Suriye’de Türkiye’nin başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu bütün hızıyla devam etmekteyken, operasyonun amacına ilişkin Türkiye’nin ortaya koyduğu vizyon aslında Suriye üzerine hesap yapan herkese ders ve uyarı oluşturacak nitelikte.


Soçi’de Rusya ve İran’la ulaşılan mutabakatı en güçlü bir biçimde destekliyor ve takip ediyor Türkiye. Bu mutabakatın en önemli iki maddesi Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Suriye’nin Suriyelilere bırakılmasıdır. ABD’nin bu konuda ortaya koyduğu politika bu üç ülkenin mutabakatına tamamen ters. ABD’nin Suriye ile ilgili planları Suriye’nin parçalanmasına götürüyor, çok net.

Terörle mücadele adına bölgeye yapılan yabancı müdahalesi günün sonunda bütün bölgeyi en şiddetli bir terör ortamı ve sonuçlarıyla başbaşa bırakıyor. Doğrusu Irak’ı işgal ederken terörle mücadeleden ziyade “demokrasi getirmek” gibi bir hedefi dillendirmişti ABD. Neticede getirip ektiği demokrasiden bugün bölgeyi daha da istikrarsızlığa sevk eden bir terör biçmiş oluyor. “Demokrasi ekip terör biçmek”, hasıl olan terörle mücadeleyi tekrar ekip kitlesel katliamlar ve kaos biçmek, ABD’nin bölgedeki macerasının bir özeti.

Oysa Türkiye’nin “demokrasi” ve “terörle mücadele” gibi süslü laflar adına yıkılan, tarumar olan ve kaosa sürüklenen bölgeyi tekrar düzene ve istikrara kavuşturmaktan başka bir çabası yok. Onlar yıkıyor Türkiye imar ediyor. Fırat Kalkanı operasyonuyla birlikte Türkiye bu misyonunu en net bir biçimde gösterdi. Kurtarılan bölgeler hızla imar edilerek, buradan göç etmek zorunda kalmış olan 150 bin Suriyelinin evlerine dönmesi sağlandı. Evlerine dönenler Türkiye’nin sunduğu hizmetlerle hayat buluyor.

Afrin’de de Türkiye’nin başka bir amacı ve arayışı yok.

Geçtiğimiz hafta içinde Kuveyt’te düzenlenen “Irak’ın Yeniden İmarı” konulu konferans bu olayların gölgesi altında fazla gündem bulmadı, ama toplantının özeti tam da Türkiye farkının çarpıcı bir manzarasını ortaya koydu.

Irak 2003 yılında sonradan koca bir yalan olduğu ortaya çıkan “kitle imha silahlarına sahip olduğu” gerekçesiyle işgal edildi. İşgalin gerekçesi boş çıktığı halde ABD Irak’ta işgalin en korkunç ve insanlık dışı yüzünü sergilemekten geri durmadı. Neticede Irak bütün şehirlerinin yıkıldığı, her kesimden bir milyonun üstünde insanın katledildiği, tarafların birbirine kin ve düşmanlık ektiği bir yıkım dönemi yaşadı. Bu işgalin birinci dereceden sorumlusu olan ABD, Obama’nın seçim vaadi olarak 2011’den itibaren çekilmeye başladığında arkasında harap olmuş bir Irak bırakmıştı.

O yetmiyormuş gibi DAEŞ terörüyle mücadele adına girişilen müdahale, kurtarılan yıkık Musul ve diğer şehirleri bıraktı. Bugün DAEŞ’ten ve işgalden kurtulmuş Irak’ın yeniden imar edilmesi gereği üzerine mutabık kalınmış durumda. Ama bu imar sorumluluğunu üstlenme konusunda yıkımın sorumlularının ortalıkta aynı işgüzarlıkta görünmediklerini de ibretle seyrediyoruz.

Kuveyt’te gerçekleşen Irak’ın Yeniden imarı konulu toplantıda Türkiye adına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bundan sonraki süreçte Irak’ta Türkiye firmalarının üstleneceği projeler ve yatırımlar için 5 milyar dolar kredi vaadinde bulundu. Bu kredinin kullanım şekli, Irak’ın yeniden inşasını sağlarken, bir yandan da hem Türkiye hem de Irak’ın ekonomisine bir dinamizm kazandıracak ve bu da istikrar için çok önemli bir adım olacak.

Aynı toplantıda Kuveyt 2 milyar, Suudi Arabistan 1,5 milyar, BAE 500 milyon, ABD de 3 milyar vaat etti. Irak’ı yıkarken yüzmilyarlarca dolar harcayan, tabii ki bu miktarların çok fazlasını Irak’ın mal varlığına el koyarak geri alan ABD’nin yıktığı Irak’ın inşası için, yine proje bazlı sadece 3 milyar dolar kredi ayırması da kayıtlara ibretlik bir sahne olarak geçmiş olsun.

KUVEYT’İN İPEKŞEHİR VE ADALAR PROJESİ

Irak’ın Yeniden İnşası toplantısına Kuveyt’in evsahipliği yapması, Kuveyt’in bölgede oynamaya çalıştığı makul, arabulucu rol ile mütenasip. Irak tarafından 1990 yılında işgal edilen Kuveyt bugünlerde bölgede çok daha merkezi bir rol üstlenmek üzere büyük vizyon projelerine hazırlanıyor. Aslında epey zaman öncesinden dillendirilmiş olan bir İpek Şehir ve Kuveyt Adaların Geliştirilmesi Projesi bugünlerde ülkenin gündeminde öncelikli sıralara yerleşmiş durumda.

Kuveyt’i bölgenin önemli bir kültür, ticaret, yatırım, teknoloji, siyaset ve yaşam alanı haline getirmesi beklene projenin maliyeti için 500 milyar dolarlık bir bütçe telaffuz ediliyor. Yepyeni bir şehir ve 9 adanın geliştirilmesini içeren proje Kuveyt’e bağlı bir serbest ticaret ve yatırım bölgesi öngörüyor.

Projenin inşası bölge için çok önemli bir kalkınma ve gelişme vizyonu koyuyor ortaya. Türk inşaat sektörünün Kuveyt’te çok olumlu bir algısı var. Kuveyt havaalanının inşasında şu ana kadar ortaya konulan performans çok iyi bir izlenim bırakıyor ve İpek Şehir projesi için kendiliğinden Türkiye firmalarına bir davetiye oluşturuyor. Ama görebildiğim kadarıyla henüz Türkiye’den bu projeyle yeterince ilgilenen yok.

Oysa Türkiye’nin behemehal Türkiye’yi Irak üzerinden Kuveyt’e bağlayacak bir demiryolu projesini hızla hayata geçirerek bu projeye olan ilgisini göstermesi gerekiyor.

Aslında böyle demiryolu projesi Türkiye’nin hem Irak’ın yeniden inşasına yapabileceği en önemli katkı olur, hem de bu yolla Türkiye’nin Körfez ekonomisine daha etkili bir biçimde eklemlenmesi için önemli bir yol sağlamış olacaktır.