Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bir imtihandır Kurban

Bir Kurban bayramına daha vasıl olduk. Hz. Adem”in iki çocuğu ilk kez kurbanla imtihan edildiğinde neler yaşandıysa, o zamandan bu yana her kurban hadisesinde hemen hemen aynı şeyler yaşanıyor. Kurban insanlık tarihinde sadece bir ibadet biçimi olarak var olmaya devam etmedi, aynı zamanda her kurban ibadetine eşlik eden duygular, tartışmalar, vesveseler ve iğvalar da her yıl kurban hadisesiyle bir kez daha sahneye konuyor.

Kurbanı hiç bilmeyen, tanımayan, onu yaşamayı baştan reddedenler bir yana. Onlar kurban ibadetinden tamamen uzak kalsalar ayrı bir dosya konusu. Ama genellikle bu olaya dair bir tavırları oluyor ve onlar da böylece imtihan hadisesinin bir yerinde olmaktan kurtulamıyorlar.

Bu esnada kurban imtihanını Kabil gibi ucuza kapatma arzusuna sahip olanlarla bunu Habil gibi hakkıyla yerine getirmeye çalışanlar arasında muhteşem bir insan çeşitliliğine şahit oluruz.

Tavuktan horozdan kurban üreterek içtihat mertebesi kapmaya çalışanlar gördük bu sahnede. Bir hayvanı keserek Kurban etmek yerine bedeli kadar parayı bağışlama vesvesesini fısıldayanlar her zaman sahnedeki yerlerini almaya devam etti. Çok şükür son zamanlarda kurbanın anlam derinliğini hiçe sayan bu tür vesveselerden epeyce uzaklaştık. Kurban hakkında cılız bazı tepkiler duymuyor değiliz, ama onlar da olmasa, zaten kurbanın bir imtihan olma keyfiyeti kalmayabilir.

Hz. İbrahim”in İsmail ile olan hikayesi, kurbanın tarihinde kuşkusuz çok özgün bir hikaye ve kurbanın tarihini ve formatını bir anlamda belirliyor. O hikayeye bakarak insanın yeryüzündeki varoluşunun bütün anlam kodlarını çözümlemek mümkün.

Kimin kimi ne kadar anlayabileceğinin veya anlayamayacağının sırlarını da içeriyor Hz. İbrahim”in bu kıssası. En sevdiği varlıktan Allah için vazgeçemeyenlerin kurban hakkında her türlü vesveseye neden meyilli olabildiğini de anlatır. Kurban yolunun her zaman özgür iradeyle yapılan bir tercih olduğunu ve bu tercihin bir yere yaklaştırırken kaçınılmaz olarak bir yerden uzaklaşmayı gerektirdiğini de anlatır.

Bir tercih varsa şeytan da vesvesesi de hiç bir zaman eksik olmaz. Yolun her durağında, her aşamasında gidilen yolun, yapılan tercihin yanlış olduğunu telkin eden birileri olur. Bazen çok ikna edici bilimsel, felsefi, insani veya çıkarcı argümanlarla yapılan tercihin yanlışlığı telkiniyle tereddütler üretilir.

Kurban yolunu hayat yolu olarak benimseyenler yaptıkları her tercihin yapmamış oldukları sayısız başka tercihe şayan olduğu noktasında sebat ederler. Kurban, bir tercihi yaparken, aynı anda başka tercihleri gözden çıkarmayı içeren bir eylem. Bu yanıyla da eylemin insanı şekillendiren, inşa eden varoluşsal yanına ışık tutar.

Hz. İbrahim bu coğrafyada yaşadı. Bu coğrafyada Nemrud”a karşı durdu; kendi babası bir put imalatçısı olduğu halde onun yaptığı putları kırdı, karşılığında ise ateşe atıldı. Ateşin yakma emrini yüce Mevla”dan almadığı takdirde kendinden hiç bir etkiye sahip olmadığına, bir serinlikten ibaret olma vasfına bu topraklarda şahitlik edildi.

İbrahim, Kurban imtihanını de bu coğrafyada geçti. Bu, onun imtihanını ve bu imtihan esnasında yaşadıklarının anlamını evrensel olmaktan alıkoymuyor tabi.

Ama kuşkusuz bu coğrafyada yıllardır yaşadıklarımızla kurban hadisesi ve imtihanı arasındaki ilişki çok daha canlı gibi.

Bugünlerde Suriye ve Irak”ta yaşananlar dolayısıyla bir tercih yapmaya çağrılıyoruz, dolayısıyla bir imtihana tabi tutuluyoruz hepimiz. Türkiye”ye sığınmak zorunda kalanlara karşı sergilememiz gereken yaklaşım konusunda çeşitlenen fikirler, böyle basit bir konunun bile ne kadar çetin bir imtihana dönüşebildiğini gösteriyor.

Gelenlerin yediklerinde kimin gözü kalıyor? Gelenler bizim rızkımızdan mı götürüyor? Daha ne kadar misafir etmeye devam edeceğiz? Gelenlerin kimlerden olduğuna ve kimlerden kaçtığına dikkat etmeli miyiz etmemeli miyiz? Gelenler ihtiyaç sahibi ama hayatımızın bütün düzenini altüst etmelerine, sokaklarda dilenmelerine, ucuz istihdam ile “bizim kendi insanımız”ın istihdamının önüne geçmelerine ne demeli?

İsterseniz her biri ayrı bir imtihan konusu olan bu soruları daha çok uzatabiliriz.

Bu sorulara kurbanın manası üzerinde bir lahza durup düşünmeden cevap vermeyelim. Öyle yapalım ki, kurbanın manasını gerçekten en münasip biçimde idrak etmiş olalım.

Kurban bayramını böylece bayram kılalım. Hakka yaklaşıp batıldan uzaklaşalım. Kim olursa olsun zalimden uzaklaşıp, kim olursa olsun mazluma yaklaşalım.

Bayramınız mübarek olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: