Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bir tuhaf operasyon

Halkoylaması sürecinde yolun sonuna iyice yaklaştık. Allah nasip ederse yarın oylanacak yeni anayasa değişikliği paketine doğru insanların kararlarının büyük ölçüde şekillenmiş olduğu anlaşılıyor. Kimilerinde hala kalmışsa, bazı tereddütlerin sandık başında, sandığın kendine özgü fiili baskısıyla nasıl biteceğini ve kesin kararın nasıl tecelli edeceğini yarın akşama kadar öğrenmiş olacağız.

Yarınki oylamada belki hayır vereceklerin hepsi değil, ama hayır kampanyası yürütenlerin paketin içeriğiyle tabii ki çok daha fazla ilgili olduklarından hiç kuşku yok. Olabildiğince yaratıcı cin fikirleriyle paketin içeriğini çarpıtmalarından belli bu. Paketin halkın onayından geçmesi halinde kendilerine kesintisiz imtiyazlar üretip duran seksen yıllık bir vesayet düzeninin biteceğini çok iyi biliyorlar ve doğal olarak karşı çıkıyorlar. Konuyu paketin içeriğinden uzaklaştırmak için her aşamada akla karayı seçip yaptılar. Bunu yaparken tartışıyor gibi yaptıklarına bakmayın, gökten ayet inse ikna olacak değiller. Çünkü “hayır” demelerini, yani reddetmelerini sağlayan şey aradıkları bir delil, bir argüman falan değil.

Paketin geçmesinden dolayı çıkarları doğrudan zedelenecekler, imtiyazları elden gidecekler var onlar “hayır” diyerek neyi savunduklarını iyi biliyorlar. Bir de ne gelirse gelsin “AK Parti”den geliyorsa “hayır” diyenler var ki, hiçbir çıkar değerlendirmesi yapmadan sadece ideolojik bir mülahazaya saplanıp kalmışlardır. Paketin geçmesi kesinlikle onların da çıkarına ama kendi çıkarlarına olan bir şeye de “hayır” dedirten garip bir durum sözkonusu. Durum ne kadar garip gelse de ideoloji dediğimiz şeyin en sıradan dışavurumudur bu tutumlar. Kendi çıkarına olanın aksini istemek tam da Marx”ın çarpıtılmış bilinç dediği ideolojiye tekabül ediyor. İdeoloji gözü kapatmaya görsün, insanları akıl almaz davranışların, akıl almaz ittifakların içine sokar. Dostunu düşman, düşmanını dost gibi gösterebiliyor. Dostu düşmandan ayırt etme melekesini yok ediyor.

Garip ittifaklar, HSYK üyelerinin referandumda Öcalan”ın “hayır”ına davetiye çıkarmalarına tanık ediyor bizi. Olmadık zamanlarda, herkesin açılım dediği anlarda PKK”nın şiddeti artırarak kalbi savaş diye çarpan savaş ağalarının yardımına koştuğuna tanık oluruz. Şimdi de 20 Eylül tarihine kadar eylemsizlik kararı aldığı söylenen örgüte yönelik operasyonun, tam referandum arifesinde kime neyi ispatladığını, kime hangi desteği verdiğini soralım isterseniz.

Düne kadar Van, Diyarbakır ve Batman sokaklarında boykot baskısına maruz kalan BDP seçmeninin Öcalan”la görüşecek avukatları aracılığıyla boykotun yumuşatılması ve hatta isteyenin “evet” demesi yönünde bir açıklama için yüksek bir beklenti vardı. Güneydoğu”da seçmen BDP”nin boykot kararı dolayısıyla müthiş bir kırılma yaşıyor ve kesinlikle boykotun başarısı sadece örgütün açık tehditleri sayesinde mümkün olacağını herkes biliyor. Buna karşılık herkeste Öcalan”dan bir olumlu açıklama geleceği dolayısıyla seçmen iradesi üzerindeki tehdidin kalkacağı beklentisi varken yapılan bu operasyon hem Öcalan”ın böyle bir açıklama yapmasını engellemiş hem de kitlelerde boykot lehine bir duyguyu harekete geçirmiştir. Peki, operasyon kimi veya neyi kurtarmak için yapılmış oluyor bu durumda?

Gevşeme ihtimali görülen “hayır” veya “boykot” cephesini biraz daha sıkılaştırmaktan başka bir sonucu olmayan bu operasyonun açığa vurduğu “sabotaj” niyetini sorgulamadan terör sorununun bitme ihtimali yok. Hükümet istediği kadar açılım diye koştursun, PKK ile temasları kendi zamanlamasıyla kontrol altına almadığı sürece bir adım yol yürünemeyeceğini görmek gerekiyor. Geçmişte de hep böyle olmamış mıdır? Yeni oluşan komuta kademesinin hâlâ siyasi iradenin Kürt sorunuyla ilgili siyasetiyle gerekli uyumu göstermiyor olduğu açık. TSK içinde bir grubun hâlâ hükümetin barış siyasetine karşı bir direniş içinde olduğu anlaşılıyor. Siyasi iradeye direnen bir silahlı güç hayra alamet değildir.

Oysa bu gibi sorunların ele alınmasında hükümetlerin TSK”ya ayak uydurması devri kapanmak zorunda. Devir artık TSK”nın siyasi iradeye ayak uydurması ve terörle mücadelenin bütün şeffaflığı ve bütün boyutlarıyla siyasi iradeye bırakılması devridir.

Güneydoğu”da 9 Kürt ailesinin evine ateş düşüren bu operasyonun niyeti de, sonucu da, dâhil olduğu ittifak da gün gibi ortada. Terörist avlamak bu kadar kolay ise, başka zamanlarda bu niye yapılmadı? Neden karakol basıp askerlerimizi şehit etmeye gelenlere seyirci kalındı? İstediği zaman terör eylemlerine karşı istediği performansı sergileyebilen bir güç var belli ki. Bu gücü hangi zamanlamayla hangi şiddette göstereceğini belirleyen şey nedir?

Bu şey her ne ise, referandum dolayısıyla açık bir varoluş endişesinin içine girmiş olduğu muhakkak. Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok hata yapması bu yüzdendir.

Bayramınız bayram olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: