Prof. Dr. Yasin AKTAY

BBC ve NYT’ın içindeki baskılanmış terörist

Şöyle bir düşünelim: Texas’ın herhangi bir yerleşim birimi yakınında asfaltlanmış yolun altına döşenen patlayıcı, bir ABD askerî aracının geçişi esnasında patlıyor ve 8 asker hayatını kaybediyor… Türkiye’de yayın yapan bir TV kanalı da bu saldırı sonrasında bu terör saldırısını gerçekleştiren örgüte dair bir belgesel hazırlayarak bu örgüte mensup olan kimseleri meşrulaştırmaya çalışıyor… Böyle bir durumda ABD kamuoyu ve siyasilerinin neler hissedeceğini tahmin etmek hiç de zor değil.

Ya da Türkiye’de önemli yayın organları 11 Eylül saldırıları sonrasında El-Kaide teröristlerini “özgürlük savaşçıları” gibi kodlamayı tercih etseydi… Böylesi senaryolarda bu yayın organları gayet doğal olarak teröre destek verdikleri gerekçesiyle demokratik bir devlette işlemesi gereken yasal işlemlere tabi olurlardı.

Gelin görün ki demokratik olmakla, terörizme karşı olmakla övünen Almanya, ABD, İngiltere gibi ülkelerde teröre destek veren yayın organları hiç bir şekilde demokratik sistemin sınırları içerisine çekilmiyor, demokrasinin fren mekanizmaları terörü açıkça destekleyen bu yayın organlarına karşı hiçbir şekilde işletilmiyor.

Batı medyası aslında abartıldığı ölçüde olmayan, Kürt grupların IŞİD’e karşı savaşı dolayısıyla PKK terörünü açık bir biçimde destekler hale geldi. BBC’de yayınlanan belgeselden önce “saygın” diye bilinen uluslararası basın organlarında PKK’ya açıkça destek veren yazıların yayınlandığı da tarafımızca malum.

Örneğin Almanya’da günlük yayın yapan, oldukça da iyi tirajlara sahip bir çok gazete PKK terör örgütü için “verbotene kurdische Arbeiterpartei” (Yasaklanmış Kürt İşçi Partisi) ifadesini kullanıyor. Bunu terörü hoşgörmek, onu güzellemek olarak görmüyor olmaları, özlerinde teröre karşı olmadıklarından başka bir şeyi göstermiyor. Kimse kusura bakmasın, sabahtan akşama kadar DAİŞ terörüne karşı en ağır söylemi yüklenmiş olan Alman basınının da İngiliz basınının da içinde bastırılmış bir terörist olduğunu gösteriyor bu söylem.

Türkiye’deki bir terör örgütünü Alman kamuoyuna “yasaklanmış bir siyasal parti” olarak sunmak, içinde kötü niyet barındırmayan bir maddi hata olarak da değerlendirilemez. Bu demokratik bir ülkede suçu ve suçluyu, terörü övme gibi başlıklar altında düzenlenen ceza hukuklarının konusu olabilir, ama bu ülkelerde terörün özünde kötü görülmediğini, sadece kime karşı yapıldığının oportunistçe önemsendiğini gösterir.

Bir kısım batı medyasının bir terör örgütü olan PKK’ya desteğinin bu kadar netleşmesinin arkasında, Türkiye’nin bu terör örgütüne yönelik operasyonları başlatması var. Suruç’ta 33 gencimizin hayatını kaybettiği terör saldırısı sonrası kendince suçluyu tespit ve ilân eden, sonra da Ceylanpınar’da kendince misilleme yapan PKK’ya ve eşzamanlı olarak IŞİD terör örgütüne yönelik operasyonlar IŞİD sinek sürüsünün peşine düşüp Suriye bataklığını gözden kaçırmayı başarabileceklerini düşünen kimseleri belli ki rahatsız etti.
PKK’nın, Türkiye’nin IŞİD’i desteklediği ve Suruç’taki insanların öldürülmesinden Türkiye’nin sorumlu olduğu iftiralarına prim verenler, PKK’nın bu saldırının faturasını çıkardığı iki polisi acımasızca öldürmesini de “yasal” bir yargılama olarak değerlendirdiklerini göstermiş oluyorlar. Demek ki PKK’yı yasaklanmış bir parti olarak göstermeye çalışan Alman medyasının “yasallık”tan anladığı böyle bir durum!

IŞİD tehdidine yönelik Kürt grupların aslında abartılan mücadelesi Batı’da tuhaf bir şiddet romantizmi yaratmış gözüküyor. Öyle ki, bir terör örgütüyle savaştığını iddia eden bir başka terör örgütü Batı medyası tarafından BBC, NYT ve Alman medyası örneğinde görüldüğü gibi göklere çıkarılıyor.

Bu arada Çözüm Süreci’ni esas sona erdiren tarafın, daha doğrusu Çözüm Süreci’nde sürecin devam etmesi için hiçbir adım atmayan PKK’nın ucuz kurnazlığını yemiş yutmuş olmak için salağa yatıyorlar.

Sürecin devam ettiği iki yıllık sürede kaçırılan işçiler, basılan baraj şantiyeleri, yakılan iş makineleri, yol yapım şantiyeleri, 18 yaş altı olduğu halde kaçırılarak PKK silahı altına alınan binlerce çocuk, haraca bağlanan binlerce işadamı, HDP’ye oy vermiyor diye takibe alınan ve yaşadığı köyü ve şehri terk etmeye mecbur bırakılan binlerce insan… HDPKK eliyle bölge halkı üzerinde kurulan bu Baas tarzı faşizm belli ki çok demokratik, insan haklarına pek düşkün Batı medyasını şimdilik ilgilendirmiyor.

Aslında bal gibi bildikleri bu gerçekler karşısında işlerine gelmediği için salağı oynamaya devam ediyorlar. Çünkü PKK onlar için burunlarını sildikleri kağıt mendilden farksız. İşleri bittiğinde paketten yeni bir mendil çekip PKK’yı çöp tenekesine gönderecekler.

Gerçek şu ki, bir terör örgütünün başka bir terör örgütüyle mücadele etmesi o terör örgütünü meşrulaştırmaz. Türkiye için IŞİD de bir terör örgütüdür PKK da. PKK IŞİD’le mücadele ediyor diye uluslararası güçlerden sağlamaya çalıştığı temiz kağıdıyla Türkiye’ye karşı terörüne devam ediyorsa, Türkiye’nin dostluklarını gözden geçirme zarureti doğar. Neticede ABD, IŞİD’le mücadeleyi Türkiye’ye terör hakkına tahvil etme garabetini gördü ve Türkiye’ye hak verdi. Ancak ABD basını içinde bu çarpık zihniyet aynı şekilde devam ediyor. New York Times’ta (NYT) yayınlanan yazılar Türkiye’nin PKK’ye karşı operasyonlarını “hükümet Kürtlere savaş açtı” diye veriyor. Bu mantığa biraz prim verecek olsak, ABD’nin yıllardır gerek Irak’ta gerek Suriye’de teröre karşı yürüttüğü operasyonları “ABD İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşıyor” diye algılamanın da doğru olduğunu kabul etmek zorunda oluruz.
Batı basınının bu kadar empati yapacak inceliği yok. Ağzından çıkanı kulağıyla duymaya ihtiyaç görmeyen bir kontrolsüz şımarıklık içinde davranıyor. Aslında teröre değil, bazı teröristlere karşılar, yoksa, hepsini kazıdığınızda altından bir terörist çıkıyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: