Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bir siyaset olarak “kendini değiştirmek” Arap Türk Sosyal Bilimler Kongresi-2

Stratejik Düşünce Enstitüsü”nün öncülüğünde gerçekleşen Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresinde üç gün boyunca 200”e yakın tebliğ sunuldu. Türk dizilerinin Arap dünyasına yansımaları ve kültürel etkileri üzerine sunumlardan, Ortadoğu”da eğitim ve yönetim, edebiyat ve kültür, küreselleşme ve çokkültürlülük ve Arap-Türk dünyasına etkilerine kadar birçok konuda tebliğler sunuldu. Yanısıra, Ortadoğu”da demokrasi, siyasal ve ekonomik ahlakın durumu, sanat ve medeniyet bağlamları, Arap ve Türk modern veya klasik düşünceleri, aile, kültür, medya ve toplumsal değişim konuları teorik ve vaka incelemeleri boyutlarında ele alındı.

TOBB Üniversitesinin toplantı salonlarında tam bir sosyal bilim şöleni şeklinde gerçekleşen Kongre Arap ve Türk akademisyenlerin gerçek bir buluşmasına vesile oldu. Bu buluşmada sosyal bilimcilerin akademik ilgi çeşitliliği ve konulara yaklaşımdaki farklar ve benzerlikler her seferinde benzersiz duyguların oluşmasına da yol açtı. Kendi toplumunu ve dünyanın tamamını anlamaya azmetmiş ve bu yönde çok değerli çalışmalar yapmış araştırmacılar sundukları tebliğlerle, yeni bir sosyal bilim söyleminin oluşması hususunda Kongrenin en çok paylaşılan arzusunu tekrar tekrar ifade ittiler.

Bu arada birçok konuya yaklaşırken kültürel farkların nasıl anlama farkları da oluşturabildiği gerçeği tekrar kendini gösterdi. Örneğin Türk dizilerinin kahramanları yoluyla Arap dünyasına nasıl bir kişiliğin yansıdığı hususu… Türk dizileri üzerinden Türk imajının Arap imajına etkileri üzerine sunulan tebliğlere göre son zamanlarda dizi kahramanlarının bütün olumlu özellikleriyle Recep Tayyip Erdoğan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu”nun şahısları arasında ilginç bir özdeşlik kuruluyor. Üstelik bu özdeşlik dizi kahramanlarının diğer özelliklerinden de garip bir biçimde ayrıştırılarak kuruluyor. Muhtemelen Türkiye”de aynı diziler tamamen farklı bir gözle izlenip algılanmaktayken Arap izleyiciler arasında bu dizinin kodları tamamen farklı bir biçimde çözülüp tüketilebiliyor.

Aslında Türkiye”de de dizilerin nasıl bir ev kadını veya nasıl bir kahraman tipi çiziyorlarsa gerçek hayatta hemen karşılığını bulduğuna, hayatı doğrudan etkilediğine dair naif bir çıkarım var ki, gerçekte insanlar gerçek hayatları ile dizi kahramanları arasında açık bir ayırım yapabiliyorlar. TV dizilerindeki kahramanlar veya tipolojiler etkilerini gösterse de bire-bir değil ancak, çok farklı yollarla bir tür masal etkisiyle gösteriyor. Bu açıdan diziler içindeki tipolojiler başka niyetlerle kodlansa da bunların çok ters etkileri de olabilir. Bu uyarıyı Türk katılımcılardan Dr. Emel Güler Yılmaz yaparken dizilerde sunulduğu şekliyle Türk erkekleri arasında Adnan Bey gibi geniş birinin çok zor bulunabileceğinin, hiçbir Türk kadınının da yatarken dizilerde gösterildiği gibi mücevherlerini takıp takıştırmadığının bilinmesi gerektiğini söyledi. Bu arada Arap katılımcılardan da zaten bu dizilerin bambaşka bir etkiye de sahip olabildiğini öğreniyoruz. BU dizilerin Türkiye”yi yeterince yansıtmadığının çoğu kişi farkında ve bu dizilerle gerçek Türkiye arasındaki fark da tam bir merak ve hayret konusu.

Kongre”de özellikle uluslar arası ilişkiler üzerine dinlediğimiz tebliğlerin önemli bir kısmında Türk dış politikasının Davutoğlu tarafından geliştirilmiş kavramlarının terminolojik kavramlara dönüşmüş olduğunu görüyoruz. “Yumuşak güç”, “tarihsel, kültürle ve coğrafi derinlik”, “Stratejik derinlik”, “sıfır sorun politikası” ve daha birçok kavram bugün Arap dünyasında sosyal bilimler için üzerinde düşünülen tartışılan kavramlar halini almış bulunuyor. Bu kavramlar etrafında daha şimdiden kayda değer bir literatür oluşmuş durumda.

Aynı zamanda genel anlamda Arap-İslam dünyası için bir toplumsal, ekonomik ve demokratik gelişme modeli olarak Türkiye”nin tam bir akademik inceleme konusu olarak benimsenmiş olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki, Türk bilim adamlarının şimdiye kadar bu ilgiye yeterli karşılığı veriyor olduğunu söylemek mümkün değil. Daha özelde ise AK Parti bölgedeki bütün İslami hareketler için bir model olarak en önemli araştırma ve tartışma konularının başında geliyor. AK Parti”nin İslamcı arkaplanına mukabil siyaset anlayışında devleti İslamileştirmek yerine halka hizmeti ve insan hak ve hürriyetlerini öncelemesi alternatif bir İslamcı siyaset modeli olarak değerlendiriliyor. Arap İslamcılığının ise siyasetinin önünde iki yönlü bir engelin altı sıkça çiziliyor: Birincisi Ak Parti”nin kendi gelişimi içinde yaptığı güçlü özeleştiri ve bir “içtihat” olarak yaşadığı değişimin benzeri ne Arap İslamcılığında rastlanmıyor. İkincisi ise Arap İslamcıları böyle bir değişim yapmak istese de içinde yaşadıkları rejimler böyle bir değişimi anlamsız ve etkisiz kılacak bir sulta ile çalışmaktadır.

Ancak bu ikinci gerçeğin bir mazeret olarak görülmemesi gerektiği yine Arap İslamcılarından biri tarafından açıkça ifade edildi. Referansı ise yine Ak Parti”nin siyaset tarzı oldu. Ona göre, rejimlerin, sistemlerin, despot devletlerin kendi kendilerini değiştirmesini bekleyemezsiniz ve onlar kendilerini değiştirmiyor diye kendinizi değiştirmekten geri duramazsınız. AK Parti Türkiye”de devletin kendisini değiştirmesini tevekkülle beklemedi, önce kendini değiştirdi sonra kendindeki değişimin karşılığı olarak devleti değişime zorladı.

Doğrusu bu da sağlıklı bir siyasetin gerçek formülü olarak formüle edilebilir. Daha önce Etyen Mahçupyan”nın Kürt siyaseti bağlamında ifade ettiği şeydi bu: Siyaset çoğu kez başkalarından veya devletten adım beklemek yerine ilk adımı kendin atmakla başlayan bir eylem biçimidir.

Başkasının değişmesini beklemeden kendini değiştirmek suretiyle başkasını değişime zorlamak…

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: