Prof. Dr. Yasin AKTAY

ABD Suriye’de çözümün değil, sorunun parçası

Türkiye Suriye konusunda ABD’in izlediği politikaları güvenilmez ve kendi güvenlik hassasiyetlerini göz ardı eden bir sorumsuzluk örneği olarak görüyor. Esasen şu anda ABD’nin Suriye’deki varlığı Suriye sorununun çok önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Çünkü ABD Suriye’de bir sorun çözmek üzere değil, bölge ülkeleri ve halkları için sorunu daha da derinleştirmek, yeni sorunlar üretmek üzere bulunuyor.


Bir terör örgütünü allayıp pullayarak bir “Demokratik Güç” olarak lanse etmeye, bu örgüte meşru bir devlete parayla satmadığı tonlarca silahla destekleyip ondan “demokratik” değilse bile önemli bir “silahlı güç” üretmeye çalışması hem Suriye’nin hem de bölgenin bütün siyasi dengelerini altüst ediyor.

Bu altüst olmuş dengelerin en büyük zararını Türkiye görüyor, en ağır faturasını da başta Suriye halkı olmak üzere Türkiye ödemek durumunda kalıyor. ABD ise Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini görmüyor değil, o yüzden Türkiye’yi de idare etmeye çalışıyor, ortak devriye birlikleri çıkararak, Türkiye’nin hassasiyetlerinin de gözetilmekte olduğu izlenimini vermeye çalışıyor. Oysa bu taktiği Türkiye Münbiç’ten çok iyi hatırlıyor. Bu taktiğin neticesi Türkiye’ye ve bölge halkı Suriyelilere hiçbir alan bırakılmayan bir PYD hegemonyasının iyice yerleştirilmesi oldu.

Münbiç’teki oldu-bittinin de bu şeklide devam edebileceğini kimse sanmasın. Oluşturulan yapı Suriye sosyolojisine de demografik dengelere de tamamen aykırı çünkü. Halihazırda Türkiye’de Münbiç’ten bu dayatılan düzen yüzünden göç etmek zorunda kalmış ve kendi evlerine, arazilerine dönmeyi bekleyen kaç Suriyelinin olduğu belli. Ne kadar uzun süre PYD orada ABD’nin kendisine yüklediği silahlara güvense de, orayı kendinin bilmesin.

Şu anda ise Münbiç’te oynanan oyunun Fırat’ın doğusunda da aynen tekrarladığı görülüyor. Aynı yılanın deliğinden ikinci kez ısırılmamızı kimse beklemesin. ABD Türkiye’yi hem NATO’da müttefiki olarak tutup hem de bu ittifakın en önemli gereklerinden biri olan üye ülkelerinden birine yönelen tehdidi kendi üzerine alınması beklenirken bizzat kendisi bir tehdit üretiyor, hem de terör örgütlerinden.

Türkiye’nin bu net tavrı aslında her ne kadar ABD’nin siyasetine karşı da net bir tavır iken, bir yandan da ABD içindeki demokrat, samimi, terör karşıtı çevrelere de kendi ülkelerinin ne tür işlere bulaştığını görme fırsatı sağlıyor. Muhtemelen ABD’de bir çok insan ülkelerinin Suriye’de gerçekten teröre karşı savaştığını ve olumlu değerler adına burada olduğunu sanıyor. Burada ABD adına faaliyette bulunanların kendilerini de aldatarak ülkelerini büyük bir batağa sürüklemek adına ne haltlar karıştırdıklarının farkında değiller.

Türkiye’nin tutumu aslında ABD halkına ülke kaynaklarının nerelere harcandığını görme fırsatı sağlıyor. ABD Suriye’de yanlış yapıyor ve bunu aslıda ABD başkanı Trump da görüyor ve bu gidişata o bile dur demek istiyor. Ama ABD’de faal olan bir büyük lobi, Trump’a da rağmen, Suriye’de terör örgütleriyle işbirliği içinde Suriye’yi sürekli bir istikrarsızlığa mahkum edecek, Türkiye gibi bir müttefikini kaybetmesine yol açacak tehlikeli bir maceraya sürüklüyor.

Türkiye’nin bölgede son zamanlarda ABD ile karşı karşıya her kalışında Türkiye’nin ezici bir moral ve ahlaki üstünlüğü var. Zira ABD burada kime ne iyilik yaptığına dair hiçbir gerekçeye dayanmıyor. Yaptığı her işin sonu daha fazla kan, savaş, yıkım, istikrarsızlık, kaos ve kendi dostlarına ihanet, düşmanlarıyla yakınlaşma. Bunun hesabı ABD kamuoyu tarafından da görülür elbet.

O hesap orada görüledursun, Türkiye kendi güvenliğini tehdit eden müttefikine karşı kendi tedbirini almak zorunda kalıyor. Bu ayıp da ABD’ye yeter herhalde.

ABD’nin Suriye’de on binlerce tır dolusu silahla teçhiz ettiği terör örgütü üzerinden Suriye’de uyguladığı plan, Suriye’nin fiilen bölünmesinden başka bir sonuç doğurmuyor. Üstelik bu bölünmede desteklediği terör örgütünün yönetimine bıraktığı bölgeden milyonlarca insan başta Türkiye olmak üzere bir çok ülkeye göç etmek zorunda kalıyor.

ABD’nin planı böyle devam ettiği taktirde bu bölgelerden göç etmiş insanların kendi topraklarına dönme yolları tamamen kapanmış olur. Kendi ülkesinde göçmenlere karşı binbir türlü tedbir almasını bilen ABD’nin uyguladığı bu zorlama politikalarla başka ülkelere göç üretmesi başlıbaşına büyük bir sorumsuzluk örneği. Sadece bu çelişki bile Türkiye’ye bugün sözkonusu müdahaleyi yapmak için her türlü meşruiyeti veriyor.

Bunun hem öncesi hem de fazlası zaten bölgede konuşlandırılan devletçiğin bizzat ABD tasniflerinde bile terör örgütü olan PKK’nın uzantısı olarak Türkiye’nin güvenliğini sürekli tehdit ediyor olmasıdır. Gerisini artık onlar düşünsün.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: