Prof. Dr. Yasin AKTAY

Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi (ATCOSS)

Ankara”da dün başlayan ve hafta sonu da devam edecek bir kongredeyiz. Arap—Türk Sosyal Bilimler Kongresi Stratejik Düşünce Enstitüsü ile Kahire Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi”nin katılımıyla organize edilen kongrede 26 ülkeden toplam 230 kadar katılımcıyla gerçekleşiyor.

Bugün hem Arap dünyasında hem de Türk dünyasında sosyal bilimlerin önemli bir birikime ulaşmış olduğu görülebiliyor. Ancak her iki dünyanın sosyal bilimlerle ilgili müktesebatı birbirinden alabildiğine habersiz görünüyor. Türkiye”nin komşusu ülkelerden Suriye üzerine, Suriye”nin herhangi bir sosyal konusu üzerine herhangi bir bilgi öğrenmek istediğimizde İngilizce veya Fransızca gibi batılı kaynaklara gitmek zorunda kalıyor sosyal bilimcilerimiz. Çünkü Türkiye”de Suriye üzerine Suriye”deki sosyal bilimleri takip edecek kadar kimse Suriye”yi bilmemektedir. Yanıbaşımızdaki bir ülkede, üstelik seksen yıl önce aynı ülkenin toprakları olduğumuz bir memleketin diline iyice uzaklaşmış bulunuyoruz. Bir dile uzaklaşmak o dilin konuşulduğu aleme de uzaklaşmak anlamına geliyor. Muhtemelen aynı şey Suriye”deki, Ürdün”deki sosyal bilimcilerden Türkiye ile ilgilenenler için de doğrudur.

Sosyal bilimler alanına giren bütün bilim disiplinleni her şeyden önce birer bilgi disiplinidir ve bir disiplin olarak her biri kendi ilgi alanlarını da bir şekilde belirlemek durumundadır. Hangi sorunlarla boğuşacağını, hangi kavramlarla düşüneceğini, hangi konuya el atacağını ve bu esnada hangi tür bilginin doğru veya yanlış sayılacağının kriterlerini de belirleme eğilimine sahiptir. Bu açıdan da düşünüldüğünde, bu bilimlerin büyük çoğunluğu, her şeyden önce Avrupa”da son iki-üçyüz yıl içinde ortaya çıkmış olan bir sanayileşme-kentleşme veya modernleşme-küreselleşme tecrübesinin yarattığı yeni toplumsal ilişkileri yine Batılı bir çerçevede anlamaya veya anlamlandırmaya çalışan disiplinlerdir.

Ancak Batılılaşmanın modernleşme üzerinden dünyanın geri kalan kısmına yayılmasıyla birlikte, batıyı merkeze alan düşünme biçimi diğer ülkeler tarafından da bir şekilde içselleştirilmeye başlandı. Bunun anlamı, Batılı bir bağlamda ortaya çıkmış olan özel sorunların bir şekilde bütün dünyanın sorunları gibi düşünülmeye başlanması olmuştur. Bilgi düzenleri, bilim disiplinleri sadece tasvir edici bir işlev yürütmezler. Onlar aynı zamanda dünyayı inşa da ederler. Bu yüzden Batılı bir çerçevede ortaya çıkmış sosyolojik teorilerin hepsinde dünyayı yine Batılı bir bakış açısıyla inşa etme istidadı vardır. Bilgi disiplinlerinin bu yanı esasen çok kolay kaçınılabilecek bir şey değildir. Bilim disiplinlerinin bu yanına Michel Foucault çok iyi ışık tutmuştur.

Bu disiplinler Batı”da ortaya çıkmış sorunlarını dünyanın da tamamının sorunları olarak algılarken insanlığın tamamını da kendi sorunsal çerçevelerine yerleştirirler. Bu akademik çerçeveleri olduğu gibi üzerinde düşünmeden benimsediğimizde bizim kendi sorunlarımızı teşhis etme kabiliyetimiz de yok oluyor. Oysa bu bilim disiplinlerinin belli bir eleştirel süzgeçten geçirilerek ve içerdikleri etnosentrik bakışın etkisi mutlaka hesaba katılarak alınması çok önemlidir. Aksi takdirde doğuya oryantalist bir çerçeveden bakan bu disiplinlerin içinden bizim de kendi kendimize oryantalist bir çerçeveden bakmamız ihtimal değil gerçek haline geliyor. Bugün ne yazık ki sosyal bilim disiplinlerine eleştirel bir bakışı benimsemediğimiz zaman bir tür içselleştirilmiş, benimsenmiş ve özümsenmiş oryantalizm sorununu aşamıyoruz. Hem kendimize hem de birbirimize batılı bir disiplin süzgecinden geçerek bakmış oluyoruz.

Tabi bunlar “neden ATCOSS?” sorusunun belki de derin epistemolojik ve felsefi cevaplarını oluşturuyor. ATCOSS Arap dünyası ile Türk dünyası arasında bir akademik ortam paylaşımı yoluyla bu epistemolojik sorunların aşılmasına ciddi bir zemin oluşturabilir.

Neden ATCOSS sorusunun daha pratik cevapları da var. Bugün Türkiye”nin dış politika vizyonu içinde giderek artan Türk-Arap ticari veya kültürel ilişkilerinin akademik ve bilimsel düzeyde de bir karşılığını bulmaları kaçınılmazdır. Bölge halklarını yüzyıla yakın bir zamandır birbirinden koparmış olan, sınırların vizelerin kalkması suretiyle bir bakıma önemsiz hale gelmesiyle bölgesel bütünleşmenin her taraf açısından ne kadar güçlendirici bir etki yaptığı daha şimdiden görülmektedir. Yüzyıldır bölgesel ayrışmaya yol açan sınırlar sadece fiziksel sınırlar olarak kalmamış araya çok kalın zihinsel duvarlar da kurmuştur. Bu duvarların bir tarafında Araplar hakkındaki Türk algıları, diğer tarafında Türkler hakkındaki yanlış Arap algıları üretilip çalıştırılmıştır.

Bölgesel alışverişin artmasıyla insani etkileşimin bölge insanının her bakımdan zenginliğini arttırdığı bir gerçektir. Bugün bölgenin 4 ülkesi arasında bir serbest dolaşım anlaşması imzalanmaktayken bu dolaşım serbestliğinin bölgenin toplam ekonomik büyümesine ciddi bir etkisi olduğu hesaplanmaktadır. Ekonomik ve toplumsal düzeyde devam eden bu alışverişin daha kapsamlı bir alana yayılarak akademisyenler arasında da sürdürülmesi çok önem kazanıyor.

İlk gün İçişleri bakanı sayın Prof. Dr. Beşir Atalay ”ın sosyal bilimci sıfatıyla etkileyici bir konuşma yaptığı ATCOSS”un oturumları bugün ve yarın TOBB Üniversitesinde beş ayrı salında 09-19 arası devam edecektir. İzlenimlerimizi aktarmaya devam edeceğiz.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: