Prof. Dr. Yasin AKTAY

CHP”nin zoraki toleransı

Başörtülü vekillerin TBMM”ye bir dirençle karşılaşmadan girmeleri, Türkiye”nin utanç verici ukdelerinden birini daha çözmüş oldu. Daha önce açık olan dört AK Partili milletvekilinin Hac dönüşü başlarını örtmeye karar vermeleri üzerine günlerdir esmekte olan rüzgarlar, aslında Türkiye”de demokrasinin ulaştığı düzeyin sağlamlık testiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyordu.

Şükür ki, Türkiye bu testten başarıyla geçmiş oldu. Bir normalleşme sürecinin sembolik adımı, daha önce bu adımın karşısında inanılması güç cansiperane direniş barikatlarını kuranların en kötü ihtimalle homurtuları arasında atıldı. Bu adıma karşı BDP ve MHP”nin ortaya koyduğu tavır daha önceki yaklaşımlarıyla tutarlı oldu. Zaten yasağın ne sebebi ne de koruyucuları onlar değildi. Yasak, aslında yıllardır muhalefette ve azınlıkta olduğu halde topluma CHP tarafından empoze ediliyordu. Asker ve yargı bürokrasisi ile medyadaki uzantılarından oluşan hegemonik blokla CHP başörtüsü yasağının şimdiye kadarki tek sorumlusuydu.

Bugün başörtüsü yasağı hem üniversitelerde hem de kamuda serbest kaldıysa, o bloğun çözülmüş olması ve hegemonik bir özelliğinin kalmamış olmasından ileri gelir. Biraz engelleyebilme ihtimaline veya gücüne güvense başörtüsüne hiç bir şekilde geçit vermeyeceğinin işaretlerini de her fırsatta verdi CHP.

Başörtüsü lehine her düzenleme veya gelişmeyi son ana kadar yüksek yargıya taşımaktan hiç geri durmadı. O kapının da artık kapanmış olduğuna emin olduktan sonra şimdi pişkin pişkin özgürlükler bloğunun ezeli abonesi gibi davranmaktan geri durmuyor. Başörtüsüne karşı bir direniş sergilememenin gerekçesini bile ilkesel, özgürlüklerden yana bir tutum olarak değil, ancak “AK Parti”nin seçim tuzağına düşmeyelim” diye açıklamış. Bu tavrıyla CHP, eski tavırlarının sorgulamasını yapıp bu milletten özür dilemedikçe, meclise başörtüsüyle girenlere ses çıkarmamış olmaktan dolayı neden bir teşekkürü hak ediyor olsun?

CHP”li Muharrem İnce CHP”nin son olayda takındığı tutumla AK Parti”nin elinden başörtüsünü istismar fırsatını almış olduklarını söylemiş. Ah, ne olaydı da bu fırsatı almayı sizin için Anayasa Mahkemesi kapısı ardına kadar açıkken almayı akıl etseydiniz ya!

Emin olun AK Parti size defalarca bu fırsatı verdi, ama CHP”lilerin içine sinmiş başörtüsü nefreti son imkanlarına kadar başörtüsünü dışlamaya, ona karşı ayırımcılığı bir resmi devlet politikası olarak dayatmaya devam etti. Üstelik tekrarlamak gerekirse CHP bunu muhalefetteyken yapmayı başardı. Ya bir de iktidarda olsaydı!

Muhalefetteyken topluma bu kadar akla ziyan bir yasağı dayatabilecek bir mahareti sergileyebiliyor olması CHP adına bir başarı bile sayılabilir. CHP”nin bu başarı hanesine, bu dayatmasının emsali sayılabilecek hiç bir uygulaması olmayan iktidardaki bir partiye diktatörlük ithamı yapabilmesi de eklense yeridir.

Şafak Pavey”in şahsına yüklenen bütün anlamlarla böyle bir günde mecliste CHP adına konuşması ve o konuşmada söyledikleri CHP cephesinde değişen hiç bir şeyin olmadığını gösteriyor. Anadolu halkı bu tür durumları basit bir atasözüyle ifade etmiş: oturduğu kalkamadığındandır. CHP kalkamadığı için oturuyor, muhalefetteyken dayatmayı başardığı başörtüsü yasağını artık sürdüremeyeceğini görünce kendi güçsüzlüğünü veya aczini bir lütuf gibi sunmaya kalkıyor. Bir de üstelik sanki bu hakkı kendi tanıyormuş gibi, Pavey”in dilinden başörtülü hanımlara ayar vermeye kalkışıyor. Geçti Bor”un pazarı. Başörtüsünün veya normalleşmenin CHP”nin zoraki toleransına hiç bir borcu yoktur.

Esasen, Üniversitelerde Başörtüsü yasağının kendisi yıllardır Türkiye”de, ülkenin aklına da, vicdanına da, insan sermayesine de ziyan bir uygulamaydı. Bir defa, dünyanın herhangi bir yerinde başörtüsüne karşı böyle bir müdahaleci tavır olduğunda bunu Müslümanlara veya İslam”ın kendisine bir saldırı ve düşmanlık olarak karşılaması gereken, buna karşı hak-hukuk mücadelesi etmesi beklenen ülke Türkiye olurdu. Böyle bir ülkede böyle bir ayırımcı uygulamanın yapılabilmiş olması bile inanılması zor bir olay.

Bugün üniversitelerde başörtüsü yasağı düşüncesinin kendisinin saçmalığı, geçmişte onu en hararetli bir biçimde uygulamış olanlar nezdinde bile sanırım aşikar hale gelmiş durumda. Ancak düşündürücü olan, bu aşikarlığın bu yasağı uygulayanlardaki bir değişmeden kaynaklanmamış olmasıdır. Yani bugün başörtüsü yasağının artık kabul edilemez veya uygulanamaz olduğunu kabul eden eski yasakçılar bu noktaya kendilerinde kendi kendine gerçekleşen bir yumuşama veya değişimle gelmediler. Aksine dirençleri kırıldığı için bu noktaya gelmiş oldular.

Başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi “411 el kaosa kalktı” manşetiyle veren Hürriyet Gazetesinin bugün bu gelişmeye karşı şiddetli muhalefet sergilemiyor olması, artık böyle düşünmediğinden değil, tıpkı CHP gibi böyle bir manşetin yasağı yeniden üretmeye artık yetmeyeceğini bilmesindendir. O yüzden bu göreli suskunluğu demokratikleşme yönünde bir iyileşmenin işareti gibi okuyamıyoruz.

Bu arada konuyu Hacc farizasını yerine getiren vekillerin kapanmak suretiyle gündeme getirmiş olmasının ne kadar isabetli olduğu görüldü. Böylece sorun yeni bir parlamento dönemine ertelenmeden halledilmiş oldu. Oysa sözkonusu vekillerin böyle bir tercihi olmasa muhtemelen 2015 seçimlerine kadar bu tartışmanın gölgesinde bir belirsizlik devam etmiş olacaktı.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: