Prof. Dr. Yasin AKTAY

Arap halklarından: Teşekkürler Türkiye! “İyiliğin karşılığı iyilikten başka nedir ki?”

Türkiye’de Suriye’deki savaş ortamından, zalim Esad, Hizbullah ve DAEŞ zulmünden kaçıp sığınmak zorunda kalmış olan 2,700 bin kadar Suriyeli var. Son beş yıldır Suriye’de yaşanan dramın yükünü hiçbir şekilde sızlanmadan, ağlamadan üstelik neredeyse tamamen kendi imkanlarıyla çekiyor Türkiye.

Az sayıda mültecinin Avrupa topraklarına girdiğinde nasıl bir toplumsal ve siyasal krize yol açtığını hep birlikte ibretle izliyoruz.

O, büyüklenmelerle, kendini merkezlere koymalarla dünyaya insan hakları, hümanizm ve hukuk dersleri vermeye pek düşkün olan Avrupa’nın kendi değerlerine sadakatini ölçmek için Suriye imtihanı yetti de arttı bile.

Avrupa Suriye dolayısıyla değerlerinin boyunun ölçüsünü aldı. Suriye’de her gün ölen yüzlerce insana, şimdiye kadar yerinden yurdundan olmuş milyonlarca insanın yaşamakta olduğu drama karşılık tek düşündüğü kendi konforu. Bu konforu bozabilecek olan göç dalgalarını kendi kıyılarından nasıl uzak tutabileceğine odaklanmış durumda Avrupa.

Oysa Türkiye izlediği açık kapı politikasıyla kendi canını kurtarmak üzere sınırına dayanan hiç kimseye kapısını kapatmadı. İçeri aldı, en iyi şartlarda da ağırladı, ağırlamaya da devam ediyor. O kadar ki, ilk başlarda maksimum yüz bin kadar öngörülen göç sayısı milyonları buldukça kendi şartlarını yeni göç dalgalarına hazırlamaya koyuldu..

Şimdi 2 milyon 700 bin kadar Suriyeli Türkiye halkıyla, sayılarına oranla kayda değer bir sorun üretmeden, neredeyse kaynaşmış olarak yaşıyorlar.

Irak’ta yine Şİİ milislerin veya DAEŞ’in zulmünden kaçıp gelen onbinlerce insan da var Türkiye’de.

Askeri darbeden sonra 3-4 bin insanın meydanlarda rastgele ateşlerle öldürüldüğü, elli binin üstünde insanın keyfi bir biçimde tutuklandığı ve hapishanelerde her türlü işkenceye maruz kaldığı, muhalif basının tamamen susturulmuş olduğu Mısır’dan kaçan binlerce insan da Türkiye’de bulunuyor.

Yemen’deki Husi işgalinin ortaya çıkardığı güvensiz ortamdan kaçan binlerce Yemenliyi..

Libya’ya çöken uluslararası komplonun ortaya çıkardığı istikrarsız ve güvensiz ortamdan kaçan binlerce Libyalıyı da misafir ediyor Türkiye.

Bunların yanısıra İslam ülkelerinden Afrika halklarına, Orta Asya ülkelerine kadar bir çok ülkenin gençlerine burs imkanı sağlıyor, geleceklerini daha bir umutla kurmalarına imkan veriyor, o ülkelerin kalkınmasına da TİKA gibi kuruluşları aracılığıyla da katkıda bulunuyor.

Tam da bundan dolayı bilhassa ülkelerindeki savaş ortamından kaçmak zorunda kalıp Türkiye’de kendilerine bir sığınak bulan Arap halklarının girişimiyle bir Teşekkürler Türkiye Festivali düzenleniyor.

Türkiye dünyanın en zengin ülkesi olmadığı halde insani yardım sözkonusu olduğunda dünyanın en zengin ülkesi gibi davranıyor. O yüzden birkaç yıldır insani yardımda dünyada birinciliği kimseye kaptırmıyor. Bundan dolayı İstanbul’da oluşturulan “Teşekkürler Türkiye” düzenleme komitesi “İnsani konulara desteğinden, bu zor şartlarda ümmetin sorunlarına karşı gösterdiği takdire şayan tutumundan dolayı özgür dünya, Müslüman ve Arap halklar Türkiye Cumhurbaşkanına, hükümetine ve halkına teşekkür adına bir festival düzenlemeyi” uygun görmüş..

Bu festivalin bir bölümü Türkiye’de farklı üniversitelerde okumakta olan yabancı uyruklu öğrencilerin düzenlediği etkinlikler, asıl büyük bölümü ise dün İstanbul Sinan Erdem’de saat 18’de başladı. Bugün ve yarın da çeşitli etkinliklerle devam edecek olan Türkiye’ye Teşekkür festivaline büyü İslam alimi Yusuf El-Kardavi ile Halid Meşal, Yemen Başbakan Yardımcısı Abdullah al-Akoua ile en az 15 ülkeden üst düzey katılımcılar da olacak. Festivalin son günü özelikle 24 Nisan’a denk getirilmiş. Bir kısım dünyanın Türkiye’yi yüz yıl önce yaşanmış hadiselerden dolayı Ermenilere soykırımla suçladığı bir günde, Türkiye’nin bilakis, soykırımlardan kaçanlara sağladığı insani yaklaşım ön plana çıkarmış oluyor. Türkiye’yi yüzyıl önce yaşanmış olanlar dolayısıyla suçlayanların bugün yaşanmakta olan soykırımlara karşı sergiledikleri duyarsızlıktaki ikiyüzlülük daha güzle ortaya konulamaz.

Düzenleme komitesi davet bildirisinde diyor ki: “Bütün dinler ve medeniyetler yapılan iyilik ve ihsanlara güzel bir karşılık vermeyi tavsiye eder. Bizler de; İyiliğin karşılığı iyilik olmalıdır” ayeti kerimesi ve İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmiş olamaz” hadisinden hareketle Türk halkına, liderine ve hükümetine teşekkür etmeyi arzuladık.”

Düzenleme komitesinden insanlarla bu festivalin hazırlık aşamalarında yaptığımız sohbetlerde şunları da ekliyorlardı:

Türkiye sadece mültecilere karşı sergilediği insani siyaset dolayısıyla büyük bir teşekkürü hak etmiyor. Aynı zamanda kendi vatandaşlarına karşı sergilediği, insan onurunu merkeze alan siyaseti dolayısıyla da çok daha büyük bir teşekkürü hak ediyor. Çünkü bu siyasetiyle İslam dünyasına unutulmuş değerlerini hatırlatıyor, bütün dünyaya da Müslümanların da kendi halklarıyla bir bütünlük kurabildiğini gösteriyor.

Bilhassa uluslararası ilişkilerde sadece çıkarların değil ilkelerin de hala bir önemi olduğunu öğreten bir siyaset izlediği için teşekkürler Türkiye.

Bu ilkeler tabi olarak bugünün dünyasında mazlumlara umut olduğu için, Müslümanların başını dik tuttuğu için teşekkürler Türkiye halkı, teşekkürler Türkiye’nin lideri ve hükümeti.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: