Prof. Dr. Yasin AKTAY

Çocuk cesedine mesaj yazılır mı?

Diyarbakır. Terör bir mesaj verme biçimidir. Dolayısıyla terör eyleminin düzenlenme biçimi aynı zamanda bir mesajın şifrelenmesini içerir. Bu mesajın yerine ulaşması için de eylemin muhatabının bu mesajın şifrelerini çözebilmesi, yani anlayabilmesi gerekiyor.

Terör eylemlerinin hepsi, her zaman herkese hitap etmez. Birçoğunun özel muhatapları vardır. Onların mesajın içeriğini anlaması ve bu mesajdan etkilenmeleri, korkuya, dehşete, yılgınlığa kapılmaları yeterlidir.

Tabii ki terörün mesajını anlamak demek, terörü kimin yaptığını ve gerçekten niçin yaptığını anlamak demek değil, terör olayından hedeflenen tutumu ortaya koymaktır. Örneğin, Uğur Mumcu”yu öldürenlerin açık hedefi güçlü bir sol reaksiyon oluşturmaktı, amaçlarına ulaştılar: Mesajın muhatapları, kitleler, terörle mesaj yazanların niyetlerine değil, hedeflerine uygun davranarak sokağa dökülmüş, bir laikçi cepheye yazılmış oldular.

Terörün hedefi ile teröristin niyeti arasındaki ayrışma her şeye rağmen, terörün çok da kaotik bir süreç olmadığı sınırlarda kalır.

Yıllardır faili kim olursa olsun Güneydoğu”da devam eden terör olaylarının çoğu nispeten bu sınırlarda cereyan etmiştir. Faili meçhul olanların bile çoğu kez niyetleri de, hedefleri de rahatlıkla okunabilmiştir. PKK”nın Güneydoğu halkı için şartların hızla iyileşme eğilimine girdiği bir dönemde tırmandırdığı şiddetin ister dış bağlantılar, ister örgüt içi siyasal ayrışmalar temelinde bir açıklaması yapılabilmiştir.

Ancak Diyarbakır”da patlayan ve çoğu çoluk çocuk 10 kişinin ölümüne, 15 kişinin yaralanmasına yol açan talihsiz bomba hiçbir yere oturmuyor. Bir terör mesajı olarak hangi şekilde yazılmış olursa olsun hiçbir şey söylemiyor. En dolaylı mesaj verme yoluyla ve kimin tarafından yazılmış olursa olsun karşılık geldiği tek şey absürtlük. Bu terör olayı hiç kimseye hiçbir şey söylemiyor. O yüzden hiç kimsenin bu absürtlüğü sahiplenmemesi gayet normal de, için ilginç tarafı, hiç kimsenin bunu diğerinin üstüne de o kadar kolay atmıyor olmasıdır. Hiç kimse “neden öldürüldüğünü” soran o çocukların karşısına çıkacak veya bunun suçunu başkasına atacak bir yüze sahip değildir, olamaz. Bir suçluluk duygusu sarmış herkesi. Buna da şükür.

Diyarbakır”da kiminle konuşuyorsak, şimdiye kadarki hiçbir olayda görülmeyen tam bir şaşkınlığı ifade ediyor. Bir yandan bütün düzenekler, olayın olma biçimi, örgütün izlerini ele veriyor. Ama emniyet müdürlüğünün bunu açıklarken sergilediği alışılmadık ihtiyat da çok ilginç. Bu kadarını emniyet müdürlüğü terör örgütüne bile yakıştıramıyor sanki.

Diğer yandan örgütün silahları bırakma eğiliminin oluştuğu bu günlerde örgütten böyle bir şeyin beklenmemesi Diyarbakır halkındaki şaşkınlığın diğer bir sebebini oluşturuyor. Bu şaşkınlığın etkisi altında, cumartesi günü düzenlenen sessiz protesto yürüyüşünün sessizliği gittikçe ihtiyata ve sağduyuya olan talebi ifade ediyor. Olayın oluş biçimindeki absürtlük, bundan net bir protesto hareketi çıkarmayı da engelliyor, buna rağmen olayın vahametini azaltmıyor, düşen ateşin yakıcılığını azaltmıyor.

Halkta önceki olaylarda kolaylıkla görünen devleti çok kolay itham etme eğiliminden de eser yok. Bunda muhtemelen devletin yaklaşımını yürüten ve temsil eden vali Efkan Ala”nın halk nezdinde oluşturduğu derin güven duygusunun büyük etkisi var. Diyarbakır “bilge vali” dediği Ala”nın şahsında devlete büyük bir kredi açmış bulunuyor.

Bu krediye asıl kendisinin ne kadar ihtiyacı olduğunu da ifade etmekten geri durmuyor halk. 700-800 bin kişilik nüfusuyla, sanayisiyle çok önemli bir ekonomi ve her terör olayı bu ekonomide büyük çalkantılara yol açıyor. Normal hayatına dönmek istiyor halk.

Diyarbakır, kökü binlerce yıla dayanan büyük medeniyet havzası bir şehir. Tarihin bilinen bütün önemli aktörlerinin, uygarlıkların ve kahramanlarının yollarının geçtiği bir kavşaktır. Daha yakın tarihimizde bile Türkiye”nin en önemli kültür merkezlerinden biri.

Terör olaylarının duraksadığı birkaç yıllık süre içerisinde tekrar kendine gelmeye, bu özellikleriyle tekrar temayüz etmeye bir hamle yapmış. Kilometrelerce uzunluktaki tarihi surların diplerindeki gecekonduların yıkılıp etraf düzenlemelerinin yapılmasıyla surlar bütün görkemiyle ortaya çıkmış.

Şimdi bu surlar, Diyarbakır”ı kuşatmaya çalışan talihsizliğin, terörün, şiddetin saçmalığa varan boyutlarına karşı şehrin ve anlamın savunmasını temsil eder gibi yükseliyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: