Tamamen tevafuk, ama çok anlamlı bir tevafuk oldu.

Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Tillo’da hocası İsmail Fakirullah için kurmuş olduğu ışık düzeneğinin çalıştığı 23 Eylül sabahında Tillo’daki etkinliğe katılmak üzere yola çıkmaya hazırlandığımda takvimimde TÜBA’nın bu yılki olağan GEBİP değerlendirme toplantısının tam bir gün önce yani 22 Eylül’de Erzurum’da başlayacağı notunu hatırladım.

Demek nasipte Tillo’ya Marifetname sahibi İbrahim Hakkı’yı anmak için çıktığımız yola bu sefer onun doğduğu yere uğrayarak gitmek varmış. Bu tevafuk gerçekten çok anlamlı, çünkü Hazretin doğum yeri olan Erzurum’da katılacağım toplantı da kendi Marifetname’sinde bütün bilimler arasında sağladığı bütünlüğü sağlamak gibi bir iddiası da olan TÜBA’nın üç gün sürecek yoğun bir bilimsel toplantı.

Üyesi olduğum TÜBA’nın Üstün Başarılı Genç Bilim Adamlarını Ödüllendirme Programı (GEBİP)’in yıllık değerlendirme toplantısı bir süredir her yıl Ankara ve İstanbul dışındaki Anadolu şehirlerimizden birinde ve o şehrin üniversitesiyle işbirliği içinde yapılıyor. Böylece bilimsel çalışmalara tarih boyunca hep başka bir ufuk ve derinlik katmış olan seyahat boyutu da ihmale edilmemiş oluyor, ülkemizde yeni kurulan üniversitelerin dünya bilim dünyasıyla entegrasyonuna önemli bir katkı sunulmuş oluyor.

Geçtiğimiz yıl Kastamonu’da üniversite kampüsünde gerçekleşmişti aynı toplantı. Vefatının 50. Yıldönümü dolayısıyla Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün anıldığı toplantıda Prof. Halil Berktay’ın Köprülü ve bilimsel yöntem üzerine, ardından Prof. Ahmet Yaşar Ocak hocanın devam ettiği muhteşem fikir ziyafetinden nasiplenmiştik.

Bu yıl Üstün Başarılarıyla ödüllendirilecek olan ve Fen (Kimya, Fizik, Matematik), Mühendislik, Sağlık ve Yaşam ve Sosyal Bilimleri alanında projesi olan  60 kadar genç bilim adamının sunumlarının da yer alacağı Erzurum’daki toplantının ana gündem maddesi “Sürdürülebilir bir gelecek için Akıllı Enerji Çözümleri”. Bu başlık altında TÜBA üyesi ve Enerji Çalışmaları Grubu başkanı Prof. Dr. İbrahim Dinçer’in bir açılış konuşması var.

TÜBA, ülkemizin en saygın ve özgün ödül programlarından biri olan GEBİP kapsamında şu ana kadar 404 genç bilim adamımızı ödüllendirmiş ve teşvik etmiş durumda. Tabi GEBİP TÜBA’nın tek programı değil, yanısıra verdiği doktora öncesi veya sonrası yurtdışı araştırma burslarıyla Türkiye’nin  son zamanlarda nispeten her alanda yakalamış olduğu gelişmelerdeki katkısını da hissettirmektedir.

Erzurum’daki bu güzel toplantının ancak açılışına katılabiliyoruz, çünkü  300 sene kadar önce buradan Tillo’ya varmış olan bir Erzurumlunun orada kurduğu düzenekle çalışacak olan ışık hadisesine katılmak üzere yola koyuluyoruz.

“Yeni yılda doğan ilk güneş hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi neyleyim!”

İbrahim Hakkı’ya Tillo’da tedrisinden geçtiği İsmail Fakirullah için 18. Yüzyıl şartlarında hazırladığı, o günler için ve bu coğrafya için bugünden çok olağanüstü görünen bu ışık düzeneğini kurdurtan motivasyon bu sözlerin ifade ettiği duygularda saklı. Bu duygu insanın ilme olan aşkını ifade eden, bilgiyi bir sevgi konusu olarak kuran bir duygu.

Hz. Ali’ye isnat edilen “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü ilmin değerinin rakamlarla veya bize katacağı güçle ölçülemeyen başka bir takdir alanını işaret ediyor. Günümüzde bilgi ya güçtür, ya nakittir. Alınıp satılabilir ve kimde olduğunun hiçbir manevi anlamı ve değeri yoktur. İlmi tahsil ettiğimiz insanlarla ilişkilerimiz de bir maddi alış-veriş ilişkisine dönüşmüş durumda. Hiç kimse çocuğunu öğretmenine artık “eti senin kemiği benim” diyerek teslim ettiği yok. Bilakis öğretmenine ödemiş olduğu ücret dolayısıyla kendini patron gibi hissettiren öğrenciler var.

Böyle bir dünyada, tabiatıyla bilginin üretimi de başka her türlü metanın üretiminden farksız oluyor. Bilgi sevgisi (philo-sophia) olarak felsefe yerine, bilgiyi bir iktidar aracına dönüştüren ve her türlü hakikati siparişe göre istenilen ambalaja sokabilen bir sofist motivasyonu hakim dünyaya.

Böyle bir dünyadan İbrahim Hakkı’nın 250 yıl kadar önce Tillo’da kendisine bu dünyanın ve öte dünyanın ilminden nasibine düşeni aktarmış olan hocasına duyduğu şükran borcunu hepimizin hissetmesine ihtiyaç yok mudur?

Bu borcun farkına varmak elbette şükrümüzü arttırır. Kula teşekkür etmesini bilmeyen rabbine şükretmesini de bilmez elbet. Öğretmeninin kadrini bilmeyen, O’nun öğrettiğinden başka hiçbir şey bilmediğimiz hakikatini takdir edemez, bu hakikatin şükrünü eda edemez.

İbrahim Hakkı bu hakikatin şükrünü rabbine eda etmek için hocasına teşekkür etti. 250 sene kadar önce Tillo’da öyle bir düzenek kurdu ki, gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu ekinoks tarihlerinde doğan yılın ilk güneşi Tillo’yu aydınlatmadan önce burada medfun olan hocası İsmail Fakirullah’ın mezarını aydınlatır. Onun mezarını aydınlatırken, ilim tahsilinin anlamına dair zihinlerimizi, vicdanlarımızı da aydınlatır.

Her yıl 23 Eylül tarihinde Tillo’da bu düzenek eşliğinde hadise tekrarlanır. İsteyen herkes bu hadiseye şahit olmaya gelir.

Bu arada önümüzdeki yıl da TÜBA’nın GEBİT yıllık değerlendirme toplantısının Siirt üniversitesiyle işbirliği içinde bu tarihte Tillo’da yapılmasını önerdim. Belki bu ışıktan yansıyan bilgi-sevgisiyle bilim dünyamıza yepyeni bir aşka gelir.