Prof. Dr. Yasin AKTAY

10 Kasım Duyarlılığı

Siyasetten kaçmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan muhalefetin son kaçış noktası da 10 Kasım duyarlılığı oldu. Atatürk”ün ölümünün yıldönümünde açılımla ilgili bir hamleye girişmenin Atatürk”ün manevi şahsiyetine bir saygısızlık olduğunu hem Bahçeli hem de Bahçeli defalarca tekrarladı. Dün ise bu koroya ilginç bir biçimde PKK”nın üçüncü adamı Duran Kalkan da katıldı. “Atatürk”ün ölüm yıldönümünde Türkiye”nin doğal olarak yasta” olduğundan hareketle iktidara bir kötü niyet atfetmiş.

Öncelikle bu günün gerçekten tesadüfen mi seçildiğini, değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunda hiçbir fikrim olmadan, sadece 10 Kasım duyarlılığı ile siyasetin nasıl bu kadar bağdaşmaz gösterilebildiğiyle ilgili bir iki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Neticede 10 Kasım”da yapılacak olan şey, normal zamanlarda yapılması ayıp, ahlak-dışı, bir yas yıldönümüyle asla bağdaşmayacak ne tür bir özelliğe sahiptir acaba?

Meclis”te o gün görüşülmesi düşünülen konu Türkiye”nin toplumsal barışının yeniden ve güçlü bir biçimde tesisinin imkânlarının araştırılması. İşin çok önemli bir boyutu da 25 yıldır anlamsız bir biçimde akan kanın durdurulması, anaların babaların gözyaşlarının dindirilmesi Güneydoğu”dan başlayarak bütün Türkiye”nin kaynaklarını heba eden bir kördüğümün çözülmesi, Türkiye”nin bu ağır kasvetten kurtarılarak atağa geçirilmesinin siyaset sınırları içinde ve TBMM çatısı altında yollarının tartışılmasıdır. Bütün bunlar başarıldığında kurucusunun 10 Kasım”da anıldığı Cumhuriyetin çok daha güçlü bir cumhuriyet olacağı, ülkenin inanılmaz zengin potansiyelinin serbest kalarak hızla gelişip güçleneceğinden hiç kimsenin kuşkusu yok.

Peki, böyle bir şeyi 10 Kasım”da yapmanın nesi yanlış? 10 Kasım”la ilgili hangi duyarlılık noktası bu ideallerle bağdaştırılamıyor? Anlamak mümkün değil. Atatürk”e saygı duyarlılığı diye bir şey varsa, bu duyarlılığa hitap edecek en güzel hediye bu olmaz mı? Öyle ya, bir yandan da, “Yurtta sulh, cihanda sulh” gibi bir vecizenin sahibi olan bir lidere, böyle bir günde “toplumsal barışın samimi arayışı” çabasından daha anlamlı bir hediye olabilir mi?

Hükümetin giriştiği yöntemlerle bütün bu ideallerin gerçekleşemeyeceğini düşünebilirsiniz. Bu konuda tutturulan yolun yanlış olduğunu ve daha doğrusunun sizde var olduğunu da düşünebilirsiniz. Düşüncelerinizi söylemek, tartışmak ve iktidarın tezlerini çürütmek için, TBMM”ndeki bir oturumdan daha iyi bir yer veya fırsat olabilir mi? Bu yapılan şey yanlış değilse, 10 Kasım”da veya başka bir günde bunu yapmak niye yanlış olsun?

Aslında hiç de eğlenceli olmayan başka bir açıdan da sorabiliriz soruları: mesela, sorun büyük ölçüde kanın durdurulması olduğuna ve bunu bugün ele almanın 10 Kasım duyarlılığına aykırı olduğu düşünüldüğüne göre, bu duyarlılıkla daha fazla bağdaştırılan şey nedir acaba? Bu mukaddes günün anısına daha fazla kan dökülmesi, aradaki soğuk rüzgârların daha da soğuk estirilmesi veya öfke ve nefretin daha fazla artırılması mıdır, mesela? Ne yapılmalı 10 Kasım duyarlılığına daha uygun davranmış olmak için?

Siyaset, bilhassa hamasi duyguların aklı ve tartışmayı engellediği, sağduyuyu bastırdığı yerde devreye girmesi gereken bir insan etkinliğidir ve en iyi temsil mekânı da Meclis çatısıdır. Ne yazık ki, Meclis çatısı altında bu temsil görevini yapmak yerine siyasetçiler bütün sorunları duygusal alana, yani tamamen duyguların anaforuna atmakta pek mahir davranıyorlar.

Siyaseti engelleyen yeterince duygusal bariyer yokmuş gibi, sorunun karşısına bir de 10 Kasım Duyarlılığı diye bir şey çıkarmak topu tribüne atmak gibi bir şey. Tıpkı Kandil”den dönen PKK”lıların karşılama şovlarıyla yaptıkları gibi… Topun, atıldığı tribünden dönmesini beklemek zorunda kalıyoruz her seferinde, uzun uzun…

Sahadaki oyunda mağlup olan takımların topu ikide bir tribüne atmasını, hele gitmiş bir topun geri dönmesini istemiyor olması aslında aptalca bir şey, çünkü geçen süre kendi yenilgilerini daha da pekiştiriyor. Ancak bununla yapılan şey tribündekilerin de kontrol duygularıyla oyuna dahil olmaya kışkırtılması ise, bu çok tehlikeli bir oyun.

Bir yere kadar anlayabiliriz, siyaset kimsenin rakibinin hayrını düşünmek zorunda olmadığı bir alandır, ama bari siyaset yapmanın zeminini tamamen yok eden bir çabaya dönüşmesin.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: