Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kuvvetler ayrılığı ilkesi anayasa değişikliğiyle etkili ve verimli bir biçimde gerçekleştirilecek

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, Genel Merkez’de, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Toplantının gündemine ilişkin bilgi veren Aktay, referandum sürecinin toplantıda görüşüldüğünü, sürecin TBMM aşamasının önemli olduğunu belirterek, iki partinin Türkiye siyasi tarihinde örnek olacak uzlaşmasıyla bu sürecin yürüdüğünü anlattı.

CHP’nin de sürecin içerisinde olmasını arzu ettiklerini ifade eden Aktay, “Cumhuriyet Halk Partisinin bu sürecin içerisinde olması ve katkıları varsa ki, bugün çokça eleştiriler yaparak, dışarıdan gazeller okuyarak yapmakta olduğu eleştirileri daha sürecin içerisinde, sürecin bir parçası olarak yapma şansı, imkanı vardı ancak bu şansı kullanmadı.” diye konuştu.

Aktay, CHP’nin TBMM’deki anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında demokratik hakkını sonuna kadar kullandığını ifade ederek, “Bu süreci engellemek için elinden geleni yaptı, aslında hukukun, demokrasinin çok da tanımadığı başka engelleme ve direniş imkanlarını da kullanmaya çalıştı. Kürsü işgalinden kabin işgaline kadar giden parlamentodaki süreci engellemek için herkesin, bütün milletimizin huzurunda bütün imkanları kullanmaya çalıştı.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bugün yaptığı açıklamaları da değerlendiren Aktay, “(Meclis’e dayatma ile anayasa olmaz) yani bu sürecin adını bu şekilde koyuyor olması, yani Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmiş, TBMM’nin yeter sayıda yani 339 milletvekilinin oluruyla neticede kabul edilmiş olan bir anayasa değişikliği tasarısını ve netice itibarıyla halkın önüne gelmekte olan bir anayasa değişiklik sürecini bir dayatma olarak niteliyor olması, aslında demokrasi anlayışımızın hangi seviyede olduğunu gösteren ibretlik bir durum.” ifadelerini kullandı.

“Ne olup bittiğine neticede halk karar vermiş olacak”

Yasin Aktay, CHP’nin anayasa değişikliği sürecine yönelik tüm eleştirilerini Meclis’in yetkilerinin azaltılması ve cumhurbaşkanına fazla yetki veriliyor olması üzerine yoğunlaştırdığını belirterek, şunları söyledi:

“Netice itibarıyla aynı Meclis’in vermiş olduğu bir karar var, aslında saygıya oradan başlamak lazım, yani Sayın Kılıçdaroğlu’na bunu hatırlatmakta fayda var. Netice itibarıyla bugün yetkilerini zayıflatmamak için mücadele verdiğini söylediğin Türkiye Büyük Millet Meclisinin vermiş olduğu bir karara karşı sergilediğiniz bir saygısızlık var. Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarını bu şekilde veriyor, vermiş bulunuyor, sen önce o karara saygı duyacaksın. Üstelik o karar anayasayı değiştirme kararı değildir, anayasa değişikliğini halk oyuna sunma kararıdır. Ne olup bittiğine neticede halk karar vermiş olacak.”

TBMM’nin, anayasanın vermiş olduğu yetkisini kullandığını dile getiren Aktay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

(Parlamenter sistem içerisinde mevcut yetkilerini bile kullanmaya bu şekilde bir tavır sergilediğiniz parlamentonun onurunu, yetkisini, gücünü savunmak size mi düştü?) diye sorarlar. Netice itibarıyla sizin savunduğunuz elbetteki parlamentonun gücünün artırılması falan değil, aksine bugün yapılması düşünülen, daha doğrusu artık halkın oyuna sunulmak üzere olan bu tasarının gerçekleştireceği şey Meclis’in veya parlamentonun gücünü azaltmak değil, asla bilakis Meclis’in yetkisinin daha da artırılması, Meclis’in kendi işine dönmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha güçlü bir biçimde gerçekleşmesi olacaktır. Bunu da herkesin artık bu şekilde bilmesinde büyük fayda var.”

Konunun çarpıtıldığını ve bunun için de her çeşit propaganda malzemesinin kullanıldığını belirten Yasin Aktay, “Burada kuvvetler ayrılığı ilkesi şimdiki anayasa değişikliğiyle çok daha güçlü bir biçimde, çok daha etkili ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmiş olacaktır.” dedi.

Konunun tüm kesimler tarafından bütün boyutlarıyla tartışıldığını ve tartışılmaya devam edileceğini vurgulayan Aktay, “Gurur duyuyoruz bu manzaradan, bu tartışmanın gerçekleşecek olmasından gurur duyuyoruz. Esas itibarıyla bugün AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştirilecek olduğumuz üçüncü halk oylaması. Bizim aslında demokrasi anlayışımız halkı karar alma sürecine doğrudan doğruya katmak ve karar alma sürecinden halkı dışlayan bütün mekanizmaları devreden çıkarmak, millet üzerinde vesayet kurmaya kalkışan bütün unsurları bertaraf etmek ve halkı iktidar yapmak. Demokrasinin mutlak anlamı da en gerçekçi anlamı da budur.” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, kabinede değişiklik iddialarına ilişkin, “Emin olun yok. Hiç yok, yani öyle bir konu ne konuşuldu ne de gündeme öyle bir konu gelmiş bulunuyor.” dedi.

Daha önce 21 Ekim 2007’de gerçekleştirilen referandumla halkın doğrudan cumhurbaşkanını seçmesinin önünü açan sürecin başladığını anımsatan Aktay, “Kabul edelim ki eksik kalmış bir değişiklikti. Zaten eksik kalmış olduğu için bugünkü sistem bir noktaya geliyor, birtakım krizler üretmeye aday olabiliyor. Bizi bu değişikliğe götüren tam da bu iki başlılık üreten, üretme potansiyeli çok yüksek olan aynı zamanda istikrarsızlıklar üretme potansiyeli çok yüksek olan bu sistemi tamamına erdirmek.” diye konuştu.

Aktay, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konuya yaklaşımı ne yazık ki hala bir ‘apartman yönetimi’ seviyesinde. Aslında iyi bir apartman verip, onun yönetimine getirsek hepimiz rahatlarız. Doğrusu bir apartman yönetiminden getirdiği örneklerle bugünkü cumhurbaşkanlığı sistemini, yani halkın oyuna sunulmuş olan bu cumhurbaşkanlığı sistemini değerlendirmeye çalışıyor.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni sistemin bir denetimsizlik üreteceğini savunduğunu dile getiren Aktay, sistemin bir denetimsizlik getirmeyeceğini, aksine denetimi çok daha fazla arttıracağını vurguladı.

Sistem değişikliği ile Meclis’in üçte ikilik çoğunluğunun kararıyla cumhurbaşkanının tasarrufları ve kendisine yargılama yolunun açılabildiğine dikkati çeken Aktay, “Esasen şimdiki sistemde fiilen cumhurbaşkanı denetimden uzak ve denetimden muaf durumda. Biz Cumhurbaşkanlığı sistemiyle böyle bir denetimi daha da kolaylaştırmış olacağız.” ifadesini kullandı.

“Hiçbiri de tarafsız olmamıştır”

Aktay, “Cumhurbaşkanının tarafsızlığı yok olacak” iddialarına yönelik olarak da şunları kaydetti:

“Bizim getirdiğimiz ‘partili cumhurbaşkanlığı sistemi.’ Partili cumhurbaşkanlığının aslında fiilen şimdiye kadar uygulanmış bir sistem olduğunu hatırlatmak, buna dikkat çekmek isteriz. ‘Şimdiye kadar Allah aşkına hangi cumhurbaşkanı tarafsız olmuş?’ sorusuna dürüstçe cevap verelim. Bu soruyla dürüstçe yüzleşelim. Şu ana kadar isterseniz tek tek Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak İsmet İnönü’ye, oradan Celal Bayar’a oradan Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, rahmetli Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer. Bu cumhurbaşkanlarının hangi birisi tarafsız olmuş Allah aşkına? Her birisi bir partinin içerisinden seçilip gelmiş, bir şekilde o partinin ya zihniyetinin veya tarafgirliğini en katı bir biçimde yapmıştır üstelik adına ‘tarafsız’ diyerek yapmıştır. Hiçbiri de tarafsız olmamıştır.”

Bir cumhurbaşkanının partili olmasının illa ki taraflı davranacağı anlamına da gelmediğini vurgulayan Aktay, Başbakan Binali Yıldırım’ın da “partili başbakan” olduğunu ama icraatlarını, uygulamalarını “80 milyonun Başbakanı” olarak tarafsızlıkla gerçekleştirdiğini kaydetti. Aktay, benzer şekilde belediye başkanlarının da partili olduğuna ama kendilerine oy vermeyen insanlara da hizmet vermekle sorumlu olduklarına dikkati çekti.

Aktay, “Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımız elbette ki kendisine oy veren de vermeyen de herkesin temsilini en iyi şekilde yerine getirmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır.” diye konuştu.

 “Bu siyasi hurafeyi yıkmanın artık zamanı gelmiştir”

ABD’de de bir başkanın seçilmesi durumunda partisi ile birlikte “başkan” olduğunu belirten Aktay, “Bir insan başkandır diye, bütün ülkeyi temsil ediyor diye bir partiyle ilgisi olmaması gerektiği düşüncesi tam bir siyasi hurafedir. Bu hurafeye inanan çok. Bu siyasi hurafeyi artık yıkmanın zamanı gelmiştir. Bunun çok daha dürüst, etkili bir yönetime bizi ulaştıracağını söylemek isteriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Aktay, 140 yıllık parlamenter tecrübeden vazgeçildiğine yönelik eleştirilere karşılık da “Parlamenter tecrübe elbetteki ki her bir dönemde her bir cumhurbaşkanının veyahut padişahın zamanında farklı uygulanmıştır. Bir tecrübedir, tabii ki bütün tecrübeler bizim için önemlidir. Netice itibarıyla bizi bugün bu değişikliğe sevk eden, teşvik eden, bu değişikliği bizim gündemimize getiren şey, mevcut parlamenter düzenin sistem içerisinde yarattığı boşluklar, aksaklıklar. Bu aksaklıklar, Türkiye’nin gelişimi önünde engeller oluşturmaktadır.” dedi.

Var olan yönetim sisteminin 2023 hedeflerine ilerleyen Türkiye’yi taşımaya yetmediğini vurgulayan Aktay, yapılan değişikliğin bir anlamda mevcut sistemin güncellenmesi anlamına geldiğini kaydetti.

Yasin Aktay, bugünkü MYK toplantısında anayasa, referandum ile ilgili muhtemel gelişmelerin ele alındığını, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığının hazırladığı yayınlara yönelik bir sunumun da yapıldığını ifade etti.

“Bugün, yarın herhalde gider”

Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aktay, “AK Parti’nin referandum kampanyasının ne şekilde olacağı” yönündeki soru üzerine, bu konuda alınmış net bir karar olmadığını, birimler içinde toplantıların devam ettiğini söyledi.

Aktay, “Anayasa değişikliğinin TBMM’den ne zaman Cumhurbaşkanlığına gönderileceği” sorusuna da “Bugün, yarın herhalde gider.” karşılığını verdi.

“Kulislerde kabine revizyonu iddiası bulunduğu ve MHP’nin hükümete gireceğinin söylendiği” belirtilerek, “AK Parti’nin gündeminde bir kabine değişikliği olup olmadığı” sorulan Aktay, “Emin olun yok. Hiç yok yani öyle bir konu ne konuşuldu ne de gündeme öyle bir konu gelmiş bulunuyor. Dışarıdan bu tür söylentileri biz de ilgiyle izliyoruz.” dedi.

Sosyal medyada kampanyalar yürütüldüğü hatırlatılarak, Yüksek Seçim Kurulu Malatya İl Seçim Müdürü’nün, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkındaki sözlerine yönelik görüşünün sorulması üzerine Aktay, kampanyanın demokratik şölen, demokratik nezaket kuralları içinde geçmesini umduklarını ifade etti.

Yasin Aktay, henüz resmi kampanyalarının başlamadığına, bu kampanyaların kendileri dışında geliştiğine dikkati çekerek, “Resmi görevli herkes kendi konumunu, kendi görevini, kendi görevinin kendisine yüklediği sorumlulukları ve sınırları çok iyi biliyor olmalı. Bu konuda kimseye bizim bir şey söyleme durumumuz olmaz. Yani biz hiçbir resmi görevliye böyle bir şey asla ne teklif ederiz ne de böyle bir tavsiye de bulunuruz.” diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kararlarının tartışıldığı ifade edilerek, son olarak 7 Müslüman ülkeye getirdiği vize kısıtlaması ve Müslümanlara dönük söylemleri konusunda ne söyleyeceğinin sorulması üzerine de Aktay, “Büyük bir kaygıyla izliyoruz.” dedi.

Daha önceki birtakım şikayetlerin ve eleştirilerinin yeni yönetim zamanında düzeltilmesini beklediklerini ancak düzeltilmek bir yana, çok daha kötü gelişmelerin söz konusu olduğunu anlatan Aktay, bazı başka ülke vatandaşlarının ABD’ye alınmaması yönündeki kararın hiçbir şekilde izah edilemeyeceğini söyledi. Aktay, “Bu, insan haklarına tamamen aykırı, büyük bir insan hakkı ihlalidir. Ben, her şeyden önce Amerika’nın geleceği için kaygılanmaya başladım.” diye konuştu.

Yasin Aktay, “Neticede ismi zikredilen ve listeye eklenmiş olan ülkelerin hepsi kendi ülkelerinde kriz bölgeleri, kendi ülkelerinde insan hakkı ihlallerini bırakın, sistematik insan kıyımları, katliamların, vahşetlerin olduğu ülkeler. Bu ülkelerden insanların kaçmak zorunda kalması ve sığınacak bir yer aradığı ortamda siz kendi ülkenizi bu şekilde, üstelik yeşil kartı olanlara bile kapatma noktasına geliyorsanız eğer bunun tek adı vardır, bu ırkçılıktır. ABD’nin şu anda insan hakları noktasında dibe vurduğu bir dönem yaşıyoruz. Tabii ki Amerikan toplumu içerisinde bu uygulamalara karşı yükselen sesi de ayrıca ilgiyle ve sevinçle izliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’nin Suriye Demokratik Güçlerine zırhlı araç vermesi konusuna da değinen Aktay, “ABD’nin, sözüm ona Suriye Demokratik Güçleri denilen, aslında büyük ölçüde terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan terör örgütü unsurlarına çıtayı biraz daha yükselterek zırhlı araçlar, daha nitelikli silahlar vermeye başlamış olması da bu açıdan endişeyle izlediğimiz bir husus. Sadece izlemekle de tabii ki kalmayacağız, bunun da gereğini elbette ki yapacağız.” dedi.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: