Prof. Dr. Yasin AKTAY

Antisemitizmden Erdoğanfobiye

Soma hadisesi dolayısıyla bir anda konunun anti-semitizme gelmiş olması ve bu konu üzerinden başbakan Erdoğan”a yönelik yeni bir kampanyaya dönüşmüş olması kayıtsız kalınabilecek bir hadise değil.

Konu öncelikle Başbakan Erdoğan”ın Soma”da birine “İsrail dölü” diye bağırmış olduğu şeklinde bir haberin yayılması üzerine başlamış olmalı. Tam bir kalabalık ve gürültü esnasında belli belirsiz seçilen bir sesin bu şekilde yansıtılması ve başbakana atfedilmesi üzerine böyle bir tartışmanın çıkmış olduğu anlaşılıyor. Oysa başbakanın asla böyle bir söz sarf etmemiş olduğu aynı akşam içinde Dış İşleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir açıklamayla, yalanlandı ve o gürültüde bambaşka bir sözün bu şekilde dikte edilmiş olması kötü niyetli bir kampanyanın sonucu olarak değerlendirildi.

Antisemitizmi, herhangi bir ırkı veya dini nefret ve korku nesnesi olarak değerlendiren bütün ırkçılıklar gibi bir insanlık suçu olarak değerlendiren başbakana bu sözün yakıştırılmış olması, içinde bulunduğumuz ortamın tabiatıyla kolaylıkla anlaşılabilecek bir şey. Bu haberin bu şekilde yayılmış olmasıyla kimin nerelere nasıl bir ihbar insiyakıyla harekete geçmiş olduğu çok iyi anlaşılıyor.

Bu ihbarcıların bilmesi gereken bir şey var ki, antisemitizme prim verilmiyorsa, veya bu ithamdan kaçınılıyorsa, bu ihbar etmek istedikleri mercilerden korkumuzdan veya çekincelerimizden değil, sadece kendi inançlarımızla ilgili bir duyarlılıktan kaynaklanıyor. O ihbar ettikleri mercilere isteyen istediği gibi kulluğuna devam etsin. Bizim ırkçı hezeyana sapmamak için İslam”dan yeterince sebebimiz var.

İslam”da lanetlenmiş olan ırkçılığın semitik ırka karşı yapılanı da lanetlenmiştir, Kürtlere karşı yapılanı da, romanlara karşı yapılanı da lanetlenmiştir. Bu konudaki hassasiyetimizin gelişmesi veya berdevam olması için birilerinin kınamasından korkutulmaya ihtiyacı yoktur.

Bu bağlamda, belki de bu konuyu gündeme getirmeye fırsat sayılan ikinci bir hadise Vakit Gazetesinin Soma hadiselerinde şirket sahibinin damadının Yahudi olduğunu manşetten ilan edişidir. Bu manşeti hiç bir şekilde tasvip etmek mümkün değildir. Yahudilere yönelik bir nefret suçu oluşturur. Ortada bir suç varsa bunu bir insanın ırkına ve dinine bağlamak bizzat Müslümanların bugün dünyada en çok muzdarip oldukları bir İslamofobik yaklaşım türünün bir örneğidir. Ancak Vakit gazetesinin attığı bu başlığı AK Parti”nin veya Erdoğan”ın antisemitizminin bir delili gibi göstermek basitçe kara propagandadır ve amacı da bellidir. Vakit Gazetesi AK Partinin yayın organı değil ki, yayınlarından nasıl AK Parti veya Erdoğan sorumlu tutulabilir?

Alakasız veriler arasında bağlantı kurarak bir antisemitizm hikayesi çıkarma konusunda Murat Yetkin”in hem Radikal”de hem de Hürriyet Daily News”te İngilizce olarak yayımlanan yazısı ilginç bir örnek oluşturuyor. Yukarıdaki olayları birbirine bağladıktan sonra, benim konuyla tamamen alakasız bir mülakatta verdiğim konuyla tamamen alakasız bir cevabı bile antisemitizm hikayesine bağladığını gördüğümde aslında hikayenin bütün kurgusu ortaya çıkmış oluyor.

A Haber”de Murat Akgün”ün Soma hadisesinin nedenleri üzerine yapılmakta olan soruşturmanın gidişatı üzerine sorusuna olabilecek bütün ihtimallere açık cevabı veriyorum: “Her türlü tedbirin alındığı söylenen bir madende bu çapta bir kaza oluyorsa, tabii ki sabotaj ihtimali üzerinde de durulmalıdır, ben durmuyorum çünkü bir delilim veya bilgim yok, ama akla gelmeyecek bir şey değil.” Bu aslında böylesi bir olay karşısında hiç bir şey söylememek gibi bir şeydir.

Yetkin, bu ihtiyatlı tutumumdan bile galiba olayın ardında Yahudilerin olduğuna dair bir ima çıkarmış, bu imadan beni hemen Vakit Gazetesinin manşetinin alt yazısına oradan da antisemitizm kampanyasına yerleştirmiş.

Bu kadar kolay mı yapılıyor antisemitizm suçlaması? Hayret ki, bu kadar kolaymış. Bu çok somut örnekte göründüğü gibi antisemitizm radarı alabildiğine hassas, buluttan nem kapıyor ve bu sayede İsrail”e muhteşem bir koruma sağlamaktadır.

Tarihte hiç bir dine ve hiç bir ırka sağlanmamış bir koruma bu sayede ve bu yolla gerçekleşmektedir. Bu sayede İsrail dünyanın kaydettiği en kural tanımaz, en saldırgan, en haksız durumlarında bile dünya medyasında yağ gibi üste çıkmakta ve haksızca katlettiği , yerlerinden yurtlarından sürdüğü insanları suçlu gibi gösterebilmektedir. Çünkü bu yöndeki eleştiriler bile hemen dünyanın her yanında belli medya ve siyaset mevkilerine konuşlandırmış olduğu antisemitizm radarına yakalanabilmektedir.

Karşısına siz de “bu mantıkla herhangi bir Müslümanı herhangi bir eyleminden dolayı eleştirirseniz Müslüman düşmanı sayılırsınız” diye çıkmanızın bir anlamı yok. O mantık, mantığın kurallarıyla değil, bizzat bu networkların hırgürüyle çoktan çürütülmüştür bile.

Yetkin, Erdoğan”ın 2005″te söylediği “antisemitizm sapıklıktır” sözünü bugün söylemesi halinde bizzat AK Parti taraftarları ve hükümet yanlısı medya tarafından İsrail ajanı diye suçlanabileceğini söylerken bir tespit mi yapmış oluyor şimdi?

Giriştiği bu tespitle bütün bir AK Parti camiası hakkında nasıl bir kategorik (ırkçı da diyebilirsiniz) klişe üretmiş olduğunu fark etmiyor mudur acaba? Hiç uzatmayalım, bu vesileyle oluşması muhtemel istifhamlar için söyleyelim: İsrail ve Siyonizm eleştirisi değil, ama antisemitizmin bir hastalık olduğunu Erdoğan bugün geçmiştekinden daha güçlü bir biçimde söyler. Ama onun bunu söyleyemeyeceğini varsaymak, işte o, tedavi edilmesi gereken bir Erdoğanfobidir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: