Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bayat mala yeni pazarlamacı

Ne kadar sevilmese, ne kadar eleştiriyi hak etse de Baykal”ın malum ahlak dışı yolla tasfiye edilmesine sevinmek akıl kârı olamazdı. Çünkü Baykal”ı bu yolla tasfiye edenlerin CHP veya Türk siyaseti için sahip oldukları ahlâkî vizyonun alçalma potansiyeli ciddi ciddi herkesi kaygılandırmalıydı.

Bugün CHP içinde oluşan yeni tanzimin kurucu felsefesi, elli yıllık dava arkadaşlarına, düne kadar sadakat yemini edilen liderlerine ihanet üzerine, hem de yatak odasına sokulmuş ahlâksızca bir müdahalenin manipüle ettiği duygular üzerine oturuyor olacak. Kurucu felsefesi bu olan bir düzenlemeden ne CHP”ye ne de onun üzerinden Türk siyasetine hiçbir hayır gelmeyeceğini herkesin bilmesi gerekiyor.

Danıştay cinayetinde öngörülen plan başarılı olmuş olsaydı nasıl bir düzen kurulması hedefleniyor idiyse, CHP”de bugün yapılan operasyonla kurulan yeni düzenin mantığı aynı. CHP”liler kendi liderlerini harcayarak, mümkünse bunun suçunu da yine iktidar partisine atarak onun üzerinde yeni bir iktidar kompozisyonunu oluşturuyorlar. İşin buradaki daha garip tarafı Danıştay cinayetinin mağdurlarının sergilediği tutumla kaset olayının mağduru olan Baykal”ın sergilediği tutumdaki aşırı paralelliktir.

Danıştay cinayetinin bütün niyet ve planı delilleriyle açığa çıkmış olduğu halde kurşunlara maruz kalmış Danıştay üyelerinin ortaya çıkan karanlık planı görüp ona isyan etmeleri beklenirken adeta plana gönüllü katılım sergilemiş, açığa çıkan failleri beğenmeyip mümkünse olayın başka faillere yıkılmasını şiddetle arzu etmiş görünüyorlar. Kurultaya beş kala kendisine açık adresten adrese teslim komployu sineye çeken Baykal”ın çok iyi bildiği kendi katillerini ele vermeye yanaşmayan hatta onları korumaya çalışan tutumu nasıl oluyor da aynı paralelde cereyan ediyor? Açıklamasını benden sormayın, inanın bunu ben de neresinden baksam açıklayamıyorum.

Buna rağmen kaset skandalının başlattığı değişim rüzgârının getirdiği noktada şunu net bir biçimde söyleyebiliyoruz. CHP tabanında ve şimdiye kadar kendini iyi-kötü bastırmayı başarmış görünen yandaş medyanın başında kavak yelleri estiren “değişim rüzgârı” sonuçta Baykal”ın tasfiye edilmesi ve yerine Kılıçdaroğlu”nun birileri tarafından getirilmesinden ibarettir. Bu değişim ise hiçbir şekilde CHP tabanının içinden başlamış ne bir liderlik ne de bir program ve söylem tartışmasına dayanıyor. Bu değişimin arka planında açık bir müdahale ve mühendislik çalışması var. Bu değişimin CHP tabanı içinde büyük bir coşkuyu uyandırmış olduğu anlaşılıyor.

Ne programlarında ne hassasiyetlerinde ne de söylemlerinde en ufak bir değişim işaretini vermeden sadece liderin değiştirilmesinden umulan medet, CHP”nin değişime aslında hiç ihtiyaç duymadığını gösteriyor. CHP”liler sadece iktidarı özlüyor ve bunun önündeki tek engelin güçlü bir lider olduğuna bir anda inandırılmış bulunuyorlar. Bu kuşkusuz tamamen boş bir inanç değildir. Güçlü, inandırıcı, sempatik, toparlayıcı bir liderin yaratabileceği sempati hâlesini kesinlikle azımsamamak gerekiyor. Daha şimdiden parti içinde yarattığı sinerji, medyanın en aklı başında kalemlerinin bile ağızlarını dudaklarına vardıran sevinç ve neşe bile başlı başına bir göstergedir. Ama bunun adının değişim olarak konması, değişim kavramına karşı açık bir haksızlık oluyor.

Gerek Kılıçdaroğlu”nun şu kısa süre içinde verdiği bütün demeçlerden gerek partinin bütün önde gelenlerinin ifadelerinden anlaşılan şey kendisinden beklenenin sadece daha radikal bir Baykal tipolojisi olduğu anlaşılıyor. Baykal neyi savunuyorduysa onları daha güçlü ve daha sonuç alıcı bir biçimde savunmaya adaydır yeni liderimiz. Bir “radikal Baykal” portresi göreceğimiz anlaşılıyor ve bu da CHP”nin seçmenle olan iletişimi konusunda hiç de umut verici bir gelişme değil.

Başörtülülere hiçbir şey vermeden “onlar da bize oy verebilir” lütufkârlığına indirgenmiş bir açılım anlayışına sahip CHP”nin Kılıçdaroğlu ile ürün portföyüne yeni bir şey kattığı görülmüyor. Aksine, Ergenekon avukatlığına tam gaz devam, toplumun en acil ihtiyacı olan yargı reformunda daha radikal bir muhalefete devam, Kürt sorununa yaklaşımı biraz aş biraz iş düzeyinde algılamaya devam. Bunun için iki saate yaklaşan konuşmasının hiçbir yerinde Kürt kelimesini telaffuz bile etmeyen bir kayıtsızlık, başörtüsü konusunu hala siyasi istismar konusu olarak gören beylik ifadeler de gırla.

İyi de bütün bunlar zaten CHP”yi mevcut oy bandına hapseden konular değil mi? CHP bütün bu konulardaki tutumlarını değiştirmeden, yeni bir söylem üretmeden kimden oy almayı planlıyor?

CHP sadece Baykal”dan dolayı mı oy alamıyordu sanıyorsunuz? Emin misiniz?

Kılıçdaroğlu”nu getirmiş olmayı memleket için büyük bir başarı olarak hissedip yaşayan CHP”lilerin sevincini kursaklarında bırakmak istemeyiz ama mevcut söylemin alıcısı bu kadar ve bu da ne yazık ki CHP”yi iktidar yapmaya hiçbir zaman yetmeyecektir.

Yeterince alıcısı kalmamış, pazardaki değeri de gittikçe kaybolmuş, köhne bir mala sadece yeni bir pazarlamacı getirerek ürünü daha fazla satabileceğinizi düşünürseniz, müşteriyi aptal yerine koymuş olursunuz sadece. Bu müşteri de bu malı kolay kolay almaz. Çünkü devir eski devir değil, o malın alternatifini, daha güzelini, daha kalitelisini sadece başını kaldırıp yanına baktığında bulabiliyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: