Prof. Dr. Yasin AKTAY

Cinayetle yiten imaj futbol sahalarında bulunur mu?

Kaşıkçı cinayetinin üzerinden 4,5 ay geçti. Şu ana kadar cinayetin aydınlatılmasıyla ilgili Türkiye’nin ortaya koyduğu samimi ve örnek çabalara karşılık S. Arabistan tarafından hiçbir olumlu katkı gelmiş değil. O kadar ki, cinayetin aydınlatılması hususunda sergilenen bu isteksizlik ve hareketsizlik, aslında cinayetle ilgili revaçta olan bütün iddiaların ikrar edildiğini gösteriyor.


Normalde S. Arabistan kendisi hakkında hiçbir iddiaya sessiz kalmayan, karşıt iddiaları veya söylemleri dillendirenlere karşı çok ağır yaptırımları harekete geçirerek ağır tepkiler ortaya koymakla bilinen bir ülke.

Kaşıkçı cinayetinden önce Kanada Başbakanının S. Arabistan’daki insan hakkı ihlalleri dolayısıyla attığı, aslında nispeten yumuşak sayılabilecek bir eleştirel tweetin nelere yol açtığını hatırlayalım. S. Arabistan Kanada ile bütün diplomatik ilişkilerini askıya almıştı.

Oysa Kaşıkçı cinayetinin kamuoyu önündeki bütün soruşturma safahatında S. Arabistan tarihinde hiçbir ülkenin başına gelmeyecek türden eleştirilere, suçlamalara, ithamlara maruz kalıyor olduğu halde bu konuda tam bir suskunluğa gömülmüş vaziyette. Bu sükut ikrar değilse nedir?

Cinayeti azmettirenin MBS olduğu iddiası olayın doğası ve mantığının zorunlu bir sonucu olarak görülüyor ve bu, ifade ediliyor. MBS elbette bunu kabul eden bir cümle de kurmuyor, hatta inkar da ediyor, ama inkarı ispata dönüştürecek bütün bilgi kaynakları, cinayetin tetikçileri, bu tetikçilerin bütün hareketleri ve ilişkileri ellerinde.

Küçük de olsa bir ihtimal MBS değilse de, yani bir başkasıysa azmettiren, her kimse, bunu hemen ortaya koymaya yetecek bilgiler ellerinde. Cesedin nerede olduğuna cevap vermek ellerinde. Bahsettikleri bir yerel işbirlikçi var, bu kimdir, nerededir, onunla hangi düzeyde işbirliği yapılmıştır, bütün detayları bulup ortaya çıkarmak da ellerinde.

Kamuoyunun merakla sorduğu bütün bu soruların cevaplarını ortaya koymaya çalışmıyor olmaları, aslında azmettirenin korunmakta olduğu, dolayısıyla cinayetle ilgili bütün iddiaların da zımnen kabul edildiği anlamına geliyor. Bu durum bütün dünya kamuoyunda ve vicdanında artık kuşkuya yer bırakılmaksızın karara bağlanmış durumda. Gerisi mahkemeye kalmış bir şey.

Dünyada yaşanabilecek en acımasız en gaddar bir cinayetin fail şüphelisi olarak kaybettiği itibarı ise MBS kendini suçlamalara karşı savunmakla, aklamaya çalışmakla değil, başka yollarla kazanıp, zararını telafi etmeye çalışıyor.

Bugünlerde çıktığı Pakistan ve Hindistan gezilerinde çok kapsamlı işbirliği anlaşmalarına imza atıyor, ama gittiği yerlerde protestolarla karşılaşıyor. Hindistan’da toplanan kalabalık gruplar, MBS’in hem Kaşıkçı cinayeti dolayısıyla hem de Yemen’deki insan hakları ihlalleri dolayısıyla ve hem de kendi ülkesinin hapishanelerinde keyfi olarak her türlü insan hakkından mahrum olarak tutulmakta olan alimler dolayısıyla protesto gösterilerinde bulunuyorlar. S. Arabistan’ın imajı hiçbir zaman bu kadar kötü olmamıştı. S. Arabistan hiçbir zaman bu kadar açıktan, kitleler tarafından eleştiriye ve protestolara konu olmamıştı.

Buna rağmen MBS kaybettiği imajı başka yerlerde toparlamaya çalışıyor ama çaresizce.

Bir yol da futbol. En son İngiliz futbol kulübü Manchester United’ı satın almak için 4,9 milyar dolar teklif ettiği iddiaları The SunGazetesinde yayınlandı. Her ne kadar Riyad’dan bu görüşme yalanlansa da The Sun Gazetesi kulübün sahibi ABD’li Glazer ailesine yaklaşık 4,9 milyar dolar teklif edildiği iddiasında ısrar etti.

Veliaht Prens’in en önemli müttefiki BAE’nin yöneticisi Bin Zayed ailesi de bir diğer Premier Lig ekibi Manchester City’nin sahibi.

Aslında futbol üzerinden yapılmaya çalışılan parlak ve yaldızlı imaj çalışmaları, her iki ülkenin yerlerde sürünen insan hakkı ihlallerini örtbas etmeye ne kadar yetecektir? Bunu da soralım artık.

Doğrusu bu sorunun muhatabı, ülkelerinde bu kadar insan hakkı ihlali olan ülkelerin paranın gücüyle kadir olabildikleri bu tür imaj çalışmalarıyla aklanmalarına çanak tutan dünya kamuoyu. Bu mekanizma nasıl çalışır? Futbolun kara paraları aklamanın bir yolu olarak kullanıldığı bilinen bir gerçek. Burada kapkara sicillerin, cinayetlerin, katliamların, demokrasiye, insanlığa ve insan haklarına karış işlenen bütün cürümlerin aklanması sözkonusu.

Gerçi, futbolun bir böyle bir rolü var, bir de başka türlü, insanların bütün eleştirilerini, duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinin geriye kalan tek vasatı olmak gibi bir boyutu da var. Zira futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir. Geçtiğimiz günlerde BAE’de oynanan Asya Kupası Maçlarında yaşananlar çok ibretlik şeylerdi.

BAE baştan itibaren siyasi husumet halinde olduğu Katar’a her türlü zorluğu yaşatmaya, mesela katılımını tamamen engellemeye çalıştı, başaramayınca, tribün-amigo oyunları, bayrak, flama oyunları üzerinden ona karşı BAE sahasını ağır bir deplasman ortamına dönüştürmeye çalıştı. Mesela finalde Katar’a karşı oynayan Japonya’yı kendi taraftarlarına desteklemeye teşvik etti. Katar milli takımı taraftarlarının kendi bayraklarını taşımaları engellendi vs.

Buna rağmen başta Kuveyt ve Uman olmak üzere aslında BAE halkında bile bu tahrikler bir işe yaramadı. Katar Milli takımı Körfez ülkeleri arasındaki bütün gerilimlerde halkların bütün duygularına tercüman olarak ipi göğüsleyip şampiyon oldu.

Katar Milli takımının BAE Milli Takımını da 4-0 mağlup ederek ulaştığı şampiyonluk, BAE Futbol Federasyonu Başkanı Mervan bin Ghulaita’nın bile eleştirilerin hedefi olmasına yol açtı. Başkanın BAE milli takımımın düşman takım Katar’dan 4 gol yiyerek mağlup olmasına karşı maruz kaldığı eleştirilere cevabı çok manidardı: “Ben hayatımda başarısızlık tanımam, ama Allah’ın başarıyı vermemesini tanıyorum.”.

Futbol sadece futbol değildir elbet ve insanlık alanında kaybettiğiniz itibarınızı bulabileceğiniz bir yer hiç değildir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: