Prof. Dr. Yasin AKTAY

Amerika”dan İslam, siyaset ve İran”a dair görüntüler

Amerikalı Müslümanların New Jersey”deki toplantısında, genel olarak Müslümanların siyasal pozisyonlarının bağlamına göre ne kadar farklılaşabildiği, böylece, İslami siyasallığın ne tür muhtemel tezahürlere açık olabildiği görülüyor. Ortadoğu”daki istikrarsızlığın, kanın, zulmün ve dünyanın bir çok yerinde işgallerin, emperyalizmin ve haksızlığın sorumlusu olarak görüldüğü için bilhassa Müslümanların öfke nesnesi olan ABD içinde Müslüman vatandaşlar, ülkelerini aynı nedenlerle eleştirmekle birlikte seviyor ve onun siyasetinde belirleyici olmaya çalışıyorlar. Bunda bir gariplik varsa bu, tamamen demokratik işleyişin ortaya çıkardığı bir durumdur.

Bu arada çoğu farklı Müslüman ülkelerden gelenlerden oluştuğu veya köken ülkeleriyle ilişkileri devam ettiği için Müslüman topluluğu çok farklı siyasi tecrübelerin buluşmasıyla alabildiğine geniş bir ufuklar kaynaşmasının gerçekleştiği bir vasat oluşturuyor. Bu vasat çağdaş bir İslami siyaset felsefesi için hem sorunların hem de çözümlerinin değerlendirilebileceği açık bir ufuk sağlıyor. Suriye”de iktidarda kalabilmek için halkını topluca katletmeyi göze alan bir diktatöre karşı izlenen bir siyaset ile devrimlerinin baharındaki ülkelerin her birinde, yine AB ve ABD gibi demokratik ülkelerde bir azınlık olarak izlenen siyaset arasında geniş bir tecrübe birikimi içinden bakılıyor olaylara.

Tunus”tan katılan ve Nahda hareketini Gannuşi ile birlikte kurmuş olan Abdülfettah Moro”nun Nahda hareketinin tarihini anlattığı konuşması, bir konferans konuşmasından ziyade bir sohbet-muhabbet havasındaydı. Ancak Moro”nun kişiliğinde İslamcı hareketin Tunus”ta nasıl otantik ifade kanalları bulmuş olduğunu insan bir anda hissediveriyor. Diktatörlük yıllarında yaşanmış en acı hatıralarını bir komedyen neşesi içinde anlatan Moro insanların katıla katıla güldüğü bir anda bütün kalabalıığın gözlerini yaşartacak şekilde en dindar duygulara sürükleyebiliyor. Nahda hareketinin arkasında nasıl zengin, ironik ve dindar bir aklın ve retoriğin bulunduğuna dair ilginç bir izlenim veriyor.

İslam ülkelerinden konferansa katılanların büyük çoğunluğu İhvan hareketinden. Katılımcıların toplamından aslında Arap dünyasının bugünkü şekillenişinde İhvan hareketinin ne kadar etkili olduğu da görünüyor. Açıkçası Libya, Mısır, Tunus, Fas, Lübnan ve Suriyeli katılımcıların hepsi kendi ülkelerindeki İhvan”ın mensuplarından. Arap devrimlerinin neticede İhvan”ın son derece güçlü bir uluslararası mevcudiyetini ve etkinliğini ortaya çıkarmış olduğu açıkça görülüyor. Bugün artık geleceğin Arap-İslam dünyasını İhvan”ın yönetecek olduğu açıkça görünüyor.

Konferansın koordinatörü MAS Başkanı Oussame Jammal ve arkadaşları konferans sonrası New York”ta Suriye”deki direniş yanlısı ve Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi lehine BM önündeki gösteriye katılmak üzere New York”a gitmeyi teklif etti. Böylece BM genel kurul toplantılarının artık vazgeçilmez unsuru haline gelmiş olan gösterileri yakından izleme fırsatı buldum.

Doğrusu bu gösteriler Amerikan tarzı festival-şenlik havasında gerçekleşiyor. Bu meydan her ülkenin kendi ülkkesindeki meselesini taşıdığı, onu bir şekilde dünya gündemine taşımayı hedeflediği bir alan. Bu meydanda bir Tahrir havası aramak boşuna. Meydan genellikle Amerika”da mukim olan insanların kendi ülkelerine dönük eleştirileri veya duygularının yansımasına sahne oluyor. Amerika”da mukim olunca da Amerikan yaşam tarzına fena halde alışmış oluyor insanlar ve kendi ülkelerindeki şartlara buradan gördükleri şekliyle yaklaşıyorlar.

Özellikle İran”a yönelik protestolar, bu protestolara katılanların yaş oranlarıyla dikkat çekiyor. Çoğunun hareket noktası ve referansları Amerikan değerleri ve hayat tarzı. Ancak bu yıl İran”a yönelik protestolara Suriye ile ilgili tavrı dolayısıyla bilhassa Arap ülkelerinden de yoğun bir katılım var. Protestocuların kukla şovuyla Ayetullahı ve Ahmedinejad”ı alaya alan gösterileri İran”ın Suriye konusundaki tavrını protesto niyetiyle gelen Arap Müslümanları arasında bile rahatsızlık yarattı. Ahmedinejad ile Beşşar Esad”ı beraber dans ederken temsil eden gösteride Ahmedinejad”ın elinde bir nükleer başlığın bulunması, gösterinin yapıldığı yer açısından sindirilmesi kolay olmayan bir çelişkiyi yansıtıyordu.

Kendisi bir nükleer süper gücü temsil eden bir ülkede, hele İsrail”in nükleer silahlanmasına hiç bir zaman ses çıkarmamış bir ülkenin içinden, Suriye konusunda alabildiğine yanlış bir tutum içinde de olsa, İran”a yönelik böyle bir eleştiriden mutlu olmak mümkün değil.

Ancak konuya İran”ın da karşısında nasıl bir dünya muhalefet bloğunu oluşturmayı başardığı açısından da bakmadan edemiyoruz. Normalde hiç bir şekilde İran”a antipatiyle bakmayacak kesimlerin bile İran”ın Suriye”de izlediği yanlış yaklaşımları yüzünden giderek İran”a karşı oluşan konsensus düzeyindeki bir muhalefete dahil oluyorlar.

Buradan aslında en önemli ders İran”a çıkıyor. İran”ın sandığından daha fazla sempatizanı varken sahip olduğu çok önemli bir zemini Esad aşkına fena halde harcamış oluyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: