Prof. Dr. Yasin AKTAY

2 Temmuz”la yüzleşmenin yolu

2 Temmuz 1993 yılında Sivas”ta meydana gelen katliam Türkiye tarihinin kaydettiği en büyük utanç sayfalarından biridir. Öfkeyle Madımak Oteli”nin önünde toplanan kalabalığın saatlerce otelin önündeki taşkınlıklarına karşı ciddi hiçbir tedbir alınmamış, dönemin yetkilileri otele sığınanlar yerine dışarıda bekleşenlerin eylem güvenliğini sağlamakla uğraşmıştır. O gün iktidarda olanın SHP olması bu olayda hiç kimsenin sorumluluğunu veya utancını, azaltmaz. Sonuçta bir bütün olarak değerlendirildiğinde 33 insanın diri diri yakılması bu ülkenin topraklarında vuku bulmuş bir hadisedir.

2 Temmuz olayını her yıl oturup kendimizle yüzleşmek için ibretamiz bir hadise olarak değerlendirmekte büyük faydalar vardır. En meşru protestolarımızın, tepkilerimizin nasıl hayvani bir öldürme şehvetine dönüşebildiğini, bizi bu noktaya götüren duygularımıza karşı acizliğimizi sürekli sorgulamak zorundayız.

Orada öldürülenler Alevi miydi? Ya iki gün sonra Başbağlar”da öldürülenler Sünni miydi? Yoksa öldürenler mi Aleviydi? Bu sorular çerçevesinde kaldığımız müddetçe bu muhasebeyi yapamayız. Aksine bu basit ve ucuz tarafgir sorular çerçevesinde kaldığımız müddetçe yeni 2 Temmuzlar için kin ve nefret potansiyelimizi daha fazla artırmaktan başka bir şey yapmamış oluruz.

2 Temmuz”la yüzleşmenin yolu nedir?

Madımak Oteli”nin müzeye dönüştürülmesi bu yüzleşmeye bir katkı sağlar mı?

Bu talep son zamanlarda bazı Alevi örgütlerinin siyasi iddialarının merkezine yerleşmiş bulunuyor. Doğrusu bu yüzleşmeyi evrensel değerler adına, gerçekten bir daha 2 Temmuzlar yaşanmasın diye isteniyorsa buna can-u gönülden katılmak gerekir. Ancak iddiayı dillendirenlerin bunu yaparken sergiledikleri öfke ve ilgili-ilgisiz taraflara yönelttikleri nefret çok tehlikeli bir “Madımak simgeselliği”nin üretilmiş olduğunu gösteriyor.

Sadece Alevi kesimin değil, bütün Türkiye”nin yetiştirdiği en saygın aydınlardan biri olan Reha Çamuroğlu”nun AK Parti”den aday olma yönündeki siyasal tercihini bile “Madımak katillerine katılmak” olarak yargılayıp harcayan zihniyet, 2 Temmuz”la yüzleşebilir mi? Kimdir Madımak katilleri? AK Parti”ye oy verme ihtimali bulunan yüzde 40”a yakın bir toplum kesimi var. Bunların hepsine birden Sivas katilleri yaftasıyla yaklaşanlar 2 Temmuz”la yüzleşmeye ehil bir kafaya sahip olabilir mi?

Bu olsa olsa “2 Temmuz”u nasıl onlar yapar da biz yapamayız” diyecek bir kafadır. Türkiye”de farklı kesimler arasında kin ve nefretin kalıcı olmasından nemalanan bir kafadır. Belki iki gün sonra kanları yerde kalmasın diyerek Başbağlar”da olayla hiçbir ilgisi olmayan masum insanları katlederek intikam almaya duygusal imkanı veren bir kafadır. Oysa 2 Temmuz gerçeğiyle yüzleşmek için öncelikle şu gerçekleri asla unutmamak gerekiyor.

1. 2 Temmuz katliamı Sünnilerin veya belli bir parti tabanının Alevilere karşı husumetinin bir sonucu değildi. Olayın evveliyatını hatırlamak -tabii ki vahametini hafifletmek için değil, ama- bu işten Sünni düşmanlığı üzerinden bir Alevi siyasallığı üretmeye çalışanlara artık dur demek için mutlaka gereklidir. Nitekim olaya Alevi karşıtlığı değil o günlerde Ehl-i Beyt”in varlık sebebi olan, Hz. Muhammed”e iğrenç hakaretlerde bulunmuş olan Salman Rüşdi”ye duyulan öfkenin yönlendirilmesi yol açmıştır. Tam da böyle bir zamanda Salman Rüşdi”nin bu fikirlerini Türkiye”de yayma işini üstlenen Aziz Nesin”in Sivas gibi bir yerde bulunması olayın bütünlüğü içinde görüldüğünde, Türkiye”de nasıl bir dönemin kimler tarafından açılmış olduğu üzerinde tekrar tekrar düşünmeye değer

2. Sivas katliamı için başlatılan yargılama süreci tam bir yargı skandalıdır. Bir misilleme mantığı içinde yürütülmüştür ve gerçek katilleri bulmaktan ziyade “33 ölüye karşı 33 idam” mantığıyla sonuçlandırılmıştır. Oysa 33 kişinin katili yüz kişi olabileceği gibi bir kişinin ölümünden yüz kişi sorumlu olabilir. Bu konu üzerinde düşünmek bile mümkün olanın dışına çıkarılmıştır.

3. Yine 2 Temmuz”u yapan kafanın aynısı sadece iki gün sonra Başbağlar”da üstelik taammüden ve hiçbir yanı kaza ile hafifletilemeyecek şekilde en iğrenç misillemeci intikam hesaplarıyla planlanarak ortaya çıkmıştır. O günden beri Türkiye”de bir kesim 2 Temmuz dedikçe başka bir kesim Başbağlar demeye alışmıştır.

4. Suçun şahsiliği ilkesini unutup suçları topyekûn belli bir kesime yüklemek Türkiye”de 2 Temmuz”ların da Başbağlar katliamlarının da muhtaç olduğu duygusal ortamı besler. Türkiye”de vicdan sahibi herkes Alevi veya Sünni olduğuna bakmaksızın aynı anda hem Madımak hem de Başbağlar dolayısıyla hüzün ve utanç duymalıdır. Sonuçta engelleyemediğimiz her kötülükten de sorumluyuz.

Başbağlar Madımak”ın misillemesi olamamıştır. Her ikisi de şeytanın iğvası olarak hepimizin cürmünü daha da artırmıştır.

5. Madımak”ı müze yapma talebi şayet olayda can veren Muhlis Akarsu, Asım Bezirci, Nesimi Çimen gibi sadece Alevi kesimin değil bütün Türkiye”nin ortak değerlerini başka kesimlerden uzaklaştıracaksa, bu değerleri birilerinin münhasır mülkü haline getiriyorsa 2 Temmuz”la yüzleşilmiş olmaz. Madımak”ın, kendi komşularına kin ve nefret duymayı sağlaması isteniyorsa ki, aşikâr görünen odur, bunun bir siyasal talep olarak bu kadar ısrarla dillendirilmesinde hiçbir iyi niyet eseri yoktur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: