Prof. Dr. Yasin AKTAY

Alevi Açılımında 7. Çalıştay

Alevi Açılımı kapsamında başlatılan çalıştaylar dizisinin yedincisi ve sonuncusu Kızılcahamam”da yapılıyor. Önceki altı toplantıdan farklı olarak son toplantı üç gün sürecek şekilde düzenlenmiş ve katılımcılar da daha önceki çalıştay toplantılarına katılanlardan oluşan bir karma topluluktan oluşuyor. Şimdiye kadarki toplantılarda Alevi gruplarının mümkün mertebe bütün söylemleri veya taleplerinin yansıması sağlandı. Son çalıştayda öncekilerin sonucunda ortaya çıkan tablo nihai bir rapora kavuşturulacak.

Çalıştaya katılanların önemli bir kısmı Alevilerden oluşuyor, ama aynı zamanda Alevilerin sorunları ve talepleriyle doğrudan ilgili bazı kurumların temsilcileri de hazır bulunuyor. Alevilerle ilgili her ne yapılacaksa sadece Alevileri ilgilendirmiyor çünkü.

Gelinen noktada başlanılan noktaya göre katılımcıların birbirlerini anlama ve soruna daha çözüm-odaklı yaklaşma konusunda bir hayli mesafe kat etmiş oldukları açıkça görülüyor. İlk zamanlarda talep olarak ifade edilenlerin makullük düzeyi konusunda herkeste gözle görülür bir ilerleme var. Madımak”ın ne yapılacağı konusunda rövanşist veya tepkili bir tutum yerine makul bir çözüm arayışını ifade edip formüle etmeye çalışıyor. Önerilebilecek çözümlerin başka sorunlara yol açabilme ihtimali üzerinde herkes makul bir müzakere çerçevesinde duruyor.

Mükemmel moderatörlüğüyle süreci başından itibaren çok iyi yöneten Dr. Necdet Subaşı”nın baştan itibaren dile getirdiği “ortak müzakere dili” bir bakıma son çalıştay esnasında somut bir örneğe kavuşmuş oldu. Alevilerle diyanetten temsilciler gerek din eğitimi gerek Madımak gerek de cemevlerinin statüsü konusunda makul bir formülü bir masa etrafında kavga etmeden beraber müzakere ediyorlar. Eski diyanet işleri başkanı Tayyar Altıkulaç ile Cem Vakfı başknı İzzettin Doğan birçok konuda aynı konuda anlaşıyorlar.

Henüz somut bir formül yok ama hemen her talebi olumlu karşılayan bir yaklaşım sözkonusu. Devlet Bakanı Faruk Çelik daha önceki bütün toplantılarda olduğu gibi bu toplantıları da başından sonuna kadar dikkatle izliyor ve zaman zaman tartışmaların tıkandığı yerde çok toparlayıcı, çözücü ve hiçbir rahatsızlığa yol açmayan müdahalelerde bulunuyor. Hani görseniz “devlet” demezsiniz.

Aslında tartışmaların biraz gerildiği bir ortamda Arif Sağ”ın mutlaka bağlama uygun bir fıkrayla yaptığı müdahaleler müzakere diline apayrı ve çok sıcak bir lehçe de sağlıyor. Bir dizi fıkra arasında anlattığı fıkra gibi bir anekdot bütün süreç hakkında hem düşündürücü hem de bir hayli uyarıcı oldu. Sadece Alevi sorunu konusunda değil, aslında bütün siyasi tartışmaların bir yerinde hatırlanıp derin derin düşünülecek bir anekdot. İsimleri atlayarak iki Bektaşi fıkrası olarak aktarıyorum.

İki Bektaşi bir akşam kafayı çekmiş muhabbete dalmışlar. Muhabbetin konusu Sünnilerin tesbihindeki 99 rakamının kendi Bektaşi sayılarındaki karşılığının ne olduğu. Başlamışlar saymaya, üçler, yediler, kırklar… Derken ellerindeki sayı 98”e geliyor 99”u bir türlü bulmuyor. Alttan topla 98, üstten topla 98, bir türlü 99”u bulamamış, bu arada yorgun itap düşmüşler, Biri demiş ki, geç oldu kafamız da iyi değil istersen yatalım sabah kalkar ayık kafayla hesaplarız. Yatmışlar, ama gecenin bir vakti birinin aklına bir anda bir kıvılcım düşmüş ve aydınlanmış yatağından fırlamış, sabredememiş arkadaşını dürterek uyandırmış ve bütün şaşkınlık ve hayretiyle bağırmış “Kalk kalk, buldum o kayıp “bir”i. Ulaaa biz Allah”ı unutmuşuz”.

Tartışmaya dalarken çoğu kez kendimizi unutuyoruz, bizi birbirimize irtibatlı kılacak daha köklü değerlerimizi unutuyoruz, gaflete düşüyoruz. Birilerinin bu uyarıyı yapması ne kadar da faydalı oluyor.

Bu çalıştay üç gün sürdüğü için öncekilerden farklı olarak daha sıcak kaynaşma ve muhabbet ortamlarının oluşmasına da vesile oluyor. Akşamları oluşan muhabbet meclisinde Arif Sağ fıkralar anlatıyor, İbrahim Kalın, Arif Usta”dan el alma gayretleriyle saz çalarken hep beraber Alevi deyişlerinden derlenmiş türküler okunuyor. Bir ara konular teolojiye kayıyor, Ali Bulaç kendisine yöneltilen soruları sabırla ve itinayla cevaplarken iki tarafta da gecikmiş bir tanışmanın sıcak duyguları yaşanıyor.

Ali Bulaç”la birlikte Türk Sünniliğinin hâkim kültürünün aslında Hz. Ali”ye ve Ehl-i Beytine daha yakın olduğunu ifade ederken, bazı Alevi temsilcileri bu ifadeleri hayretle karşılıyor. Hayretleri, bunları genellikle Hz. Ali”yle bu kadar yakın bilmedikleri Sünnilerden duyuyor olmaları. Ama bunun Sünni kesim için çok sıradan bir durum olduğunu öğrenince hayretleri ve sıcaklıkları daha da artıyor tabi.

Çalıştayın daha net bir sonucu bugün akşama doğru ortaya çıkmış olacak ama toplantıların arka planı ile ilgili netleşen durum, tam bir tanış olma, işi kolay kılma ve yolu yakın kılma hali.

Bu yaklaşımla çözülemeyecek hiçbir mesele yoktur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: