağmen yazı bütün mensuplarını bağlayacak şekilde Üniversite adına değil rektör Jonathan R. Cole adına yayımlanmıştı.

Bizde üniversitelerin olur olmaz her konuda açıklamalar yapmaları senatoların rutin işlerinden. Ama o kadar rutinleşmiştir ki, bu açıklamaları bir üniversitenin yapması ile hamaset sahibi sıradan bir siyasi derneğin yapması arasında hiçbir fark göremezsiniz. Açın bakın bütün üniversitelerin web sitelerine, gündemlerinde hangi konularda, ne tür bildiriler yayımlamış olduklarını, işin vahametini görürsünüz.

Bu 29 Ekim”de üşenmeyip üniversitelerin yayımladığı bildirilere bir göz attım. Tahmin edersiniz. Doğrusu hepsi birbirine benzeyen, hiçbir yeni bilgi, hiçbir katkı içermeyen, hamasi metinler. Hayır, bunlara aslında literatürde metin bile denmiyor. Bir ritüel amacıyla periyodik olarak tekrarlanan ve tekrarlandıkça anlamları boşalan, içeriğinden ziyade sarf edilmiş olması bir anlam ifade eden metin-karşıtı ifadeler bunlar. Normalde 83. yılına vasıl olmuş bir cumhuriyetin hiç mi hiç ihtiyacı olmaması gereken türden.

Tabiî konu bütün metinlerin birbirine benzemesinden açılmışken, bu konuda da sınırın bir hayli zorlandığını eklemek lazım sanırım. Bildirileri kaleme alanlar belli ki, konu üzerinde oturup yeniden düşünüp kendi cümlelerini kurmaya bile üşenmiş. Net”te bir tarama yapıp, işine yarayan cümleler “kaynaklarına hiçbir atıfta bulunulmadan” serbestçe montajlanarak hazırlanmış.

Bir üniversite adına yayımlanmış ve aslında tamamı kaynağı belirtilmemiş alıntıların montajından ibaret bildiride mesela, “Cumhuriyet fazilet rejimidir denildiğinde, birbirlerinden farklı niteliklere sahip olan bireylerin meydana getirdikleri bir armoni olarak anlaşılması gerekir. Cumhuriyet, etnik ve dinsel cemaatleri tek bir ulus haline getirir. Cumhuriyet bir potadır. Eğer bölgecilikleri evrensel hale dönüştüremezse var olamaz. Atatürk, bölgeselliklerin üstünde ülkenin ve ülkeye ait her ne varsa, hepsinin herkes tarafından sahiplenildiği bir toplum yaratmaya çalışmıştı” deniliyor.

Basit bir internet taramasında bu sözlerin Balıkesir Üniversitesi”nden Doç. Dr. Metin Ayışığı”nın bir yazısından aynen alındığı anlaşılıyor. Ayışığı, kendi adına söyleyince bu sözlerde tabii ki hiçbir sorun yok; sözlerin tartışmasız doğru olması anlamında değil, aksine tartışılabilmesi anlamında. Cumhuriyet, bölgesellik, evrensellik, bunların bugün kazandıkları muhtelif anlamlar üzerinde ayrıca tekrar tekrar durulabilir. Ama bu sözleri bir üniversite rektörlüğü, “hiç kaynak belirtmeden” cumhuriyetin yıldönümü dolayısıyla kendi üniversitesindeki bütün öğretim elemanlarını bağlayıcı görüşler olarak aynen alıntılayınca neresinden tutacaksınız?.

Cumhuriyetin anlamı üzerine bir metin üretemeyen, bu işi ezber ifadelerle geçiştirmekle kalmayan, bu geçiştirmeyi bile ancak intihalle yapabilen üniversite seviyesi cumhuriyetin 83. yılına reva mıdır?

Biraz Kürşat Bumin”den rol çalıp soralım, çok mu şey istiyoruz? Bir üniversite cumhuriyetin yıldönümü ile ilgili bir bildiri yayımlayacaksa, ondan biraz daha cumhuriyet kavramına ilişkin üniversite kurumunun şanına yaraşır yeni bir bilgi, yeni bir katkı beklemeye hakkımız yok mu? Üzerine bunca titrediğimiz cumhuriyetimize Türkiye üniversitelerinin verdiği-vereceği değer bu kadar mı olmalı? Cumhuriyet üzerine metin-karşıtı nutukları aşan, daha analitik, daha meselenin ruhunu kavramaya yönelik, aklı başında ve tabiî ki her şeyden önce en azından bir zahmet “kendine ait” bir metin beklenmez mi?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: