Prof. Dr. Yasin AKTAY

CHP Zamanın Ruhunu Yakalayabilecek mi?

Kurultaylar partisi CHP”nin son kurultayı yeni parti meclisi üyelerinin belirlenmesiyle sona erdi. Sıkça kurultay toplamakla eleştirilse de CHP”nin bence en olumlu yanlarından biri bu. Demokrasiyi kendi içinde işletmesi, sorunlarını kurultaylarda yüzleşerek, tartışarak halletmeye çalışmasının bana göre eleştirilecek bir yanı yok.

Belki de sorgulanacak veya değerlendirilecek yanı, bu kadar kurultaya rağmen CHP”nin içinden neden “Zamanın Ruhunu” gerçekten de tespit edebilecek veya onu yakalayabilecek bir aklın ortaya çıkmıyor oluşudur. Kurultay iyi de bu kurultaylar neden CHP”yi iktidar alternatifi olabilecek bir yapılanmaya götürmüyor. Bir bakıma, kurultaylar parti-içi demokrasinin işleyişinin göstergesi. Ancak bu işleyişten partinin söylem ve politikalarının iktidara alternatif olabilecek şekilde gelişmesinden ziyade parti içi iktidar mücadelesine dönük sonuçlar çıkıyor. Sonuçta parti iktidara alternatif olabilecek bir söylem geliştiremiyor ama her seferinde parti içindeki rolleri yeniden paylaştırarak parti-içi demokrasi sorununu yatıştırıyor.

Doğrusu Baykal”dan sonra CHP”nin söylem ve pratiklerindeki arayışı hiçbir şekilde azımsamamak gerek. Söylemsel tutarlılık açısından çizdiği zikzaklara rağmen Kılıçdaroğlu”nun gerek Kürt sorununa yaklaşımı gerekse de laikçi söylem üzerindeki klasik saplantılı vurgudan geri durması Türkiye için küçük olsa da CHP için dev adımlar oldu. Aslında, bu yönde sergilediği girişimcilikle Kılıçdaroğlu”nun hatırı sayılır bir liderlik profili çizmeye başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta SDE”nin açıklanan anketinde Kılıçdaroğlu”nun bu yaklaşımlarıyla görece olumlu bir karşılık gördüğü bile tespit edilebiliyor.

Ancak Kılıçdaroğlu”nun bütün siyasi girişimciliğine rağmen CHP”nin toparlanamayan sorunları var. Açıkçası, CHP doğru yola girmeye çalışsa bile bu yolda bir tarihsel gecikmişliği sorunu var. İster demokratikleşme alanında isterse de yönetişim alanında atacağı adımlarda, belirleyeceği politikalarda iktidar partisinin halen uygulamakta olduğundan daha ilerisini gösteremiyor.

Kılıçdaroğlu Kurultay konuşmasında arkadaşlarına zamanın ruhunu iyi okumak gerektiğini söylerken konuyu taa avcılık-toplayıcılık döneminden alıp getirdi. Dünyanın birinci büyük dönüşüm dalgası olarak aldığı tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi anlatırken bugün dünyanın bilgi toplumuna geçiş yaptığını, ama iktidarın bunun gereğini yerine getirmediğini ileri sürdü. Oysa yeni CHP olarak bilgi toplumunun gerektirdiği bütün düzenleme ve yatırımları vaat etti.

Açıkçası bu başlık altında gerek hükümete yönelttiği eleştiriler zamanın ruhunun çok gerisinde, önerdiği şeylerse bugün milli eğitim veya yüksek öğretim kapsamında yapılmakta olanları bile yeterince takip etmiyor olduğunu gösteriyordu.Üstelik analizi de fazlasıyla yüzeysel. Tarımdan sanayiye doğru gelişen sektörel gelişme yerini bilgiden ziyade “hizmet” sektörüne bırakmıştır ki, bu sektör en önemli ham madde olarak bilgiyi ve eğitimi öne çıkarmıştır.

Görebildiğim kadarıyla, AK Parti”nin ve başbakan Erdoğan”ın son zamanlarda istihdamla ilgili konuşmaları ve yaklaşımları tam da bu vizyonun içinde yapılıyor. CHP”nin desteklediği dönemdeki YÖK her yıl 1.700.000 öğrenci yüksek öğretim talep ederken kontenjanları artırmak veya yeni üniversite kurmaktan ısrarla geri duruyor, buna mukabil okumak isteyen öğrencileri başörtüsü veya katsayı gibi bahanelerle dışlayıp engelleme yoluna gidiyordu.

Oysa Kılıçdaroğlu”nun bahsettiği “bilgi toplumu” her şeyden önce üniversite sayısının arttırılması ve yüksek öğretimin alabildiğine yaygınlaşmasıyla mümkün olabilecek bir şeydi. 1993”ten 2003”e kadar yani CHP desteğiyle ilerleyen 28 Şubat uygulamaları döneminde bir tane bile devlet üniversitesi açılmadı, hangi akılla açılmadığını hep birlikte gördük. Oysa 2003 yılından itibaren yeniden açılmaya başlananlarla birlikte bugün üniversite sayısı 170”i bulmuş, neredeyse okumak isteyip de okuyamayacak kimsenin kalmadığı, dolayısıyla hiç kimsenin beyninin fazla bulunup israf edilmediği bir döneme gelinmiş.

Bilgi toplumunun hakkını vermek her şeyden önce bu yaklaşım farkıyla sınanabilecek bir durum. CHP”nin gelecekte yapacağını vaat ettiği şeyin fazlasını AK Parti iktidarı on yıldır yapıyor zaten. CHP”nin bu konuda kendisini kanıtlamasının tek doğrusu yolu, iktidarı devraldığı takdirde on yıl önce savunduğu ve toplumun üzerine kâbus gibi çökmüş eğitim politikalarıyla arasına mesafe koymak, o politikalara asla dönüş yapılmayacağına insanları inandırmak olacaktır.

CHP”nin tarihsel gecikmişliği veya tarihsel bagajının kirliliği büyük dezavantaj. Zamanın ruhunu kavramak önemli de o ruha gafil olmamak da önemli. Bilgi toplumuna hazırlık yaparken 4+4+4 sistemine salt ideolojik gerekçelerle muhalefet etmekle uğraşmayacak gerçekten en işlevsel boyutlarıyla yaklaşıp eleştirmek gerek. Bu sistemin eleştirilecek tarafı yok mu, elbette çok var. Ama işi sadece açılacak İHL”ler veya din dersleri düzeyine indirgerseniz, CHP”nin zamanın ruhunu hissetmesi bile mümkün olmaz.

Eğitim alanı, ekonomi alanı gibi, hatta demokrasi alanı da CHP”nin gecikmişlik sergilediği alanlar. Mesafeyi kapatabilmesi için daha çok çalışması gerekiyor. Yoksa şu durumlara daha çok düşmeye devam eder: Yıl 2007. 22 Temmuz seçimleri öncesi Baykal bir TV programında gazetecilerin sorularını cevaplıyor. Sağlık alanında yapacaklarını söylerken cebinden çıkardığı kimliği gösteriyor ve “bizim iktidarımızda kimliğini gösteren herkes başka hiçbir evrak göstermek zorunda kalmaksızın devlet hastanelerinde tedavi olabilecek”. Tabii ki bu sözleri gazetecilerin tuhaf bakışlarıyla karşılanacaktı. Çünkü epey zamandır zaten bu uygulamaya, hatta daha ötesine geçilmiş bulunuyordu.

Zamanın ruhunu yakalamak partiler için de ülke için de çok önemli aslında. CHP ve diğer partiler zamanın ruhunu bir türlü yakalamayınca, Türkiye”de siyasal gelişme, partiler arasındaki çekişmelerin konusu olmaktan çıkıyor iktidardaki partinin kendi iç arayış veya gelişmelerinin bir konusu haline geliyor. O yüzden Numan Kurtulmuş”un Ak Parti”ye girmesi veya AK Parti”nin ne yapacağı CHP”nin muhalefetinden daha önemli olmaya devam ediyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: