Prof. Dr. Yasin AKTAY

CHP”nin “İktidar” Kurultayı

Bugün gerçekleştirilecek olan CHP kurultayının ilanları “İktidar Kurultayı” olarak verilmiş. Kılıçdaroğlu sonrası CHP”nin iktidar için ciddi ciddi hesaplar yapıyor olduğu anlaşılıyor. Bunda tuhaf bir durum yok demeyin hemen. Gerçi bu kurultayın ne öncesinde ne de sonrasında iktidara nasıl gelineceğine dair dişe dokunur bir yol haritası görünmüyor, aksine “İktidar Kurultayı” deyimi bu kurultayda yapılacak olan işlemin tamamen parti içi iktidarın ele geçirilmesi veya pekiştirilmesiyle ilgili daha çok. Kılıçdaroğlu bu tuhaflığı gidermek için “amacımız CHP içi iktidar değil CHP”nin iktidarı” dese de bu açıklaması bile olayın altını biraz daha kalın çizgilerle çizmekten başka bir anlam ifade etmiyor.

Buna rağmen kim ne derse desin CHP”nin iktidar için hesap yapıyor olması, bunun için demokratik sınırlar içinde yeni stratejiler belirlemeye çalışması son derece sağlıklı ve hayra alamet bir durumdur.

Sadece CHP”nin değil bütün siyasi partilerin böyle bir hesap içinde olması demokrasinin normal seyrinde yürüyor olduğunun ifadesidir. Zira adı siyasi parti olduğu halde iktidarı hiç hedeflemeyen partiler var Türkiye”de, bunların başında da CHP geliyor(du). Biraz tuhaf bir cümle oldu biliyorum ama tuhaflığı algı ayarlarından değil bizzat CHP”nin şimdiye kadar izlemiş olduğu stratejinin fabrika ayarlarından.

Aslında şu şekilde tashih edilerek adı konulursa bu stratejinin daha iyi anlaşılabilir. “İktidar olmadan iktidar olmak” veya “hükümet eden iktidarların üzerinde devlet iktidarının temsilcisi ve gözeticisi olmak”. Takdir edilmeli ki, böyle bir pozisyon için seçimler kazanmaya, halka derdini anlatmaya hiç gerek yok. Oysa 12 Eylül Referandumu ile birlikte iktidar olmanın bu “CHP yolu” büyük ölçüde tıkanmış olduğu için CHP iktidar olmanın normal yoluna yavaş yavaş da olsa intibak etmeye çalışıyor. Halka kendini anlatmak gibi bir alışkanlığı hiçbir zaman edinmemiş olan eski genel başkanlarını bir entrika marifetiyle de olsa devirip yerine halkla temas gerekirse bunu hiperaktif bir etkinlikle gerçekleştiren bir genel başkan getirmek bu değerlendirmenin sonucu olmuştur.

Parti içindeki iktidar sorununu hallettiği takdirde CHP”yi Türkiye”nin iktidarına ne kadar yaklaştırabileceği konusunda Kılıçdaroğlulu”nun henüz yeterince umut vaat ettiği söylenemez herhalde. CHP tabanı içindeki güçlü ve “iktidara taşıyacak genel başkan beklentisi”nden başka bir lider olarak onu besleyen bir başarısı yok. Türkiye”deki iktidar mücadelesinde muhaliflerine karşı bir başarısı olmadığından parti içindeki iktidar hamleleriyle başarı eksiğini telafi etmeye çalışıyor ki, parti içi her başarı hamlesi partiyi genel siyaset içinde iktidar yarışından biraz daha koparmaktadır. Çünkü bu başarı parti içindeki tarafların şiddetli geçimsizliğini her seferinde daha fazla açığa çıkarmakta, bu da onun liderliğindeki partiye yüklenen beklentileri ülke düzeyindeki bir yarışa girmeden tüketmektedir.

KONDA”dan Bekir Ağırdır”ın NTV”de Çiğdem Anat”ın programında verdiği bilgilere göre, CHP seçmeninin tam yarısı kendi partisinin iktidara gelebileceğine dair bir umut taşımıyor; bir o kadarı yine kendi partisinin veya liderinin Türkiye”nin sorunlarını çözebileceğine dair bir beklentiye sahip değil. Kendi seçmeni nezdinde bile güçlü bir umut ışığı yakamayan CHP son seçimlerde tam 250 ilçede hiç oy alamamış, daha fazlasında da yüzde 10”un altında oy almış.

Adil Gür”ün son anketinde yüzde 44 oy oranını koruyor görünen AK Parti”nin nasıl oluyor da iktidar yıpranmasına maruz kalmıyor olduğuna bakarak Taha Akyol, haklı olarak CHP”nin iktidar yolunu öğrenebilmesi için bu ülkenin sosyolojisini çok iyi okuması gerektiğini hatırlatıyor.

Bu ülkenin sosyolojisi kadar AK Parti”nin başarısının altında yatan genel bir siyaset sosyolojisi ilkesini de hatırlatmak gerekiyor belki. O da son yazımızda işaret ettiğimiz “kendini değiştirme” ilkesi. Siyaset, seçmenin sizdeki marifetleri keşfetmesini bekleyerek yapılan bir iş değildir. Siyasal imkânlar, devletin veya diğer siyasi rakiplerin pozisyonlarını değiştirmesini bekleyerek yakalanan şeyler değildir. Devletin de, siyasi rakiplerinizin de, seçmenin de size yönelik tutumlarını değiştirmek her şeyden önce sizin kendinizi değiştirmenizden geçiyor.

CHP içi “iktidar yolu” şimdiye kadar kendini değişmez cevher, mutlak doğruluğun sahibi, halkını ıslah edilmesi gereken gafiller, rakiplerini de halkı ayartmaya çalışan hainler gibi gören Jakoben tutumunu değiştirmesiyle bir nebze açılmış olacaktır.

Ama bu değişim, yolun sadece açılmasana sağlayacak. Bu yolda hangi hızda ilerleyeceği tabii ki hem kendi performansına hem de bu yola çoktan girmiş ve epey mesafe kat etmiş olan büyük rakibinin performansına bağlı olacak.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: