Prof. Dr. Yasin AKTAY

CHP”nin iç kavgasından Türkiye için lider çıkarmak

CHP”de 5 ay aradan sonra yaşanan ikinci büyük çalkalanmada esas soru bu sefer bir liderin çıkıp çıkamayacağı sorusudur.

Mayıs ayında Baykal”ın bir kasetleme marifetiyle “hal” edilmesi sayesinde CHP”ye lider yapılan Kılıçdaroğlu”nun ismi etrafında ilk anda oluşan birlik-beraberlik havası Kılıçdaroğlu”na bir lider vasfı kazandırmaya yetmedi. Kılıçdaroğlu”nu kaset entrikası çevirerek lider yapanların ona sürekli hissettirdikleri diyet borcunun ağırlığı zamanla Kılıçdaroğlu”nu ezdi, bıraktı. Her fırsatta kendi imkanlarıyla ödeyemeyeceği kadar çok borcu hatırlatılan ve bu borç karşılığında bütün siyaset alanı ipotek edilmiş olan Kılıçdaroğlu”ndan bu şartlar altında bir lider çıkması mümkün olamazdı. Kısa zamanda projenin bu haliyle gerçek anlamda bir lider projesi değil, olsa olsa bir “lider-görünümlü emanetçi” projesi olarak algılanması kaçınılmaz oldu.

Doğrusu hızla sergilenen bu ağır diyet ve vesayet hikâyesi bir liderin iyi bir çıkış göstererek kendini gösterebilmesi için son derece elverişli fırsatlar da veriyordu. Kılıçdaroğlu”nun selefini hal edip kendisini var eden “önder”e haklı olarak karşı çıkması için bizzat bu önder gereken bütün kötülükleri yapmakta, isyan için bütün gerekçeleri vermekteydi. Sadece parti dışından değil parti içinden de önderin lidere zulmünü artık katlanılmaz bulan hissiyat güçlü bir biçimde oluşmaya yüz tutmuştu.

Ortada tam da Freud”un tasvir ettiği gibi evladın kendini var etmesi için”babayı öldürmesi”nin kaçınılmaz hale geldiği bir manzara vardı. Evladın kendini başka türlü kanıtlama yolu kalmamış durumda. “Ana” partiye vaziyet eden “güçlü baba”, evladın şahsiyetini bulmasının önündeki en büyük engel.

Ayrıca Kılıçdaroğlu”ndan güçlü bir lider çıkacak idiyse bu liderlik kendini vicdanları yaralayan, tırnak yedirten bir kaset entrikasının üzerinde ne var olabilirdi ne de yükselebilirdi. Lider dediğin haksızlığı gün gibi anlaşılmış güçlü bir başka lidere karşı haklı bir mücadele ve zaferle beslenmeli. Recep Tayyip Erdoğan”a karşı esaslı bir zafer için yeterince zaman yok, Erdoğan”ın şahsında “güçlü kötü” tipolojisi de yeterince temayüz etmiş değil. Ayrıca öyle olsa bile CHP”nin seçimlere kadar acelesi var.

Onca yılın “Tayyib”ine “Recep bey” diyerek ona karşı puan bile elde etmenin mümkün olmadığı yeterince anlaşılmışken, Kılıçdaroğlu”nun kendini kanıtlaması için daha “mümkün” bir sahneye yönelmesi lazımdı. O sahne için CHP”nin içinden daha iyi bir yer olamazdı. Yıllardır AK Parti iktidarına karşı dillendirilen Korku imparatorluğunun âlâsı partinin içinde yeterince mevcut. O imparatorluğu yıkarak ilk imtihanını vermiş lider başka korku imparatorluklarını yıkma konusunda da kendini kanıtlamış sayılabilir.

Sav ile Kılıçdaroğlu savaşında kimin galip geleceği sorusu cevap verme zahmetine değmeyecek bir soru. Kılıçdaroğlu”nun zaferi için eksik bir şey yok.

Destek medyası bu çıkış karşısında şimdiden “bir liderin doğuşu” diye hararetle selama durmuş vaziyette. Şimdiye kadar muhalefete karşı arka bahçe, yedek kuvvetler veya destek kuvveti olarak davranmış olan yüksek yargı bu sefer partinin muhtaç olduğu karizmatik lideri doğurmak üzere harekete geçmiş durumda. Aynı kuvvetler belki karşı tarafı tahrip etmekte yeterince iyi kullanılamadı veya etkili olamadı, ama CHP içindeki operasyon için iadeli taahhütlü bir mektup göndermek yeterli oldu. Gönderilen mektubun yerine ulaşması da böylece temin edilmiş oldu.

Sav”ın en büyük avantajı olarak gösterilen teşkilat veya delege yapısının kısa süre içinde yerini bulacağına ve Sav”ı beş ay önceki Baykal”ın durumuna düşüreceğine kuşkum yok. Sav”ın onları çantasında keklik gibi görüyor veya gösteriyor olmasının bile onların iradelerini Kılıçdaroğlu”nun etrafında toplamaya dönük bir etken olarak çalışacağını öngörebiliriz.

CHP”deki kavganın ilk gününde Kılıçdaroğlu”nun yeni yönetim listesine girmeyi kabul etmeyen isimlerin tutumu bu konuda yeterince öğretici bir işaret. Dengelerin nasıl şekilleneceği hususundaki yoğun belirsizlik tercihte bulunmayı zorlaştırıyor ancak sisin dağılmaya yüz tuttuğu anda herkesin tutumunda tipik eğilimlerin ana mecraya yöneldiğini görürüz. Kısa bir süre içinde gereken kadrolar kolayca oluşturuldu. Yeni Genel Sekreteri Suheyl Batum olan CHP içinde bir süre sonra kimsede biat etmek için hiçbir tereddüt kalmaz.

Yaşadıkları çatışmanın moral bozucu görüntüsüne karşı kendini ısrarla ve büyük bir heyecanla “biat kültürüne karşı” konuşlandırarak teselli bulmaya çalışan CHP”lilere acı bir haber gibi gelmeyecekse söylemekten çekinmeyeceğim. Nasıl anlıyorlar veya kodluyorlar bilmiyorum ama lider etrafında toplanmada tipik bir süreçtir biat ve gerçekleşme şekli tam da böyle olur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: