Prof. Dr. Yasin AKTAY

Bakü’den, anlamayanlara anlayacakları şekilde mesajlar

44 günlük bir savaşın Azerbaycan açısından zaferle sonuçlanan neticeleri Bakü’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla bütün dünyaya yoğun mesajlarla yüklü törenlerle gösterildi.

Bu zafer Azerbaycan kadar Türkiye’nin de zaferiydi, çünkü herkesin malumu, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde verdiği askeri, teknik ve teknolojik destek bu olayın seyrini tamamen belirlemiş oldu. Üstelik Azerbaycan tarafının değil, Ermenistan tarafının saldırganlığıyla başlamış olması aslında bu zaferin hem değerini hem anlamını hem de haklılığını daha da pekiştiren, şanına şan katan bir durum oluşturuyor.

30 yıldır bütün dünyanın işgal olarak bilip tanıdığı durumun bir de Ermenistan’ın son bir saldırganlığının ardından sonlanmasına götüren süreç Azerbaycan tarafına bu savaşta her türlü moral üstünlüğü sağlıyordu.

Törenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da altını çizdiği gibi bütün dünya Ermenistan’ı saldırgan ve işgalci olarak tanıdığı halde kimse bu işgali sonlandıracak hiçbir girişimde bulunmuyordu. Belki ülkelerin uluslararası anlaşmazlıklarda görüşlerini söyleseler bile kolay kolay müdahale etmek istememeleri, ihtilaflara karışarak çatışmanın bir tarafı olmak istememelerinin anlaşılabilir tarafı olabiliyor. Bir çok uluslararası anlaşmazlığın bu şekilde devam etmesinin sebebi bu olabiliyor.

Aslında Karabağ sorununun çözümü için bundan öte oldukça güçlü ülkelerin oluşturduğu MİNSK Diyalog grubu oluşturulmuştu. Bu grubun amacı olaylar yeni bir savaşa gerek olmaksızın çözülmesini öngörüyordu. Ancak zamanla anlaşıldı ki, bu grup, durumu resmen işgal olarak gördüğü halde işgali sonlandırmak gibi bir çabanın içinde olmadı hiç. Bilakis grubun bütün faaliyeti aslında mevcut işgali zamanla fiili bir hale getirerek Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ı fiili bir müdahalede bulunmaya karşı oyalamaktan başka bir şey değildi.

MİNSK grubunun özellikle eşbaşkanlarını (ABD, Fransa ve Rusya) böyle yapmaya sevkeden bir faktör, her birinin içindeki güçlü Ermeni diasporasının varlığıyla açıklansa da, sebebin daha derinde olduğu belliydi. Yani bu ülkeler açıkça Ermeni işgalini destekliyorlardı ve diyalog çalışmalarında hiçbir şekilde dürüst davranmıyorlardı. Nitekim iş ciddiye binip Azerbaycan kendi göbeğini kesmeye kalkışınca özellikle Fransa’nın bu konuda Ermenistan’dan bile daha fazla işgalci bir tavır koyduğu görüldü. Kendi meclisinde Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını tanıyan bir kararı çıkartan Fransa bu vesileyle sadece kendi konumunu değil, aslında MİNSK grubunun tamamının niyetini ve işlevini de ortaya koymuş oldu.

Olanda hayır oldu, kurdukları tuzaklar, yaptıkları hileler ayaklarına dolandı ve pirince giderken evdeki bulgurdan oldular. Azerbaycan kendi imkanlarıyla ve tabii ki sadece Türkiye’nin desteğiyle yeni bir saldırı aşamasına geçen Ermenistan’ı 30 yıldır işgal altında tuttuğu Karabağ’dan püskürttü. Erdoğan ve Aliyev Bakü’deki törenler vesilesiyle bütün dünyaya şu mesajı bütün açıklığıyla verdiler:

Bugünkü dünya düzeninde haklı olmak maalesef yetmiyor, güçlü de olmak gerekiyor. Yıllardır Erdoğan’ın dünyanın beşten büyük olduğunu ifade ederek mevcut dünya düzenine yönelttiği eleştiriler fiili bir hal almış oldu. Erdoğan böylece fiilen dünya düzeninin bugünkü insafından adalet beklenemeyeceğini ortaya koymuş oluyor. Bu dünyanın düzeninden hak istenmez, alınır.

Azerbaycan, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz’de Türkiye haklarını güçlü ve sözleri süslü haksızların insafına bırakmıyor hakkını, gereğinde hakkını almak için sahip olması gereken gücü toparlıyor. Bakü’de muhteşem gösterileriyle SİHA’lar, Kirpiler, Türk topları ve savunma sanayinin bütün ürünlerinin gösterisi hakkın ve adaletin gücünü gösteriyordu sadece.

Erdoğan’ın bu zaferin neticesinde bölgede önerdiği ve kurmaya başladığı düzen düşmanını ezerek kahretmeye çalışan kindar ve intikamcı bir kibirden veya bir istiğnadan çok uzak. Özellikle Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Gürcistan’ın katılımıyla kurulması düşünülen barış ve bölgesel işbirliği platformuna Ermenistan’ı da davet etmesi, böylece bu altılı yapının bölgesel barışın bir temeli haline gelmesini teklif etmesi bütün dünyada barış ve insani değerler adına dikkatle ve takdirle izlenmesi gereken bir hareket.

Savaştan yeni çıkmış olduğu bir ülkeye karşı “bizim Ermenilerle hiçbir sorunumuz yok, onlara bir özde kinimiz veya düşmanlığımız da yok” diyebilmek çok önemli. Bu mesajın sadece Ermeniler tarafından değil, bütün dünya tarafından da iyice işitilip algılanması gerekiyor.

Asırlık meselelerden bugüne kindar duygular ve kan davaları taşıyan, bunlara prim vererek kaşınmayan tarihi kaşımaya çalışan sözümona Avrupa devletleri ve ABD’nin de bunu iyice dinlemesi lazım. Yaptıkları sadece insanlar arasında kini, nefreti, düşmanlığı daha da artırmak ve çözümsüz sorunlar yaratmaktan başka bir şey olmuyor.

İşte Türkiye’nin tam da en üstün olduğu anda uzattığı el, verdiği mesajlar ve hatırlattığı değerler. Bunlar beşle sınırlı dünyaya itiraz eden Türkiye’nin geleceğin daha adil dünyasına dair somut ufku ve önerileri.

Anlamayanlara, anlayacakları şekilde Bakü’de gösterilmiş oldu.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: