Prof. Dr. Yasin AKTAY

Güneydoğu mitingleri ve Kürt meselesinde yeni dönem

16 Nisan’da halkoyuna sunulacak olan anayasa paketiyle ilgili taraflar kampanyalarını son hızla devam ettiriyorlar. Bu kampanyaların oylanacak olan anayasa paketinin içeriğine yoğunlaşmış olması bu referandum için en ideal durum olurdu kuşkusuz. Gerçi paketin içeriğiyle ilgili olarak Kılıçdaroğlu’nun bile son zamanlarda ilk günküne nazaran bir hayli bilgilenmiş olduğu görülüyor.

Toplumda genel olarak paketin ne getirdiği hususunda başlarda var olan kafa karışıklığının iyice azaldığı ve hükümet sistemleriyle ilgili toplumda genel geçer bir bilgi seviyesinin bir hayli arttığı görülüyor. Buna rağmen tartışmalar da, taraf tutmalar da salt paketin içeriğiyle sınırlı kalmamaya devam ediyor. Paket ne getirirse getirsin, bunu bilse bile sadece Erdoğan istiyor diye reddeden bir kitle var. O kitleyi herhangi bir bilgi ile veya herhangi bir argüman ile ikna etmenin yolu yok.. Kararına etki eden şey bildikleri değil, duygularıdır çünkü.

Doğrusu, paketi destekleyen önemli bir kitle de sadece bildikleri veya yeni öğrendiklerinden dolayı değil, sadece Erdoğan’a olan muhabbetlerinden ve bağlılıklarından dolayı pakete tam destek veriyorlar. Siyasetin hiç şaşmayan bir düzeyidir bu.

Referandumla ilgili ortaya çıkması şimdiden görünen tablo da, sadece Türkiye’deki hükümet sisteminde bir değişiklikle sınırlı kalmayacak. Bilhassa sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır ve Mardin mitingleri ile sayın başbakanımızın Bitlis, Siirt, Batman, Şırnak, Hakkari ve Van mitinglerinde ortaya çıkan tablolar, buralarda sonuç ne olursa olsun Türkiye’nin milli birlik ve dirliği açısından yepyeni ve taptaze bir enerjiyi açığa çıkaracaktır.

2015 Temmuz’undan sonra Güneydoğu şehirlerimizde yeni bir süreç başladı. Adına çözüm süreci denilen ve neticesinde terör örgütünün bütün foyasını, ikiyüzlülüğünü, caniliğini daha da açığa çıkarmakla sonuçlanan sürecin bitmesiyle bölgede izlenen yeni siyasetin halk nezdinde gördüğü destek bu mitinglerde bütün ihtişamıyla dışa vuruyor.

HDP’nin belediyeler marifetiyle “özyönetim” macerasına giriştiği il veya ilçelerin tamamına kayyum atanmış durumda. Bu kayyumlar birkaç aydır işbaşında ve bölge yerleşim merkezlerini hasret kalmış olduğu belediyecilik hizmetleriyle en güzel şekilde buluşturuyorlar. Halkta kayyumların atanmış olmasından dolayı en ufak bir hoşnutsuzluk olmadığı net bir biçimde görülüyor. Bilakis kendi oylarıyla seçmiş oldukları belediyelerin kendilerine ihanet etmiş olduğunu düşünen halk kayyum uygulamasından son derece memnun. Bu memnuniyeti ifade etmek için artık her vesileyi değerlendiriyor.

Özyönetim diyerek şehirleri işgal eden, insanların evlerinin önüne çukurlar kazan, evlere bomba düzeneği kurup yakıp yıkan, yatak odalarının duvarlarını delip evden eve geçişler yaparak bütün mahremiyetlere tecavüz eden militanların insafına teslim olan HDP’nin veya PKK’nın bugün Kürt halkına söyleyeceği hiçbir şey yok. İstediği yerde hayır kampanyası çerçevesinde mitinglerine yapıyorlar ama halka anlatabildikleri hiçbir şey yok, halkın da kulak verdiği yok. O yüzden mitingleri son derece cılız geçiyor.

Şırnak’ta başbakanın mitingi için, şehir ahalisi “Şırnak Şırnak olalı böyle bir miting coşkusu yaşamadı” Üstelik miting terör dolayısıyla tuzaklanmış evlerin yeniden inşa edilmek üzere tamamen yıkılıp düz bir alana dönüştürüldüğü yerde cereyan ediyor. Evleri yıkılmış olanlar bundan devleti değil HDP ve terör örgütünü sorumlu tutuyor ve devletin bilakis kendilerine sahip çıkmış olmasından dolayı memnuniyetlerini ifade ediyorlar.

DEVLETE DAİR ALGI DEVRİMİ

Şehirler yeniden inşa ediliyor. Terörün mağdur ettiği halkın canına bir zarar gelmesin diye azami dikkat sarf edildi. Ve böylesi bir operasyonda dünyada emsali görülmemiş bir titizlikle sadece eli silah tutan teröristlere odaklanılarak sivil kaybın yaşanmamasına çalışıldı. Buna mukabil mala gelen zararın da telafi edildiğini gördükçe bölgede adeta bir algı devrimi yaşanıyor: Devlet eski devlet değilmiş. Bu devlet Kürtlerin de devletidir ve temel misyonu öldürmek değil yaşatmaktır, ayırımcılık değil eşitliktir, uzaklaştırmak değil kucaklamaktır.

O yüzden Şırnak’ta meydan “kahrolsun PKK!” diye inliyordu. Yol boyu evlerinin balkonlarından pencerelerinden insanlar büyük bir coşkuyla başbakan Binali Yıldırım’ı selamlamaktan çekinmiyordu.

Şırnaklılar çukur siyaseti esnasında PKK’nın bir başka ihanetine ve kalleşliğine bizzat tanıklıklarını ifade ediyorlar. Dağ kadrosundan gelip çukurları şehrin gencecik çocuklarına kazdıran kaşarlı militanlar, devlet operasyona başladığı gün o çocukları ölüme terk edip kaçmışlar.

Şırnaklılar bu ihaneti dehşetle anlatıyorlar ama bir teselli payıyla: Kendileri de devlet operasyon başlattığında örgütün bütün ısrarına, tehditlerine rağmen militanlara canlı kalkan olma talebini reddedip ilk saatte şehri boşaltmış ve devlete daha rahat operasyon için ortam sağlamış. Şırnaklılar, bu yolla tavırlarını ilk saatte devletten yana koymuş olduklarını övünerek anlatıyorlar.

Bu arada bölgede sıkça karşılaşmaya başladığım bir talep daha var: PKK tarafından çözüm süreci esnasında kaçırılmış olan 15, 16, 17 yaşındaki çocukların anne-babaları çocuklarını istiyorlar.PKK’ya seslenmek istiyorlar, orada muhatap bulamıyorlar tabi. O yüzden devletten talep ediyorlar çocuklarını sağ salim olarak PKK’nın elinden alıp kendilerine vermeyi.

O yaştaki çocukların örgüte kendi istek ve iradeleriyle katılmaları ihtimali yok diyorlar. O yaşta çocuk suç işleme ehliyetine sahip değilse örgüte de ancak kaçırılarak gitmiş olabilir. O yüzden insanlık suçunu bu yolla işleyen örgütü şikayet ediyorlar.

Ediyorlar etmesine ama bir yandan da insan haklarına, çocuk haklarına pek düşkün olduğunu söyleyen Avrupa’dan yana umutsuzluklar. Avrupa için insan hakları sadece kendi istedikleri gibi davrananların haklarıdır. Onların siyasetlerine hizmet etmeyenler insan bile değildir.

Hülasa: 16 Nisan referandum süreci, sonucu ne olursa olsun Kürt sorununda yeni bir dönemin başlangıcı olmaktadır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: