Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bu şarkı “böyle” bitmez

Soru: Aşağıdaki paragrafın akışına uymayan cümle hangisidir? 27 Nisan”da TBMM”de gerçekleşen Cumhurbaşkanı seçiminin ilk oturumunda Abdullah Gül 357 oy aldı… TSK aynı gece bir e-muhtıra verdi…

Lafı hiç uzatmayalım. Seçim sürecini başından beri hep birlikte izliyoruz. 22 Temmuz seçimlerine Gül”ün Cumhurbaşkanlığına adaylığının sekteye uğratılması sonucunda gidilmiştir ve süreç içinde AK Parti”nin seçim propagandası büyük ölçüde Gül”ün gasp edilen hakkının iadesini, ama bu yolla Türkiye”de demokrasinin gizli ellerle yönetilmesine karşı sağlam bir iradenin sergilenmesini vaat eden bir çerçeveye oturdu. Bu paragrafın sonucunda Gül”ün şu veya bu nedenle cumhurbaşkanı adayı olmayacağının îması bile, 27 Nisan”dan bugüne kadar kurulan bütün cümlelerin sonuna kadar tutarlılıkla seyreden akışını götürüp batağa saplamaya yeter. Bu süreç içinde kurulan bütün cümlelerin bir şiir gibi akıp gelen estetiği, bütünlüğü, tutarlılığı ve iç uyumu böyle bir cümleyi kaldırmaz.

Başbakan”ın hep söylediği gibi “bu şarkı burada bitmez” değil, aksine bu şarkı böylesine detone bir çığlıkla berbat edilemez. Bu şarkı böyle bitemez. Böyle biterse bütün şarkı berhava olur.

Gül”ün adaylığına bazı güç odaklarının bir onayı yok ise bu durum herhalde bugün ortaya çıkmış değildir. Aksine bu durumun ortaya çıktığı söylenen günden bugüne kadar Gül”ün adaylığı üzerine kurulan bütün paragraflar, onun adaylıktan çekilebileceği ihtimaline hiçbir yer bırakmamıştır. Akıl var mantık var. Şayet böyle bir baskı var idiyse ve Erdoğan da bu baskılara bir şekilde prim vermiş ise bu sürecin sonucunda işini daha fazla zora sokacak şekilde Gül”ün Cumhurbaşkanlığı temasını işlemeye neden devam etmiş olabilir? Durumun böyle olması Gül”ün uzlaşma adına bugün bir karar verip çekilmesinden elbette daha vahim olur. Erdoğan”ın bugüne kadar sergilemiş olduğu kişisel bütünlüğe aykırı bir şey olur bu. Sık sık “ne aldanan olacağız ne de aldatan” diyen Erdoğan, daha dün cumhurbaşkanlığı konusunda “Meclis”in bir konsensüs ortaya koyması önemli, ancak milletin iradesini bir kenara koymaya demokrasi yetki vermiyor” demişken bu şarkının sonunu Gül”den başkasının adaylığına destek vererek sürdürebilir mi?

Bu seçimlerde Meclis”e girmeyi Cumhurbaşkanlığı seçiminin sağladığı rüzgara açıkça borçlu olan AKP”lilerin kriz çıkmasın diye Gül”e alternatif isimler önermeleri de seçim sürecinde ortaya çıkan paragraflardan önemli birinin anlam akışını bozuyor. Paragrafın bütünlüğüne baktığımızda bu vekillerin aday olmaya karar verdikleri son seçimlerin ne anlama geldiğini, bunun neyin seçimi olduğunu ve halkın asla kendilerine değil, tamamen bu bağlama oy verdiğini pekâlâ biliyorlardı. Birçok şehirde seçime giren adayların çoğunun kendi başlarına hiç de hüsnü kabul görmediklerini, halkın milletvekili adaylarına değil, partilere veya seçimin cumhurbaşkanlığıyla belirlenen bağlamına bir cevap vermiş olduğunu da bilmiyor olamazlar. Bunu bile bile aday olanların şimdi ulaştıkları yere sadece “konfor” açısından bakıyor olmaları, hele bu konforlu yeri korumaktan başka bir endişe taşımadan istikrardan ve gerilimden uzak durmaktan dem vurmaları düşündürücüdür.

Halk istikrara oy verdi diyemez kimse. Hele istikrarın biraz da siyaset dışı güçlerin iradesine teslimiyetten geçtiğinden asla dem vuramaz. Bu seçimlerin muhkem mesajının ya hiç anlaşılmamış veya açıkça tahrif edilmekte olduğunu gösterir.

Halk bazı konularda hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar irrasyonel davranabilir. Üstelik yanlış anlaşılmasın, halk CHP”ye oy verdiğinde rasyonel, vermediğinde irrasyonel demek değildir bu. CHP”ye oy verenler de irrasyonel davrandı bu seçimde, AK Parti”ye oy verenler de. Ama demokrasilerde halkın neyi neye göre seçtiğinin hesabını soracak bir merci yok zaten. Belki hiçbir seçimde irrasyonel dürtüler, yani duygusal tepkiler, öfke ve heyecanlar son seçimdeki kadar çok belirleyici olmamıştır. Ekonomik durumu bu dönemdekinden daha fazla hiçbir dönemde iyileşmemiş sözüm ona geniş bir “orta ve üstü sınıf” AKP”ye değil de CHP”ye oy verdiğinde nasıl rasyonel davranmış sayılabilir? Ve El-hak doğrudur, AKP”ye verilen yüzde 47 oy sadece mağdur olduğu için verilmiş değildir, ama hem başarılı hem dürüst, hem temsil edici bulunduğu halde mağdur edildiği için özellikle verilmiştir.

Gül”ün çekilme ihtimaline verilen tepkileri istediğiniz yerden kesitler alarak dinleyin. AKP”ye oy verenlerin istediğinin bu olmadığı çok açıktır.

Ayrıca Köksal Toptan”ın bir uzlaşma ve jest olarak AKP tarafından Meclis başkanı olarak belirlenmesine gösterilen tepkilere bir bakın. Bunların uzlaşmadan anladıkları en fazla budur: Kendinizden vazgeçmeniz. Aynısını Cumhurbaşkanlığı konusunda da istiyorlar. Aslında yüzsüzlükte biraz daha yol bulsalar bir jest de Başbakanlık konusunda isteyecekler.

Böyle böyle gayr-ı insanı ayrımcılıklarını, kanunsuz ve kuralsız siyasi yasaklarını, ölçüsüz bir gaddarlıkla halkın mesajını tahrif ederek veya duymazdan gelerek işlemeye çalışıyorlar.

Bu zihniyeti ibretlik olsun diye seyretmek zorunda bırakılıyorsak, bu kadar ibret yeter.

Bu şarkı bitmesi gerektiği gibi bitsin artık.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: