Prof. Dr. Yasin AKTAY

Anayasa temrinleri

Öncelikle şunu söyleyelim: Meclis”e bugün sunulması planlanan Anayasa paketi tabii ki mükemmel bir metin değildir. Hatta bu paketin yetersizliğine dair yapılabilecek hiçbir eleştiri teorik olarak haksız değildir. Bu paketin içinde daha birçok şey olabilirdi. Örneğin paketin içeriğinde demokratik açılıma dair bazı maddelerin olması, “anadilde eğitim”, “zorunlu din dersleri” ile ilgili düzenlemelerin yer alması da sağlanabilirdi. Aslında daha da ötede kısmi bir anayasa yerine çok daha kapsamlı bir anayasa değişikliğine de gidilebilirdi.

Bu kalkış noktasından yapılan eleştirilerin mevcut anayasa değişikliğine olumlu bir katkı adına ve iyi niyetle yapılıyor olduğundan kuşku duymak için bir neden yok tabi. Hem kim ne adına kimden ve ne hakla kuşku duyacak? Şurada demokratik bir çerçevede olabilecek en makul noktayı aramak üzere tartışıp duruyoruz. Arzulanan da bu değil midir?

Ancak tam da en sağlıklı tartışma düzeyinde bile bu tür katkılarla ilgili ciddi sorunları da dile getirmekten geri durmamak gerekiyor. Sonuçta mevcut haliyle bile Anayasa değişikliği teşebbüsü radikal bir muhalefetle, muhalefet ne kelime, katı bir ret cephesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu haliyle parlamentoda asgari bir uzlaşmayı temin etmesi o kadar da kolay görünmüyor. Asgari uzlaşma mevcut paketi referanduma taşıyabilecek sayıdır ki, aritmetik olarak iktidar partisinin “yeter” görünen sandalye sayısı bile paketin içeriğine bağlı olarak güvenilmez hale gelebiliyor. Paketin içeriğinde din dersleri ile ilgili bir maddenin eklenmesi durumunda bazı sayıların, demokratik açılımla ilgili maddelerin eklenmesi halinde de başka sayıların düşebilme ihtimali azımsanabilecek bir ihtimal gibi görünmüyor. Sonuçta siyaset ideal anayasa metinleri hazırlamakla başlayıp orada bitmiyor ki.

Aynı sayı dengesini tutturmakla ilgili kaygı meclisi aşarak halkın önüne geldiğinde, yani referandum durumunda daha fazla büyüyor. Paketin değişen içeriğine göre referandumdan geçme ihtimali o kadar da azalabiliyor. Demokratik açılımla ilgili maddelerin ulusalcı yaygara tarafından nasıl araçsallaştırılabildiğini görmüyor musunuz?

Ne yazık ki halkımız entelektüellerimizin zihninde oluşmuş mükemmel hukuk ideallerini görür görmez onlara hemen “gökte ararken yerde buldum, şükür kavuşturana” muamelesi yapmayabiliyor. Din derslerini zorunlu olmaktan çıkaracak bir düzenlemeyi AK Parti tabanı onaylayacak olsa bile CHP”nin alttan alta “bunlar gençleri dinsizleştirecek” propagandasına sarılmasına yol açacağını bekleyebilirsiniz. Bu enstrümanın AK Parti aleyhine laiklik argümanlarından çok daha işlevsel olduğunu keşfetmediğini zannetmeyiniz CHP”nin. Tam da rejimin bekası için din istismarının lazım olduğu andayız demektir.

Kısacası, dünkü yazısında Kürşat Bumin, Ergun Özbudun, Serap Yazıcı ve Mustafa Erdoğan”ın güzel yazılarına atıfla üç tarz-ı siyaset saymış, ama mevcut anayasa paketinin içeriğini zenginleştirme temrinlerinde eksik olan şey galiba sadece siyasettir. Mümkün olan iyi sonucu almayı imkânsız hale getiren şey çoğu kez daha iyinin arayışı olabiliyor. Burada şükür mü edelim, yoksa hayıflanalım mı ki, elimizde mükemmel olanı halkın onayına sunmadan tartışılmaz bir otoriterlik eşliğinde kabul ettirmenin bir imkânı yok. Tabii ki buna şükredelim. İyi ki de böyle bir imkânımız yok. Yapılacak olan ne varsa siyasetin sınırları içinde ve demokratik onay prosedürleri içinde gerçekleşecektir.

Bununla birlikte, paketin hazırlık aşamasında, muhalefet partilerinden hiçbir pozitif elektrik alınmadığı halde, onların süreç içindeki tahmini eleştirilerinin gereğinden fazla dikkate alındığına dair bir eleştirim var benim de. Anayasa Mahkemesine veya HSYK”ya parlamentonun üye seçmesiyle ilgili, mesela, süreç içinde dile getirilen eleştiriler, belli ki sözümona “uzlaşma hurafesi” adına fazla dikkate alınmış ve bu sefer çağdaş yargı ufkundan epey geriye düşülmüş. Bu da zaten hem Bumin”in hem de atıfta bulunduğu hukukçuların eleştirilerinin önemli bir kısmını oluşturuyor.

Oysa zaten hiçbir destek vermeyeceği belli olan muhalefetin uzlaşma denkleminin dışında kalmasını bu geri adımdan dönmek için bir vesile görmek ve meclise sunulacak olan paketi muhalefete şirin gösterme baskısından kurtarmak gerekiyor. Bu, anayasayı, emin olun şimdi değilse bile gelecekte muhalefetin de memnun kalacağı daha yüksek bir standarda kavuşturacaktır.

Bu konudaki bir düzeltmenin siyasi karşılığı konusunda ise ciddi bir endişem yok. Referandum değerlendirmesinde bu tarz bir düzenlemenin getirisi, götürüsünden çok daha fazla olacaktır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: