Prof. Dr. Yasin AKTAY

CHP 29 Ekim”de haremlik-selamlık mı istiyor?

CHP”ye kapanmış olduğu kasvetten kurtarmak istiyorsa, Kılıçdaroğlu”nun işi zor, hem de çok zor. Gerçekten böyle bir isteği olup olmadığı tabii ki ayrı bir tartışma konusu. Yapmak istediği açılımlarda ne kadar kararlı olduğu hususunda henüz bir itimat telkin edebilmiş değil. Kolay konuşuyor, büyük sözleri kolayca veriyorn, aynı ölçüde kolay ithamlarda bulunuyor, arkasından da kendi ağzından çıkan sözlerini aynı kolaylıkla duymazdan ve tanımazdan geliyor olduğu için, CHP”yi gerçekten dönüştürmek mi istediği yoksa bu retorik (daha doğrusu demagoji) maharetiyle CHP”yi değişmeden aynı politikalarda karar kıldığı halde söylemsel olarak açıklarını kapatabilen bir manevra kabiliyetiyle donatmak mı istediği anlaşılmıyor.

Ancak CHP”nin bu haliyle değişmesini gerçekten istiyor olduğunu varsaydığımızda işi gerçekten daha bir zor. Çünkü CHP”nin sorunu sadece parti liderliğiyle başlayıp biten sorunlar değil. Temel insani meselelere bakışta bütün tabana yayılan katı bir ideolojik dünya görüşü sorunu var. Başörtüsü konusunda bir normalleşme söylemine biraz rağbet ettiğinde bile bu tabanın reaksiyonunu hemen gösterdiği görülüyor.

Birkaç aydır Kılıçdaroğlu”nun şahsında ifadesini bulan başörtüsü açılımı konusunda ısrarla “üniversitelere mahsus” olmak üzere hatırlatılan kırmızı çizgili toleransın bile parti yönetimi içinde henüz kabul görmemiş olduğu anlaşılıyor. 29 Ekim resepsiyonuna Cumhurbaşkanlığının eşli davetiyesi vesilesiyle bu konuda oluşmuş havanın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu görüldü. Kılıçdaroğlu”nun “29 Ekim”e daha çok zaman var” demesi parti içindeki sancıyı gösteriyor. CHP milletvekili Muharrem İnce ise kendi Genel Başkanını nasıl bir duruma düşüreceğini umursamadan parti içindeki hakim ideolojik tutumu bir tür gövde gösterisiyle ilan etti bile.

Cumhurbaşkanının eşli davetiyesine CHP”lilerin sergiledikleri tepki neresinden bakılırsa CHP”nin siyasetten ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Türkiye”de iktidara aday olmak isteyip de başörtüsü konusunda takındığı tavrın kendisini hangi durumlara düşürdüğünü ne görüyor ne görmeye çalışıyor. Oysa başörtüsü konusundaki tutumları CHP”yi bazı bağlamlarda komik, bazı açılardan alabildiğine tuhaf bazı açılardan da “yabancı” kılıyor.

İster üniversitelerde olsun ister çalışma hayatında olsun ister hangi bağlamlarda olursa olsun, başörtüsünü yasaklayanların veya bu yasağı savunanların Müslüman halk nezdindeki doğrudan karşılığı “din düşmanlığı”, “İslam”dan nefret”tir. Bunu şimdiye kadar belki kimse bu kadar açık söylememiş olabilir ama CHP”nin belli bir halk kitlesine bir türlü açılamamasının sırrı bu bilgide yatıyor.

CHP”liler hâlâ başörtüsünü sadece kötü siyasal niyetleri olan birkaç kadının inadına takındığı bir işaret olarak görmeye devam edebilir. Bu inatçı ve kötü niyetli kadınlar inatlarını bıraksalar mesele hallolacak gibi zannediyor belli ki. Topluma, toplumun anlam dünyasına bu kadar yabancı ve bu yabancılığı giderecek hiçbir şey yapmıyor CHP. Açılım yapmanın önemini fark etmiş gibi gözüktüğünde bile işi binbir türlü pazarlığı oturtunca bu algıyı dağıtmak yerine daha da pekiştiriyor. Türkiye içindeki tartışmalardan biraz uzaklaşıp Avrupa”ya, Amerika”ya veya dünyanın neresine bakarsa başörtüsünün bugüne ait ve bu ülkenin siyasal ortamına mahsus bir olay olmadığını da görür.

Diyanet İşleri başkanının da hülasasını verdiği gibi 1400 yıllık bir İslam şiarı olarak başörtüsü bugün dünyanın her yanında İslam”ın en doğal işareti olarak görülüyor. O yüzden dünyanın her tarafında başörtüsüne yönelik her hareket doğrudan İslam”a karşı bir hareket olarak algılanır ve olumsuz hareketler İslamophobi yani İslam”dan nefret ve düşmanlık kapsamında değerlendiriliyor. Türkiye”de de algı farklı bir şekilde gelişmez. Başörtüsü yasağını koyanlar veya savunanların karşılığı budur. Bu yüzden CHP”nin İslam”ın bu ülke için ne anlama geldiğini ve kendisinin de bu halkın nezdinde nerede durduğunun hesabını yapması kendi menfaatinedir. Vakit geçiyor, bir siyasi parti için bu geçen vaktin telafisi olmaz.

Bu arada CHP”nin 29 Ekim resepsiyonunu başörtülüler de gelecek diye protokol (genellikle erkeklerden oluştuğu malum) ile eşliler için ayrı olarak istiyor olmasının kendisini ne kadar komik duruma düşürüyor olduğunu fark etmiyor olması da ayrı bir vahamet. Bunun adı resmen haremlik-selamlık ve bunu CHP”nin istiyor olması bir ilahi ceza gibi.

Yıllarca başörtüsünü kadını kapatmanın ve haremlik-selamlık uygulamalarının bir nedeni olarak görmüş CHP”liler. Başörtüsü yasağını savunmalarının arkasında da hep bu mantık olmuş. Oysa bu tutumlarıyla kamu alanına, yani selamlık alana girmek isteyen kadını hareme geri göndermek istemekte, istemek ne kelime inat etmekteler.

Ben buna “Allah”ın sopası” derim, siz ne dersiniz?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: