Prof. Dr. Yasin AKTAY

“Halep’te, Suriye’de yaşanan katliamlardan doğrudan doğruya sorumludurlar”

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, parti genel merkezinde yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken, gazetecilere açıklamalarda bulundu ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Toplantının gündeminde her zaman rutin konuları görüştüklerini belirten Aktay, terörle mücadele konusunda iç ve dış güvenliğin değerlendirildiği uzun bir toplantının yapıldığını söyledi.

Aktay, İstanbul’daki terör saldırısına da değinerek, 37’si güvenlik kuvvetlerinden olmak üzere 44 kişinin hayatını kaybettiğini, 150’nin üzerinde kişinin de yaralandığını hatırlattı.

Söz konusu saldırının, İnsan Hakları Günü’nde gerçekleştirildiğine dikkati çeken Aktay, “İnsan Hakları Örgütlerinin, bu terör örgütünün caniliğine dair biraz daha farkındalık geliştirmelerini beklerdik, hala da bekliyoruz. Doğrusu bu terör örgütünün bu tür cani eylemlerini, cinayetlerini öyle bir günde yapmayı seçmiş olması, çok daha farklı mülahazalara konu olabilir, nitekim oldu da.” diye konuştu.

Terör örgütünün, insan hakkı ihlalleri konusunda ortaya koyduğu tablonun bundan ibaret olmadığını dile getiren Aktay, son iki, üç yılda binlerce 18 yaşın altındaki çocuğun militanlaştırıldığı, ellerine silah verilerek dağlara, çatışmaların ortasına sürüldüğünü ifade etti.

Aktay, “Ne yazık ki bu konuda, aslında normal şartlarda başka herhangi birisi yaptığında ortalığı ayağa kaldıracak, ayağa kaldırması gereken insan hakları örgütlerinin, bu konuda ciddi bir suskunluk, tam bir sağırlık ve körlük içerisinde davranıyor olduklarını görmek, ayrıca manidar bir durumdur.” dedi.

İnsan hakları örgütlerinin zaman zaman Türkiye’yi objektif şekilde değerlendirdiklerini belirten Aktay, aynı zamanda Türkiye’ye yönelik yapılan eleştirileri de dikkate aldıklarını aktardı.

Yasin Aktay, “Birtakım insan hakları örgütlerinin, objektif uluslararası kuruluşlarının Türkiye’ye yaptıkları değerlendirmelerden hep faydalandık. Ama bugün maruz kalmış olduğumuz bir terör saldırısı karşısında, aynı insan hakları örgütlerinden, aynı dayanışmayı görmediğimizi yine de ifade etmek isteriz. Bunu da insan hakları örgütlerinin dünyada aslında görmeleri gereken şeyi görmediklerini, yapmaları gereken işleri yapmadıklarını ifade etmek gerekiyor. Bu da bizden onlara bir eleştiri olsun. Bu eleştiriyi de dikkate almalarını istiyoruz.” diye konuştu.

“Terör örgütü halk nezdinde güç kaybına uğradı”

Aktay, toplantıda terörle mücadelede bugünkü gelinen noktaya değindiklerini de aktararak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Terör örgütünün şu anda özellikle Güneydoğu’da daha yoğun faaliyet içerisinde olduğu ve taban bulduğu alanlarda ciddi bir güç kaybına uğramış olduğu değerlendirmesi her bakımdan bütün rakamlarla ortada. Gerek 20 Temmuz 2015 tarihinden itibaren başlayan yeni terörle mücadele dalgasından sonra bertaraf edilen ve etkisiz hale getirilen terörist sayısı 9 bin 500’ü geçmiş oldu. Bunların bir kısmı öldürülerek, bir kısmı yakalanarak, bir kısmı da teslim olarak etkisiz hale getirilmiş olan terörist sayısı.”

Yasin Aktay, terör örgütünün şu anda halk nezdinde ciddi bir güç kaybına uğramış olmasına da dikkati çekti.

Terörle mücadelede yeni bir konsepte geçildiğini belirten Aktay, “Son terör saldırısı karşısında Türk halkının ortaya koymuş olduğu bir tepki, bir reaksiyon var. Çok haklı bir reaksiyon, son derece haklı bir duyarlılıkta, terör örgütünü özellikle sosyal medya ortamında destekleyen veya maruz kaldığımız terör saldırısının vehametini hafifleten, onu adeta bir dalga konusu haline getiren, Türkiye halkının duyarlılıklarıyla adeta dalga geçen insanların biraz daha sorumlu davranabilecekleri yeni bir zeminle karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Son terör saldırısı karşısında Türkiye’de genel olarak parti ayrımı yapmaksızın, siyasi meşrep ayrımı yapmaksızın bütün partiler arasında bir ittifakın, bir konsensüsün oluşması konusunda fiilen oluşmuş bir atmosferin olduğunu vurgulayan Aktay, “Bu da tıpkı 15 Temmuz darbe girişimine karşı Türkiye’de gelişen ‘Yenikapı ruhu’na benzer bir ruh ile karşı karşıyayız. Bu ruhun bir gereği olarak Sayın Başbakanımızın çağrısı üzerine, hem terör örgütünü faaliyetleri hem de terör örgütüne karşı yürütülen mücadele konusunda bilgilendirilmek üzere CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Genel Başkanımız bir araya gelmişlerdir. Bugün yapılan ortak açıklama ile ortaya çıkan konsensüsün söylemine şahit olduk.” ifadelerini kullandı.

Terör örgütü PKK’nın bir halk tabanı kalmadığını ifade eden Yasin Aktay, “PKK terör örgütünün beslendiği başka bir zeminin var olduğunu ne yazık ki söylemek durumundayız. Suriye’de PYD’ye verilen destek silahların bir kısmının rahatlıkla PKK’ya ulaştırılıyor olduğunu artık biliyoruz. Bu konuda NATO’da müttefiğimiz olan, her bakımdan stratejik müttefiğimiz olan Amerika Birleşik Devletleri’nin ne yazık ki bu konuda halen Türkiye’nin duyarlılıklarını anlamamakta ısrar ettiğini ifade etmek istiyorum.” dedi.

Terör örgütü PYD’nin, PKK’nın isim değiştirmiş hali olduğunu belirten Aktay, “Çok açık ilişkiler var, hem söylemsel hem de sembol dağarcığı, dil dağarcığı açısından çok ciddi bir ilişki var. Suriye’deki durum ne yazık ki ülkemize bu şekilde yansımaktadır. Aslında bakarsanız o saldırının Türkiye’nin iç tartışmalarıyla da bir nebze ilgisi var. Bu saldırının doğrudan Türkiye’nin içine girmiş olduğu yeni durumla, yani Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili iki parti arasında gerçekleşmiş güzel bin anlaşmaya verilmiş tepki olarak değerlendirilebilir. Bir boyutu da Suriye’deki gelişmeler tabii ki.” değerlendirmesinde bulundu.

“O güzelim tarihi şehir Halep”

Suriye’de ciddi bir insanlık trajedisi yaşandığının altını çizen Aktay, “Gelişmelere insanlık sadece şahit olmakta, hiçbir şey yapılmamaktadır. Güçlü devletler, hiçbir şeklide adalet üretememekte, akan kanı durduramamakta, zulmü engelleyememektedirler ve katliamları durduramamaktadırlar.” dedi.

Aktay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Aslında bir elini kıpırdatsa rahatlıkla bu işi engelleyebilecek durumda olan ülkelerin bırakın engellemeyi, adeta yangının üzerine körükle gitmek gibi bir yolu tercih ederek, bu katliama ortak olduğunu görüyoruz. Şu anda dünya halkları bu olay karşısında infial halinde ama dünyayı yönetenler kıllarını kıpırdatmamaktadırlar. Tabii çok açık ve net bir biçimde ifade ediyoruz, yani bu olayı sadece yapanlar değil, engellemeye gücü yettiği halde engellemek için kılını kıpırdatmayanların hepsi bu olaydan sorumludurlar, Halep’te, Suriye’de yaşanan katliamlardan doğrudan doğruya sorumludurlar.”

Halep’te yaşanan olaylara karşı Türkiye’den başka yapabileceğinden fazlasını yapabilecek bir ülkenin olmadığını aktaran Aktay, Türkiye’nin Halep’te bir katliam yaşanmaması için elinden geleni yaptığını söyledi.

Aktay, “O güzelim tarihi şehir Halep yıkılmış, tahrip edilmiş durumda, insanlar katledilmiş, sadece bir hafta içerisinde bin 500’e yakın insanın katledilmiş olduğu, büyük bir çoğunluğu çoluk çocuk olmak üzere insanların katledilmiş olduğu bir şehir.” dedi.

“Psikolojik, dayanışma boyutu var”

MYK toplantısında Ar-Ge Başkanlığı’nın bir sunumu olduğunu da belirten Aktay, anayasa değişikliği ile ilgili çalışmaların da gözden geçirildiğini, TBMM parti grubu çalışmaları ve gündeminin de değerlendirildiğini ifade etti.

Açıklamanın basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aktay, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘tüm terör örgütlerine karşı seferberlik ilan ediyorum’ dedi. Bu bir Anayasa bağlamında seferberlik mi, yoksa psikolojik boyutu mu var? ” şeklindeki soru, şunları söyledi:

“Aslında her bakımdan… Tabi Anayasa bakımından terörle mücadele için yapılması gereken bir şey yok ama bir psikolojik boyutu var, bir dayanışma boyutu var. Türkiye halkının bu konuda bir zaafiyet göstermeden kendi içindeki o uzlaşmayı o konsensüsü daha da pekiştirmesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu tür çağrıları toplumda ciddi bir yankı bulmaktadır. Karşı karşıya olduğumuz tek bir terör örgütü değil, birkaç terör örgütü var. Bütün terör örgütlerinin kendi içlerindeki uyumu, Türkiye’ye düşmanlık etme noktasında ve Türkiye’ye düşmanlık eden harici odakların taşeronluğunu üstlenme noktasında kendi içlerinde nasıl bir eşgüdüm içerisinde olduklarını bugün biraz daha net biçimde görüyoruz. Alfabenin kaç tane ismini sayarsak sayalım aslında karşımızda bir tane organize bir güç var ve bu organize güç zaman zaman PKK’yı, zaman zaman FETÖ’yü, zaman zaman DEAŞ’ı veya DHKP-C’yi kullanmaktadır.”

Terör konusundaki konsensüs eksikliğinin, anlayış eksikliğinin toplumda zaman zaman nüksettiğini belirten Aktay, “İnsanlar kendi aralarındaki siyasi ihtilafları, yer yer bazı terör örgütlerini takım tutar gibi tutma noktasına götürüyor veya en azından ‘yeterince lanetlememek, yeterince kınamamak’ şeklinde garip bir tavrın içerisine sürükleyebiliyor. Terör başlı başına kendisi kötü olan bir eylem biçimidir, çünkü masum insanların canına kasteden bir cinayettir, katliamdır. Başlı başına lanetlenmeyi gerektiren bir durumdur, kim yaparsa yapsın.” diye konuştu.

“Seferberlik çağrısı”

Terör saldırılarının hedefinin herkes olduğunu vurgulayan Aktay, “Türkiye’de 79 milyon yaşayan insana karşı yapılan bir saldırıdır bütün terör saldırıları, ister DEAŞ’tan gelsin, ister PKK’dan, ister DHKP-C’den, ister FETÖ’den gelsin. 15 Temmuz’da bunu son derece net bir biçimde gördük, bu terör saldırısı o da büyük çaplı bir terör saldırısıydı ve bu terör saldırısının nihai hedefi Türkiye’yi yıkmaktı.” ifadelerini kullandı.

Aktay, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu anlamda bir seferberlik çağrısı içerisinde olması son derece isabetli bir durum, tabii ki biz bu seferberlik çağrısına zaten hazırız ve elimizden geleni yapacağız. Benim anladığım kadarıyla ‘bir anlayış’ çağrısı.” dedi.

Başbakan Yıldırım ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin görüşmelerine de değinen Aktay, “Bugün çok güzel geçen Türkiye için çok umut verici bir buluşma olarak gerçekleşen, ‘liderler zirvesi’nin akabinde ortaya konulan tablo, zaten bu seferberliğin en güzel ifadesi olarak, bu seferberliğe bir tür katılım olarak gerçekleşmiştir.” diye konuştu.

“Başbakan ile muhalefet liderlerinin görüşmesinin ardından somut bir sonuç, terörle mücadele konusunda bir yasal değişiklik olup olmayacağı veya teröre karşı geniş kapsamlı bir harekat yapılıp yapılmayacağı” yönündeki soru üzerine Aktay, şunları kaydetti:

“Zaten şu tablonun ortaya konmuş olması başlı başına çok önemli çok olumlu bir adım olarak değerlendirilmiştir. Bu başlı başına toplumdaki psikolojiyi sağlam tutmak açısından, toplumun beklediği bir tablodur, bu birlik beraberlik tablosudur. Neticesinde gerekli birtakım yasal adımlar atılması gerekiyorsa, Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Bahçeli de zaten gereken desteği vereceklerini ifade etmişlerdir ama şu an için somut böyle gereken bir durum yok.”

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: