Prof. Dr. Yasin AKTAY

Cenaze töreninde deplasman havası

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, eski Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü”nün Teşvikiye Camii”nde kılınan cenaze namazına katılmış. Ama Türk, Camiye geldiğinde avluda bulunan bazı kişiler tarafından tepkiyle karşılanmış.

Sadece bizim kültürümüzde değil, yaklaşık bütün kültürlerde her zaman cenazeler ve taziyeler yeni buluşmalar için önemli vesileler; normal şartlar altında sıkça ıskalanabilen iletişim fırsatları için bir şansın daha açıldığı olaylardır. Cenazeler esnasında hayatın akışı içinde katılaşmış kalpler bir nebze yumuşar, hayatın anlamı bir kez daha kendiliğinden göz önündeki teneşire yatar. Bu da mevtanın geride kalanlara bıraktığı belki son hayırlı hediye, belki mirastır.

İslam”da ölen birinin cenaze namazını kılmak farz-ı kifâyedendir. Yani hiç kimse yapmasa bütün Müslüman cemaati günahkâr, ama bir veya birkaç kişi yaparsa geriye kalanların üzerinden yükün kalktığı bir duadır cenaze namazı. Ama zannedildiğinin aksine, cenaze namazının, duasının, taziye törenlerinin asıl faydası ölen kişiye değil, geriye kalanlaradır. İnsanlar her ölüm hadisesiyle fiilen bir yüzleşmeye davet edilirler.

Yüzleşmeleri beklenen, teneşirde yatan değil, bizzat kendi hayatlarıdır. O teneşirde bir gün kendilerinin de yatacağını düşünmeye vesiledir her cenaze namazı. Ölen kişiye dua etmekle kendilerinin de o duaya muhtaç olduklarını hatırlarlar. Ölen kişinin amel defteri kapanmıştır yoksa. Cenaze namazı kılınmadığında mevta değil, geriye kalanlar günahkâr olur.

Cenazelerin adabına riayet etmekten de etmemekten de kazanan veya kaybeden yine geride kalanlardır.

Son zamanlarda arka arkaya yaşanan birçok cenaze töreni dolayısıyla ortaya yeni ama hiç de hayırlı olmayan adetler-bidatler türedi. Danıştay cinayetiyle başlayan Bülent Ecevit”in cenazesiyle devam eden ve gittikçe her şehit cenazesiyle tekrarlanmaya başlayan bu adet cenazelerin bir “siyasal mesaj medyası” olarak kullanılmasını, belli bir kesimce temellük edilmesini bir geleneğe dönüştürdü bile. Danıştay cinayetinde hükümet üyeleri protesto edilmiş, üstelik bunu önceden normal bir şeymiş gibi öngördüğü için başbakan Erdoğan Kocatepe”de düzenlenen cenaze törenine katılamamıştı bile.

Tam bir yıl önce bugünlerde Ecevit”in Kocatepe”de düzenlenen cenaze töreninde de, cenaze sahibi olmanın sağladığı masumiyet ve hüzünlü duygular bir muhalefet veya protesto avantajına dönüştürülmüş, cenazeye katılan AK Partili bakan ve vekillere ağır bir deplasman ortamı hissettirilmişti. Trajik olan şuydu ki, Ecevit”in ölümünü miting havasına en çok dönüştürenler ona dirisinde en büyük saygısızlıkları yapmış olanlardı.

Oysa insan mevta olduğu andan itibaren artık Allah”a dönmüştür, kimseye ait değildir, onun için kimin hayır duasının makbul olacağını kimse bilemez, onu temellük etmeye, onun taziyesine katılanları engellemeye kalkışmak kadar mevtaya yapılacak bir kötülük daha yoktur.

Özellikle seçimlerden önce şehit cenazelerinde düzenlenen gösteriler, şehitlerin o insanlara hiçbir acı vermediği, aksine artık bir bağımlılık gibi bizzat cenazeye katılanlar tarafından iştahla beklenen ve hep kendi sahasında bir maç, bir gösteri fırsatı olarak görüldüğü izlenimini güçlü bir biçimde hissettirmeye başladı.

Cenazelerin bu karşılaşma-müsabaka havasına sokulması öyle bir alışkanlık oluşturdu ki, medya kuruluşları cenazelerle ilgili yayın programlarını bu beklenti üzerine oturtmaya başladı. İnönü”nün vefatı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül”ün, yani karşı takımın, taziye talebinin İnönü ailesi tarafından reddedildiği yönünde bir haber yapılabildi, mesela. Hemen akabinde Köşk”ten gelen açıklamada Cumhurbaşkanlığından böyle bir taziye ziyareti talebinin gelmemiş olduğu söylendi. Son aşama ise bütün bunların bu cenazede de bir müsabaka, bir maç havası görmek isteyen medyanın bir uydurması olduğunu gösterdi. İnönü ailesi, tabii ki bir cenaze sahibinin göstermesi gereken vakarla, böyle bir olayın asla vuku bulmadığını, tabii ki Cumhurbaşkanının da başka hiç kimsenin de taziyesine kapalı olunamayacağını ilan etti.

Böylece bir cenaze deplasmanı görüntüsü konusunda hevesler kursaklarda kaldı. Görünen kadarıyla, yaşadığımız günlerin mahiyetine de bakılarak Ahmet Türk ile idare edilmiş oldu.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: