Prof. Dr. Yasin AKTAY

Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay AK Parti Siirt İl Başkanlığı’nın kültür merkezinde gerçekleşen İl Danışma Meclisi toplantısında konuştu.

Kayyumluğun, bir partinin belediye başkanlığını alıp başka bir partiye verme işlemi olmadığını vurgulayan Aktay, şöyle konuştu:

“Kayyumluk, işini yapmayan hatta işini yaparken suç işlediği için görevine, yetkisine devlet tarafından el konulmuş ve işi devlet tarafından yönetilmek istenen bir işlemdir. Burada kayyumun bizim partili olması elbette ki beklenmez, kimsenin böyle bir beklenti içerisinde de olmaması gerekiyor. Ama netice itibariyle şu anda devleti yöneten AK Parti’dir. Halkımıza doğru düzgün hizmetin götürülmesinden de sorumlu olan partimizdir. Eğer bir partiye mensup olan birisi herhangi bir makama seçildiğinde, nasıl olsa ‘ben seçildim, ben buranın padişahıyım, istediğim gibi davranırım, gerekirse bu belediye başkanlığını gider terör örgütüne ciro ederim, hizmetine sokarım, bana ne halktan’ derse eğer, kardeşim devlet buna el koyar. Devlet derki bu hakkı ‘sen bu yetkiyi kafana göre istediğin gibi işlem yapasın diye vermedim.’ Senin halkla yaptığın bu anlaşma kanunlar çerçevesinde seçim hukuku çerçevesinde onlara hizmet etmen üzere bir sözleşmedir. Sen bu sözleşmeyi ihlal ettin gereğini yerine getirmediğin zaman sana bu görevini hatırlatacak, yapmadığın zaman da buna el koyacak bir devlet vardır.”

Belediyelerin halka hizmet etmek yerine, sadece Kandil’deki bir terör örgütüne hizmet etmekle meşgul olduğunu ifade eden Aktay, bütün talimatların ondan alındığını kaydetti.

Bölgede adeta ayrı bir yönetim kurulduğunu, Siirt ile ilgili herhangi bir imar mevzusunun Diyarbakır’da kurulmuş olan bir büro tarafından yönetildiğini anımsatan Aktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O Kandil’den gelen grup adeta ayrı bir devlet kurmuştu. Bizim buna göz yumma hakkımız yok ve zaten yummadık. Belediyede çalıştırdıkları insanların hemen hemen hepsine verilen maaşlar onlardan kesiliyor ve yine terör aidatı adı altında veya sözde şehitlerine, gazilerine verilmek üzere, Kandil’e gönderiliyordu, terör faaliyetlerinin finansmanında kullanılıyordu. Dolayısıyla burada HDP belediyeleri yönetiminde çalışanlar mutlu değillerdi. Bugün o çalışanlar daha mutlular. Çünkü en azından maaşlarına el konulmuyor, yasa dışı faaliyetlere mecbur bırakılmıyorlar. Temizlik işçisi ama bir takım yasa dışı siyasi faaliyetlere ne yazık ki mecbur bırakılıyorlardı. Hendek kazma, şehirlere terörü yayma konusunda Kandil’den aldıkları talimatları uygulamakla yükümlü tutuluyorlardı. O tür yükümlülüklerden kurtulmuş, özgürleşmiş oldular.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

Türkiye’de yürütme ve yönetim sistemini birleştirmediği sürece her zaman ülkenin başına iş açmaya devam edeceğini aktaran Aktay, bunu yaparken muhalefetin parlamentoyu zayıflatacakları, bütün yetkileri bir elde toplayacakları, yasama, yürütme ve yargıyı bir elde birleştirecekleri yönünde kendilerine itirazda bulunduklarını belirtti.

Muhalefetin diktatörlüğü getireceklerini söylediğini vurgulayan Yasin, şunları söyledi:

“Gelin isterseniz şu diktatörlük getireceksiniz lafındaki asıl niyete ve asıl tasavvur dünyasına şöyle bir bakalım. Bakın bunlar parlamentoyu zayıflatacaksınız diyorlar. Zannediyorsunuz bunlar Parlamento’yu çok seviyor, çok saygılılar. Bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne o kadar saygılılar ki TBMM ne karar verse kabul edecekler. Hemen soralım, Anayasa değişikliği TBMM’den kaç oyla çıktı? 339 kişinin oyuyla onaylandı ve referanduma, halk oylamasına getirilmesine karar verildi. Buna TBMM karar verdi. Sen hani TBMM’ye çok saygılıyım, güçlü olsun diyorsun ya işte bugün TBMM buna karar verdi. Sen kalkmış diyorsun ki anayasa değişikliği bir dayatmadır. Kimin dayatması? TBMM’nin, TBMM kim? Sabahtan akşama kadar ensemizde boza pişirdin. TBMM’nin yetkisi azaltılacak, zayıflatılacak. Karar ver, güçlü TBMM mi istiyorsun, yoksa sadece senin istediğin şeyi yapan bir TBMM mi istiyorsun? Ona karar ver.”

Aktay, Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olarak ülkeye reva gördüğü uygulamaların, Meclis’te çoğunluğu, desteği olmadığı halde hayata geçirdiğine dikkat çekti.

Katsayı uygulaması ve başörtüsünden örnekler veren Aktay, “Halkın yüzde 99’unun Müslüman olduğu bir ülkede, bu ülkenin inancının önemli bir değeri olan başörtüsünü yasaklıyorsan bunu ancak diktatörlükte başarabilirsin, başka bir şekilde başaramazsın. Sen bunu Parlamenter Sistem içerisinde başardın. Diyorsun ki bu sistem değişirse diktatörlük gelecek. Hayır senin tasasına düştüğün şey ileride gelecek diktatörlük değil, elinden gidecek olan bir diktatörlüktür. Sen iktidarda olmadığın halde şu anda zihniyetini iktidarda tutmayı başarabilen bir diktatörlüğün temsilcisisin. Son diktatörlük düzeninin temsilcisisin.” diye konuştu.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: