Prof. Dr. Yasin AKTAY

“301 kalksa başka madde bulurlar”

301. madde bugün Türkiye”nin düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili bütün sorunlarının kod adı haline gelmiş durumda. Bu madde kaldırıldığı takdirde düşünceyle ilgili yasal engellerimizin de kalkmış olacağı düşünülüyor. O zaman milletçe daha rahat düşünebilecek, düşündüklerimizi çok daha rahat ifade edebilecekmişiz gibi.

İlk başta bütün Avrupa ülkelerinde buna benzer yasaların bulunduğundan hareketle böyle bir düzenlemenin yasalarımızda bulunmasında ısrar eden hükümet de işe kan bulaşınca maddenin tamamen kaldırılmazsa bile yeniden tanzimini kabul noktasına gelmiş durumda. Ancak bu konuda atacağı herhangi bir adımın, CHP veya MHP tarafından harekete geçireceği şimdiden belli olan “bunlar Türklüğe hakareti serbest bıraktılar” propagandasına karşı ciddi bir endişe konusu olduğu da görünüyor. Bu yüzden sivil toplum örgütlerini de işin içine çekerek onlardan yeni bir yasa metni teklifi beklentisi işi bir tür “toplumsal mutabakat” siyasetine havale etme isteğini gösteriyor. Toplumsal mutabakat başörtüsü sorununu çözemedi, ama bir umut 301. maddeyi çözebilir. En azından bu maddenin karşısına dikilmesi muhtemel kurumsal direncin, başörtüsü sonunun karşısına dikilenden daha gevşek olduğu beklentisi olduğu anlaşılıyor.

Aslında bu noktada konuyu tekrar başa sarmakta fayda var. 301. maddenin kaldırılması düşünce ve ifade sorunlarımızı gerçekten çözebilecek mi? Bu maddenin işletilmesi esnasında karşılaştığımız manzaralar tek sorunumuzun ifade özgürlüğü olmadığını yeterince göstermiyor mu? Yargı sürecinde okur-yazarlıkla ilgili ciddi sorunları olan, okuduğunu yanlış anlayan ve dünya-âlem gelse yanlışından sapmayan çok sayıda insanın bir araya gelebilmesi gibi bir sorunumuz 301. madde kaldırılınca çözülebilecek mi mesela? Dostunu düşmanından ayırt edemeyen, gözünü kin ve nefret bürümüş, yüksek makamları işgal edenlerin zekâ ve ruh seviyesiyle ilgili sorunlar, bırakınız ceza kanunun bir maddesini, bütün kanunu ilga etseniz çözülecek türden değil

Başbakan Erdoğan “bu madde birçok Avrupa ülkesinde de var ve oralarda da uygulanıyor” dedikten sonra “bu maddede ısrarlı olmadıklarını, değişikliğe gidebileceklerini” de söylemiş. Ama sonra bir konudaki karamsarlığını itiraf etmekten çekinmemiş: “301 kalksa başka madde bulurlar.”

Bu sözü doğrudan tecrübeyle söyleyebilecek belki en yetkin kişidir Sayın Erdoğan. Kendisi 163. madde kaldırıldıktan sonra gereğinde hatırlanan ve onun yerine, hatta ondan daha ağır bir şekilde uygulanan 312. maddenin mağduru oldu. Okuduğu bir şiir, üstelik yine bilirkişinin asla bir tahrik unsuru görmediğini belirtmesine rağmen 312. maddenin kapsamına sokularak hapis cezasına çarptırılmadı mı? Hepimiz şahit olduk. Onun yargılandığı sürecin paralelinde Refah ve Fazilet partilerinin kapanması talebiyle açılan davalar, eldeki kanunlar yetmiyor diye Anayasa mahkemesinin yorumu kanun haline getirilip kapatılmasına karar verildi.

Daha önce terörle mücadele yasasının 8. maddesi üzerinde benzer bir fırtına koparılmıştı. O kanun istenilen şekillerde değiştirildi de ne oldu?

Rakamlara gereğinden fazla takılarak asıl sorunu görmezden geliyoruz. Sayılar aklımızı karıştırıyor. 141-142, 163. maddelerle ilgili tartışmalar, hesapladınız mı hiç, Türkiye”nin kaç yılını aldı? Sonra TMK”nun 8. maddesi, sonra 312. madde, sonra şimdi 301. madde. Arka arkaya hepsi uzun süreler Türkiye gündemini meşgul etti. İnsanlar bu sayıların taraftarları ve karşıtları olarak ikiye bölündü. Hrant Dink”in cenazesinde “katil 301” diye pankart taşındı. Türkiye”nin Nobel ödüllü edebiyatçısı bile olay mahallinde olayın faili olarak bir çırpıda 301. maddeyi ilan ediverdi.

Bu açıkça bir “sayı fetişizmidir.” Biraz daha ileri gidelim, bu, bazı kadim kültürlerdeki rakam tapıcılığı gibi bir şey haline geliyor. Bir noktadan sonra yasa numarası tuhaf biçimde metafizik bir anlam kazanıyor. O sayıya tapanlarla o sayıyı lanetleyenlerin kutsal savaşı başlıyor. Yasanın içeriğinin ne olduğu hiç önemli değil.

Gerçi daha önce de bir vesileyle söylediğimiz gibi Türkiye”de birilerini mahkûm etmek için yasaya ihtiyaç duyulmaz. Diyeceksiniz ki, o zaman niye yasakçılar bu yalarda ısrar ediyorlar?

Cevap basit: Çünkü yasakçılar da bir süre sonra bu yasaların rakamsal önemine alışmaya, bunların önemli olduğunu zannetmeye başlıyorlar. Aslında onlardaki de bir tür kendine güvensizlik hali. Yani biraz daha rahat olsalar, nasılsa kaldırılan yasaların yerine gerçek niyetlerini var olan başka yasalar üzerinden uygulamaya devam edebilirler. Ama sayılara kutsallık atfeden bir kültür var ya! Sayılara yapışan aşinalık, konfor, metafizik (siz buna kısaca fetişizm de diyebilirsiniz) asla kolayca feda edilemez.

Bütün fetişler gibi bu sayıya takılıp kalmak da bizi daha gerçek sorunlarımıza karşı oyalıyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: