Prof. Dr. Yasin AKTAY

Cumhurbaşkanlığı ve siyaset

Önce şunu hatırlamak gerekiyor. Cumhurbaşkanı seçimlerinin bir gerilim unsuru olması sadece önümüzdeki seçimlerle ilgili değildir. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana sancısız, gerilimsiz bir Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşanmadı. Bizzat Mustafa Kemal”in Cumhurbaşkanlığı da, hemen akabinde “Milli Şef”in seçimi de büyük gerilimler yaşanmadan atlatılamamıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi memleket için her seferinde “atlatılacak bir badire” ola gelmiştir. Daha fazla örnek için ardından gelen Celal Bayar, Cemal Gürsel”, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve şimdiki Cumhurbaşkanının her birinin seçilme hikâyelerine tekrar bakılabilir.

Bu hikâyelerin toplamından yola çıkarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin siyasi gerilim kaynağı mahiyeti hakkında bir genelleme yapabiliyoruz. Bu gerilim şahıslardan ziyade bu kurumun ve bu seçimin mahiyetiyle ilgilidir. Bu esnada seçimde devre dışı bırakılmak istenen herkes hakkında kullanılabilecek her türlü veri bir koz olarak kullanılmıştır. Bugün Başbakan Erdoğan”ın siyasi geçmişi veya eşinin örtüsü sorunu, hâlen geçerli olan laiklik ve başörtüsüne bakış dolayısıyla bu tartışmada umutsuzca ve kifayetsizce muhteris olanlara bulunmaz bir koz verdiği için bunun sonuna kadar kullanılmaması beklenemez. En yakın aday, Erdoğan”ın yerine kim olursa onun hakkında da mukabil kozların çıkacağına hiç hiç kuşku yok. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin istatistiki görüntüsü bunun şu ana kadar hep böyle olduğunu söylüyor.

Türkiye”de diğer seçimler hiçbir şekilde bu kadar gerilim üretmiyor veya üretilen gerilimler demokratik sürecin doğal akışı içinde mecrasını bulabiliyor. Cumhurbaşkanı seçimleri ise bir sürü demokrasi dışı unsuru da devreye sokan çatışmalara kaynaklık ediyor. Bunun sebebi, makamın siyasi sürecin nihai karar merciince seçildiği halde bütün kararlarıyla siyaset-dışı, sınırsız ve sorumsuz bir yetkiye sahip olmasından başka bir şey değildir. Yani en basit değerlendirmeyle hasbelkader bu makama seçilen kişiye büyük bir piyango vurmuş oluyor. Yedi yıl boyunca memleketin hayrına hiçbir olumlu iş yapmamış olsa bile bunun hiçbir siyasi maliyeti olmaması hiç de adil değildir.

Cumhurbaşkanı”nın tarafsızlığı ilkesince formülleştirilmiş olan siyaset-dışılık kuralı, makamda oturan kişinin siyaset hakkında mutlak bir hâkim gibi davranmasına imkân veriyor. Üstelik bu tarafsızlık herkesin aslında bildiği ama inanır gözüktüğü koca bir yalandır. Sadece bugünkü cumhurbaşkanı değil, aslında hiçbir cumhurbaşkanı tarihinde tarafsız olmayı başaramamıştır. Doğrusu başaramaz da. Bugünkü cumhurbaşkanı bulunduğu makama belki siyaset dışı yolun en kestirmesinden geldiği için tarafgirliğini gizlemek için hiçbir retoriğe başvurmayı bile denemediği için bu gerçeğin biraz daha görünmesine yardımcı oluyor aslında. Bence Sezer, Cumhurbaşkanlığı makamının bir demokrasideki işlevi hakkında daha derinlemesine düşünmeye vesile oluşturabilecek iyi bir örnektir. (Dolayısıyla görüyorsunuz, o da her yönüyle olumsuz bir örnek değil, istenirse onun için de olumlu bir cümle kurulabilir).

Cumhurbaşkanlığı makamı tabii ki çok kolay ele geçmiyordur, ama çoğu kez siyaset dışı yolların denenmesiyle ele geçebiliyor ve bir kez ele geçtiğinde hiçbir siyasi bedel istemeyen son derece büyük bir getiri sağlıyor. Üzerinde yürütülen kavganın siyaset dışı yollara kolaylıkla tevessül etmesinin ve her seferinde buna heveslenenlerin büyük operasyonları, entrikaları, kirli ittifakları göze almalarının sebebi budur.

Tam da bu yüzden bu makamın siyasallaştırılmasından, yani hesap sorulabilen, hesap veren ve ulaşılması da tamamen siyasi bir sürece bağlı bir makam haline getirilmesinden başka çare yoktur. Bu makama ulaşmanın siyaset dışı yolları özenle kapatılmalıdır. Ama bunun için o makama siyasetin bütün aşamalarını tırmanarak geçmiş olanların gelmesi yetmez, aynı zamanda o makamın siyasi denetime açık tutulması da gerekir.

Cumhurbaşkanlığını yarı-tanrısal bir makam olmaktan çıkarıp yere indirmek, halkı bütün beşeriliğiyle temsil eden demokratik bir makam haline getirmek lazım. Böyle yapılmadığı müddetçe, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, makamıyla, icraatıyla, Türkiye”deki demokratikleşmenin en önemli engeli olmaya devam edecektir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: